Son Mühür / Yağmur Daştan- Türkiye’de nişasta bazlı şekerde (NBŞ) yüzde 2,5’luk kotayı tam 10 kat açıp yüzde 25’lere çıkaran şirketlere yönelik operasyon sonrası dikkatleri çekti. Operasyon kapsamında aralarında Fabrikası Torbalı Organize Sanayi Bölgesi’nde bulunan Hasal Tarım Ürünleri firmasına da baskın yapılırken 8 ildeki 25 şirkete yönelik arama çalışmaları gerçekleştirildi. ‘Şeker vurgunu’ adıyla anılan operasyon sonrası, TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Başkanı Uğur Toprak, kaçak ve kotasız NBŞ kullanımı hakkında uyarılarını sıraladı.

Dev şeker operasyonunda şirketler belli oldu! İzmir'deki firma da listede!
Dev şeker operasyonunda şirketler belli oldu! İzmir'deki firma da listede!
İçeriği Görüntüle

Bozburun’da yakalanmışlardı! Çakarlı araç iddiasına eski bakandan yanıt
Bozburun’da yakalanmışlardı! Çakarlı araç iddiasına eski bakandan yanıt
İçeriği Görüntüle

“Gıda sanayisinde kullanımı yaygın”

NBŞ’nin mısır nişastasının kimyasal ve enzimatik işlemlerden geçirilmesiyle elde edileceğini ve genellikle sıvı olarak üretildiğini belirten Toprak, nişastanın parçalanarak glukoza ve ardından da fruktoza dönüştürüldüğünü anlattı. Mısırdan elde edilen NBŞ’nin de bu nedenle yüksek oranda meyve şekeri içerdiğini söyleyen Toprak, “Mısır şurubunun maliyet avantajı ve sıvı formda pazarlanabilmesi nedeniyle; şekerlemeler, unlu mamuller, reçel, alkollü ve alkolsüz içecekler gibi gıda sanayisinde kullanımı yaygındır” dedi.

Seker Uretiminde Metal Alarmi Sanayiciden Sikayet Yagdi Bakanlik Tum Fabrikalari Incelemeye Ald

“İştah artışı etkisine yönelik çalışmalar var”

NBŞ’nin vücuda olumsuz etkilerinin Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu raporlarında da vurgulandığını hatırlatan Toprak, son zamanlarda obezite ve kronik hastalıkların artışına işaret etti. Sofra şekeri ve nişasta bazlı şekerlerdeki fruktoz etkisi üzerine bilimsel açıdan yoğun çalışmalar yapıldığını söyleyen Toprak, “Metabolizmada glikoz uyarısı ile salgılanan insülin tokluk hormonu olan leptini uyarır ve açlık hormonu grelini ise baskılar. Bunun sonucunda tokluk merkezi uyarılarak yeme davranışı sonlanır” diye konuştu.

Ugur Toprak Son Muhur

Fruktozun ise insülini daha az uyardığını söyleyen Toprak, “Bu durumun fazla şeker tüketimini, insülin salgılanamamasını, tokluk hissi gelişmemesini ve yeme davranışı devam ettiği için obeziteyi tetiklediği ileri sürülüyor. Fruktozun karaciğer içindeki metabolizması da glukozdan farklı. Fruktozun yıkımı glikozdan daha hızlı ve hızla yağ asitlerine dönüşebiliyor. Bunun sonucunda da karaciğer yağlanması, fibrosis ve siroz gelişebildiği yönünde çalışmalar var. Fruktoz glikoza göre daha tatlı ve beyinde iştah artırıcı hedonik yolakları uyaran etkisi olduğu biliniyor. Fruktozlu ürünlerin tüketimi özellikle bebeklik ve çocukluk yaşlarında damak tadının şekerli ürünler doğrultusunda gelişmesini kolaylaştırıyor” ifadelerini kullandı.

“Kanser” uyarısı da yaptı

Fruktozun bağırsak florası ve mikrobiyatası değişikliğine de neden olduğu yönünde çalışmalar olduğunu söyleyen Oda Başkanı Toprak, NBŞ’nin ise glikozdan farklı olarak kanda ürik asit artışına da neden olduğunu ve Gut hastalığını tetikleyebildiğini söyledi. Toprak, “Sakkaroz ve NBŞ içeren besinlerin aşırı tüketilmesi sonucunda gereğinden çok yeme davranışı, insülin direnci gelişmesi ve obezite, diyabet, kalp damar hastalıkları ve eşlik eden hastalıklara yol açtığına ilişkin yapılan çalışmalar mevcut. Bu besinlerin gereğinden fazla tüketimi, metabolik hastalıkların yanı sıra, obeziteye ve hatta kolon, pankreas, karaciğer ve meme kanseri gibi tehlikeli türlerin gelişimine de zemin hazırlıyor. Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi (EFSA), fazla şeker tüketiminin vücut ağırlığının artışına etki edebileceğini konusunda uyarıyor. Avrupa Birliği tarafından da sağlıklı beslenmenin teşvik edilmesi ve özellikle bu endüstri içinde şekerin azaltılması için yenilikler yapılması öneriliyor” ifadelerini kullandı.

Kent Seker Boykot

“Kalori miktarının azaltılması gerekiyor”

Obezite ve ilişkili hastalıkların tüm ülkelerde olduğu gibi Türkiye için de giderek artan bir problem olduğunun altını çizen Toprak, “Ülkemizde 15 yaş üzeri yetişkinlerde obezite sıklığı yüzde 32, fazla kilolu birey sıklığı yüzde 34,8. Türkiye Beslenme Rehberi’nde ve Dünya Sağlık Örgütü ile diğer uluslararası önerilerde tüm serbest şekerlerden alınan enerjinin, günlük enerji yani enerji miktarının yüzde 10’unu geçmemesi ve bazı ülkelerde ise daha da azaltılması belirtiliyor” diye konuştu.

“Denetimlerin aralıksız sürmesi gerekiyor”

Son olarak Türkiye’de 2018 yılında gündeme gelen özelleştirme ihaleleri sonucunda Türkşeker’e ait 14 şeker fabrikası özelleştirildiğini ve kamu ile özel sektörün şeker sanayindeki pay dengesinin değiştiğini hatırlatan Toprak, “Kapatılan Şeker Kurumu’nun yetkileri Tarım ve Orman Bakanlığı Şeker Dairesi Başkanlığı’na devredildi. Pancar şekeri sektörü, kırsal kalkınmanın temelleri arasında önemli bir yere sahip. Yasal kotanın yüzde 2,5’te tutulması pancar üreticisini korumaya yönelik olsa da özelleştirilen fabrikaların üretim sürekliliği ve piyasadaki kaçak/kotasız tatlandırıcı arzının sıkı denetlenmesi kritik önemini korumakta. NBŞ kotalarının düşük seviyelerde tutulması doğru bir adım. Ancak tüketici sağlığını tam güvenceye almak için merdiven altı ve kural dışı tatlandırıcı kullanımına karşı Tarım ve Orman Bakanlığı denetimlerine aralıksız devam etmesi gerekiyor” diye konuştu.

Muhabir: Yağmur Daştan