Kamu çalışanlarının ekonomik haklarının masaya yatırıldığı Kamu Personeli Danışma Kurulu (KPDK) oturumu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan'ın moderatörlüğünde 8 Ekim 2026'da gerçekleştirildi. Toplantıya damgasını vuran en önemli gündem maddesi, mesai saatleri dışında kurumda kalarak çalışan devlet memurlarına ödenen sembolik rakamlar oldu. Milyonlarca memurun gözünün çevrildiği görüşmelerde, sendika yöneticileri enflasyonist ortamda anlamını yitiren çalışma bedellerinin acilen güncellenmesi çağrısında bulundu.
MEMUR İLE İŞÇİ ARASINDAKİ FAZLA MESAİ UÇURUMU NASIL KAPANACAK?
Oturum esnasında sözü devralan Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, aynı kamu kuruluşunda benzer net maaşlara sahip memur ve işçi statüsündeki personeller arasındaki adaletsiz tabloya dikkat çekti. Mevcut sistemde memurlara saat bazında sadece 16,55 TL ödendiğini, buna karşılık işçi kadrosundakilerin 1.000 TL kazandığını belirten Yalçın, şu sözlerle sitemini dile getirdi: “Bugün bir memura fazla çalışma yaptığında saatlik 16,55 lira ödeniyor. Benzer ücret alan bir işçi saatlik bin lira alıyor. Yani memurun 60 katı alıyor.”
Görüşmelerde taraf olan Türkiye Kamu-Sen yöneticileri de masaya refah payı, ek zam ve 4688 sayılı kanunun revize edilmesi gibi net taleplerle oturdu. Memur-Sen cephesi ise bu tip toplantılardan somut kanuni adımlar çıkmadığı sürece masada bulunmanın gereksiz olduğunu ifade ederek eleştirilerini sertleştirdi.
BAKAN IŞIKHAN'DAN ÜCRET DENGESİZLİĞİ VE TOPLU SÖZLEŞME AÇIKLAMASI
Sendikaların ısrarlı çağrılarına yanıt veren Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, ortaya çıkan tablonun kendi koridorlarında da rahatsızlık yarattığını gizlemedi. Gelir adaletinin sağlanmasına dair mesajlar veren Işıkhan, “Ücret dengesizliği sadece sizin sorununuz değil, bizi de rahatsız ediyor. Çalışma hayatında farklı statülerde çalışan arkadaşlarımız arasındaki ücret farklılıklarını biz de görüyoruz. Ücret adaletinin ve eşit işe eşit ücret anlayışının güçlendirilmesi gerektiğinin farkındayız.” şeklinde konuştu. Sorunun çözümü için müzakere sürecinin öne çekilebileceği müjdesini de veren Bakan, “Eğer mevzuat açısından bir engel yoksa, konfederasyonlarımızın da mutabakatıyla toplu sözleşme sürecini 15 gün daha erken başlatabiliriz.” ifadelerini kullandı.
Sendikal örgütlenme ve çalışma hakları üzerine de değerlendirmelerde bulunan Bakan Işıkhan, 2010 yılında yapılan anayasal değişikliğin önemine değinerek, "Bu düzenleme, kamu görevlilerimizin sendikal hakları ve toplu pazarlık süreçleri bakımından önemli bir dönüm noktası olmuştur. Nitekim, 2002 yılında kamu çalışanlarımız arasında yüzde 47 seviyesinde olan sendikalaşma oranı, bugün yüzde 78'e ulaşmıştır. Kamu görevlilerimizin örgütlenme hakkını daha etkin şekilde kullanmaya başlaması, çalışma hayatında demokratik katılımın ve sosyal diyaloğun güçlenmesine de katkı sağlamıştır." dedi. Annelik izninin de 16 haftadan 24 haftaya çıkarılarak aile bütünlüğünün desteklendiğini belirten Işıkhan, atılacak yeni adımlarla ilgili "Buradaki amacımız, bugüne kadar oluşturulan birikimlerin ve kazanımların üzerine yeni ve daha güçlü bir yapı inşa etmektir." diyerek sözlerini noktaladı.




