Bu tarihi şahsiyetler arasında Alanya Kalesi'nin fethi sürecinde Selçuklu sarayına katılan prenses, devletin kaderine etki eden kilit isimlerden biri haline dönüştü. Döneme ait resmi kronikler ve tarihi anlatılar, prensesin saraya gelişiyle başlayan dönüşüm yolculuğunu açıkça ortaya koydu.
Saray hiyerarşisinde kazandığı nüfuz ve sonraki yıllarda üstlendiği hayırsever kimliğiyle tanınan bu isim, günümüzde tarih meraklılarının odağında bulundu. Büyük Selçuklu sultanıyla kurduğu evlilik bağı, Anadolu coğrafyasına asırlar boyu yaşayacak mimari şaheserler kazandırdı.
Selçuklu sarayına uzanan Alanya anlaşması ve tarihi evlilik
Anadolu Selçuklu Hükümdarı I. Alaeddin Keykubad, 1221 senesinde Alanya Kalesi'ni fethederek Akdeniz'de stratejik bir zafer kazandı. Çetin geçen kuşatmanın ardından kale hakimi Kir Fard, barış ortamı sağlamak ve hakimiyetini korumak amacıyla kızını sultana eş olarak sundu. İki taraf arasında imzalanan siyasi antlaşmanın bir gereği biçiminde gerçekleşen bu nikahla birlikte prenses Selçuklu sarayına adım attı. Bu izdivaç, bölgedeki çatışmaları sonlandırdı ve devlet sınırlarında uzun süreli bir huzur dönemi başlattı.

Tarihte Prenses Destina kimdir?
Alanya Hükümdarı Kir Fard'ın öz kızı olan Prenses Destina, Selçuklu sarayına gelin geldikten kısa bir süre sonra kendi hür iradesiyle İslam dinini seçti. Müslümanlığı kabul etmesinin ardından sarayda Mahperi Huand Hatun adını aldı. Farsça dilinde hanımefendi ve hükümdar anlamına gelen Huand unvanı, prensesin saray protokolündeki saygın yerini simgeledi. Bu tarihi evlilikten dünyaya gelen II. Gıyaseddin Keyhüsrev, babasının vefatıyla birlikte Anadolu Selçuklu tahtına oturdu.

Mahperi Hunat Hatun ismiyle Anadolu'ya bırakılan miras
Mahperi Hatun, oğlunun tahta çıkmasıyla birlikte Valide Sultan unvanını kazandı. Hayatının sonraki döneminde kendisini hayır işlerine ve imar faaliyetlerine adadı. Kayseri merkez olmak üzere Anadolu'nun pek çok kentinde medrese, cami, kervansaray, hamam ve aşevi inşa ettirdi. Kayseri şehir merkezinde yükselen Hunat Hatun Külliyesi, onun Anadolu topraklarına bıraktığı en görkemli yapılar arasında sayıldı. 1254 yılında hayata gözlerini yuman Mahperi Hatun, kendi adını taşıyan külliye içindeki türbeye defnedildi.



