Son Mühür / Atakan Başpehlivan Ege Bölgesi Sanayi Odası Ağustos Ayı olağan meclis toplantısı başkan Ender Yorgancılar'ın öncülüğünde İAOSB'de bulunan meclis salonunda gerçekleşti. TÜSİAD Başkanı Ozan Diren'in de katıldığı meclis toplantısında ülke ve kent ekonomisine dair önemli diyaloglar yaşandı.
Ender Yorgancılar: Bedel ödenecekse biz ödedik

TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ozan Diren'in ardından kürsüden önemli açıklamalarda bulunan EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar, sanayicinin özellikle vergi ve vize alanında ciddi problemlerle karşı karşıya kaldığını aktararak, enflasyonla mücadele çağrısını yineledi ve sözlerini şu ifadelerle sürdürdü: "Önümüzdeki süreçte yapılacak seçimlerin güzel bir atmosferde yapılmasını ve kimsenin kırılıp, küsmemesini diliyorum. Hak eden kazanmalı, kim kazanırsa kazansın, kazanan başkanın yanında olacağım. Biz üç yıldır enflasyon ile mücadele ediyoruz. Fiyat istikrarının sağlandığı bir evredeyiz. Öncelikle döviz kurlarının enflasyona paralel bir hale gelmesi gerekiyor. Merkez Bankası faizleri üç puan düşürdü. Kredi faizlerinde hiçbir şey yok.
En büyük sıkıntılardan biri finansmanlara ulaşımdır. Belki enflasyonu düşüreceğiz ama üretim yapan şirketlerimiz azalabilir. Merkez Bankası yüzde 37 olan mevduat faizindeki fonlama maliyetini çekti ancak önümüzde üç tane toplantı kaldı bu toplantıların sonucunda yıl sonu faiz oranı 32 civarında olur diye düşünüyoruz. ABD, İran ile ticaretini kesmeyen tüm ülkelere yaptırım uygulama kararını aldı. En büyük bedeli sanayici ödedi ve ödemeye devam ediyor. Türkiye'nin birinci derecedeki hedefi enflasyonu düşürmektir. Bu ülke bir tane, burada bedel ödenecekse ödedik, gerekirse 1 sene daha ödeyelim ama netice itibariyle enflasyonu düşürelim. Üretim yoksa kalkınma hayaldir diye her ortamda dile getiriyorum. Verilerdeki oynaklık ne zaman istikrara kavuşursa o zaman sanayi rayına oturacaktır. Bu zincirleme bir etkidir. Her şeyin önündeki en büyük engel enflasyondur.
Sanayinin gelişmediği bir düzende ilerleme mümkün olmayacaktır. Bunları gözardı etmememiz gerekiyor. İhracatçıyız, imalatçıyız ve vergilerde de dezavantajlıyız. Kemalpaşa Organize Sanayi Bölgesi'nin kahrını çekenlerden başında geliyorum. Ben dört kere kapandığına şahitlik ettim. Sayın Aziz Kocoğlu ile birlikte, o dönemki başbakanımız olan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ile görüşerek tekrar açtırdık. Özellikle KOBİ iseniz tedirginliğiniz fazla oluyor. Hangi tekstilci ve gıdacı arkadaşımla konuşsam fiyatın tutmadığını bana söylüyorlar. Diğer bir konu ise vize sorunudur, ihracatçı vizede de, vergide de köşeye sıkıştırılıyor. Birde ayrıca hem vize alınamadığı gibi yatırılan parayı da alamıyoruz. Bugün her KOBİ ciddi bir şekilde finansmana ihtiyaç duyuyor. Bu hafta açıklanan finansman paketi üretimin korunması açısından son derece önemlidir. Yarın başvurular açılıyor. Sadece KOBİ'ler değil büyük firmalarda bundan yararlanacak"
"Yaşadığımız her anın kıymetini bilmemiz lazım"
Ayrıca, geçtiğimiz günlerde yaşadığı bir sağlık sorunuyla ilgili de meclise bilgilendirmelerde bulunan Başkan Yorgancılar, anjiyo olduğunu anlatarak, "Yaşadığımız her anın kıymetini bilmemiz lazım. Birbirimizi hiçbir kondua bence kırmamalıyız. Hayatın ne kadar boş olduğunu 10 gün önce yaşadım. Ana damar yüzde 80 tıkalı çıktı. Doktora kontrole gittim ve anjiyo oldum. Kontrole gitmeseydim belki de krizi yaşayıp çok daha ağır sonuçlarla karşı karşıya kalacaktım. Bunlar yılların birikiminden kaynaklanıyor" dedi.
Halil İbrahim Gökçüoğlu: Rakibe karşı nasıl davranacağımızı ülke olarak analiz etmemiz gerekiyor

Öte yandan, Çin'in özellikle Avrupa pazarındaki klima satış politikasını değerlendiren EBSO Meclis Başkanı Halil İbrahim Gökçüoğlu, Çinli firmaların uyguladığı yöntemlerin Türk firmalara yol göstermesi gerektiğini savunarak, "Etik değerlerimiz kapsamında seçimlerimizi tamamlayacağımıza inancım tam. Tüm adaylara başarılar diliyorum. Çin'in her sektörde disiplin temelli üretimi ve pazarlamada yaşanan bir örneği paylaşmak istiyorum. Avrupalılar son dönemde Çin malı klimaları havada kapıyorlar.
Olay tamamen satış stratejisidir. Bir Japon klimalarına bakın işçilik taş gibi ancak kimse dönüp yüzüne bile bakmıyor. Çünkü Avrupa'da bir daire kiralarsanız şuraya bir klima takmak isterseniz ve ev sahibi itiraz ediyor. Mucize eseri izin alırsanız sadece kuruluma vergiler hariç 2000 euroya anlaşıyorsunuz, tüm bu çile bitene kadar zaten kış geliyor. Çinli üreticiler ise portatif klima ile dış ünite ve duvar delme derdinden kurtarıyorlar.
Bunlar gerçek yaşanan şeyler, adamlar size sadece bir ürün satmıyor. Size komşular arasındaki bitip bitmeyen tartışmaları bile tek tek okuyup hatmetmişler. Böyle bir rakiple nasıl başa çıkabilirsiniz bunu düşünmek gerekiyor. Japon mühendisler hala klimanın ömrü hakkında kafa patlatıyorlar. Çinli firmalar bile çoktan yolu katetmiş gibi gözüküyor. Bu düpedüz iki farklı zihniyetin kapışmasıdır ve bir tarafının diğerini ezip geçmesidir. Rakibe karşı nasıl davranacağımızı ülke olarak analiz etmemiz gerekiyor" şeklinde konuştu
Davut Yanık: Üretim yapmazsak ülke nasıl kalkınacak?
Dilek ve temenni bölümünde sanayciliğin kötü bir noktaya gittiğini öne süren EBSO Meclis Üyesi Davut Yanık, üretimin olmadığı taktirde ülkenin kötüye gideceğini savunarak, "Sanayicilik hakikaten kötüye gidiyor. Üretim yapmazsak bu ülke nasıl kalkınacak? Elemandan, tedarikten devamlı değişik vergilerle karşı karşıya kalıyoruz. Devletin çok güzel teşvikler vermesi gerekiyor. Biz çırpınıyoruz ama dövizin bu hallerinden dolayı sıkıntılı bir tabloyla karşı karşıyayız" dedi.




