Son Mühür / Atakan Başpehlivan Türkiye Sanayici İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ozan Diren, Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Ağustos Ayı Meclis Toplantısı'nda kürsüden ekonomi üzerine önemli açıklamalarda ve çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.
Ozan Diren: Türkiye enflasyonu kalıcı olarak düşürürken sanayisini nasıl ayakta tutacak?

Konuşmasına enflasyon üzerine yaptığı değerlendirmelerle başlayan TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ozan Diren, düşüşün olumlu bir gelişme olduğunu ancak ileri vadede çözümünn kalıcı bir düşüş olduğunu aktararak, "Türkiye enflasyonu kalıcı olarak düşürürken sanayisini nasıl ayakta tutacak? Yarının üretim kapasitesini tüketmemeliyiz. Dünya ekonomisi uzun soluklu bir dönüşümden geçiyor. Belirsizliği yönetmeyi öğrenmemiz gerekiyor. Sürdürülebilirlik standartları gelişiyor. Ekonomi politikası ve dış politika gibi kavramlar artık aynı masanın konuları halinen gelmiştir. Rusya-Ukraynya Savaşı, Orta Doğu'daki gelişmeler tedarik zincirlerinde yeni gelişmelere neden olmaktadır. Küresel enflasyon beklentileri yükseliyor. Çin'deki üretim fazlası baskı oluşturuyor. Hindistan yeni bir üretim gücü olarak yükseliyor Yeni dünyada güven çok önemli noktada. Türkiye bu noktaya iyi bir süreçle geliyor. Genç bir ülkeyiz fakat bu potansiyel kendilğinden üstünlüğe yönelmez. Türkiye ekonomisi son 3 yıldır istikrar arayışında bunun ilk koşulu enflasyon ile mücadeledir. Son üç yılda enflasyonu ciddi anlamda indirdik ama mücadeleyi para politikası üzerinden yürüttüğümüz için zorlaştı. İç siyasi gelişmeler de hedefe ulaşma süresini uzattı. Şimdi başarmamamız için bir neden yok. Enflasyon yalnızca fiyatları arttırmaz, yatırım iştahını zayıflatır ve ekonomiye olan güveni zedeler, enflasyon ile mücadeleden vazgeçmemeliyiz. Orta vadede arz kapasitesini ayarlamalıyız. Kur ve faiz önemlidir ancak bunlar tek başına sorunların kapsamlı bir teşhisi değildir. Türkiye, maliyetleri kalıcı olarak nasıl düşürecek? Bu soruya yanıt vermeden yalnızca kısa vadeli araçları tartışmak doğru olmaz. Asgari ücrette iki gerçeği aynı anda görmek zorundayız, kalıcı çözüm enflasyonu düşürmektir" dedi.
"İlk çeyrekte daralma yaşandı"

Öte yandan, nitelikli istihdam kapasitesi gibi konulara önem verilmesi gerektiğini vurgulayan TÜSİAD Başkanı Diren, Türkiye'nin uluslararası alanda olumlu geri dönüş alması gerektiğini belirterek, "Makro dengelenmenin sanayici üzerindeki etkisini rakamlar net olarak gösteriyor. Uzun vadede yüzde beş çevresindeki bu oran yüzde 2'nin altına indi. İlk çeyrekte daralma yaşandı, büyümenin önemli bir kısmı savunma sanayiden geldi. İhracatta da beklenilen tabloyu göremedik. Hacim bazında bakıldığında ihracatımız azalıyor. Bundan sonra her çeyrek sonunda sektörel ayrıntıları paylaşacağız. Rekabetçilik yalnızca maliyet değildir. Nitelikli istihdam kapasitesi gibi konular da belirleyicidir. Mevcut dönüşümün bir başka boyutuda teknoloji üzerinedir. Dönüşümü planlı düzenleyen ülkeler doğru atılımlar yapıyor. Bugün yeni pazarlar bekliyoruz ancak şirketler günlük faaliyetlerini yapmakta zorlanırken, dönüşümü yalnızca bir ödev listesi olarak sunamayız. İhtiyacımız olan şey seçici ve şeffaf bir çerçevedir. Otomasyon gibi konular hızlanmalıdır. Destekler mevcut yapıyı olduğu gibi korumamalıdır. Kayıt dışıyla mücadele de önemli bir noktadır. Bu sorulara 'su yolunu bulur' anlayışıyla cevap veremeyiz. Kapasite açığı olan alanlarda içerikler veri temelli bir şekilde ele alınmalıdır. Hukuk güvenliğinin, rekabetin, şeffaflığın güçlendiği bir yatırım ortamı Türkiye'nin uluslararası alanda daha fazla olumlu geri dönüş almasını sağlar" diye konuştu.
"Türkiye ile Avrupa arasındaki bağın güçlenmesi gerekiyor"
Son olarak, Avrupa ile Türkiye'nin arasındaki işbirliğinin güçlendirilmesi ve Gümrük Birliği'nin üzerine çalışmaların artırılması gerektiğini savunan TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ozan Diren, kürsüden gerçekleştirdiği konuşmasında şu ifadeleri kullandı: "Türkiye ile Avrupa arasında güçlü bir zemin var, bunu geliştirmek zorundayız. Öncelikli konu Gümrük Birliği üzerine çalışmaların artırılmasıdır. Yapısal sorunların daha fazla ertelenmemesi gerekiyor. Made in EU yalnızca teknik bir yasa değil, stratejik bir tercihtir. Türkiye, Made in EU'ya açık bir şekilde dahil edilmelidir. Bunun yanında hızlı ve somut ilerleme yapacağımız alanlar var. Türkiye'nin gelişmiş sanayi potansiyeli Avrupa için önemli bir noktada durmaktadır. Bu bütün bir diğer tamamlayıcı ürünü ise bağlantısallıktır. İzmir ile Ege limanları, OSB'leri ile bu mimarının doğal merkezlerinden biridir. Yeşil ve dijital dönüşüm artık sanayinin iki ayrı göstergesi değil. İklim kirizi ertelenebilir bir şey değil. Organize sanayi bölgelerinin altyapılarını güçlendirmeliyiz. Su stresi ve ambalaj olanakları artık yönetim planlamasının ayrılmaz parçası haline gelmiştir. İş dünyası gençlerle yürüttüğü çalışmalarla süreçleri aynı şekilde ele alıyor. İzmir ve Ege'de ihtiyacımız olan her şey ve potansiyel fazlasıyla var. Bugün ekonomik programın başarısını ölçmek için enflasyonun düşüşüne bakmak yeterli. Türkiye'nin ihtiyacı yeni bir rekabetçilik gündemidir. Enflasyonla mücadeleden vazgeçmeden programın reform ayağını tamamlayarak başarıya ulaşabiliriz. EBSO'nun ortak akılda çok önemli bir yeri olduğuna inanıyorum. EBSO'ya ve katkı sunan tüm konuklara teşekkür ediyorum"



