Son Mühür / Yağmur Daştan - Eğitim ve Bilim İş Görenleri Sendikası (Eğitim İş) İzmir 1 No’lu Şube Başkanı Özgür Şen, Son Mühür TV’de yayımlanan Sıcak Bakış programının canlı yayın konuğu oldu. 2026-2027 eğitim ve öğretim yılı içinde “İzmir’de okullar yeni döneme hazır mı?” sorusuna yanıt veren Şen, eğitim sektöründe yaşananları da değerlendirdi.

“Genel olarak İzmir ve ülke geneline baktığımızda okullardaki fiziki şartlar ne yazık ki yetersiz” sözleriyle açıklamalarına başlayan Şen, “Birçok okulumuzda fen bilgisi laboratuvarı, müzik sınıfı, resim atölyesi, spor ve tiyatro salonu maalesef ki yok. Hijyen sorunları çok fazla. Bakanlık temizlik malzemesi yönünden okullara yardım ediyor ama yetersiz kalıyor. Bunun yanı sıra temizlik personeli özelinde sorunlarla da karşı karşıyayız. Sürekli geçici çözümler üretiliyor ama yardımcı personeller ve güvenlik personelleri kesinlikle kadrolu olmak zorunda. Müdahale edilmesi gereken konular var ama bunlar hala çözüm bekliyor” dedi.

“Tuvaletteki çeşmeden su içmek zorunda kalan çocuklar var”

Özgür Şen 1

Okullardaki bir diğer sorunun ise öğrencilerin beslenmesi olduğunun altını çizen Şen, “Son yapılan araştırmalara göre Türkiye’de öğrencilerin yaklaşık 9,5 milyonu çocuk yoksulluğu ile karşı karşıya. Aileler beslenme çantalarını dolduramıyor. Ekonomik kriz nedeniyle çocukların cebine yeteri miktarda para da konamıyor. Simit ve ayran 20’şer liradan günde 40 lira yapar. Üç öğrenci olduğunu düşünün… Günde 120 lira, ayda ise 3 bin 600 lira yapar. Yani asgari ücretli ve üç çocuğu olan bir aile geçiminin neredeyse yüzde 15’ini beslenme için harcıyor. Gündelik hayata baktığımızda bunun kirası, faturası var. Çocuğun kıyafeti, ayakkabısı, ulaşım giderleri var. Veliler bu ihtiyaçları karşılamakta gerçek anlamda zorlanıyor. Bu konudaki talebimiz devletin çocuklara tüm kademelerde tüm öğrencilere bir öğün sağlıklı yemek ve temiz içme suyu sağlaması. Maalesef ki bir su alacak parası olmayıp tuvaletteki çeşmeden su içmek zorunda kalan çocuklarımız var. Geçim zorlaştı, öğrencilere destek verilmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

“İzmir’in okula ihtiyacı var”

“Bakanlıkları okulları nitelikli ve niteliksiz okul olarak ayırdı, bu iki ayrımın ortadan kaldırılması gerekiyor” sözleriyle devam eden Şen, okullardaki fiziki duruma ilişkin de açıklamalarda bulundu. Şen, “Bazı okullar veliler tarafından çok rağbet görürken maalesef ki dezavantajlı bölgelerdeki okullar ise rağbet görmüyor. Bu rağbet gören okullara baktığımızda sınıf mevcutları 40 ila 45 kişi durumunda ve bu okullara ciddi kayıt talebi var. Ancak diğer okullara baktığımızda dersliklerde 20 ila 25 kişi var. MEB bunu İzmir genelinde bir ortalamaya vurduğunda derslik başına 23 ila 26 öğrencinin düştüğü belirtiliyor. Fakat çok kalabalık okullarımız var. İzmir’in aslında okula ihtiyacı var. Deprem sonrasında da bunu çok gördük. Örneğin, Narlıdere’deki Oğuzhan Ortaokulu depremde hasar aldı ve 2021 yılında yıkımı gerçekleşti. Aradan 5 yıl geçti, okul yapılmadı ve bir süre sonra kapandı. Evet, deprem sonrası okulların güçlendirilmesi ve yeniden yapılması gerekiyor aslında çok güzel bir sürece başlandı ama ödenek ya da planlama eksikliğinden mi bilmiyorum ama bu çalışmalar yavaş gidiyor” dedi.

“Beş okul aynı binada eğitim yapıyor”

Melih Özakat ve Salih İşgören İlkokulları hakkında alınan yıkım kararlarının ardından öğrencilerin Alsancak Gazi Ortaokulunda eğitim görecek olmasına da değinen Şen, şunları söyledi: “Salih İşgören İlkokulu üç yıl önce yıkıldı, hiçbir çalışma yapılmadı. Melih Özakat İlkokulu’na taşınmışlardı ve iki okul orada faaliyetlerini sürdürmüştü. Şimdi Melih Özakat İlkokulu’na da yıkım kararı çıktı, bu sefer iki okul Gazi Ortaokulu’na taşınıyor. Tabii veli, öğrenci ve öğretmenlerde ciddi bir tedirginlik hakim. O nedenle de velilerimiz bir araya gelerek İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde basın açıklaması yaptı. Bu durum, sadece bu üç okulu da kapsamıyor. Büyük ilçelerimizde Bornova’da, Konak’ta, Bayraklı’da, Karabağlar’da bu durumda olan çok sayıda okul var. Bir binada iki okul, üç okula alıştık ama Konak’ta Necatibey Ortaokulu’nda şu anda tamı tamına beş okul aynı binada eğitim ve öğretim faaliyetlerini sürdürüyor. Bu yıkım ve yapım faaliyetlerin planlamayla ve kısa sürede yapılması gerekir. Üçüncü yıllarına başlıyor bu beş okul ve hala aynı binadalar. Bu örnekler belki de İzmir’deki 100 okulu kapsıyor. Bizlere ikili eğitimin kaldırılacağı söylendi ama İzmir’in birçok okulunda ikili eğitim faaliyeti sürüyor.”

Özgür Şen 2

“En büyük sorunumuz norm fazlası”

Konuşmalarında eğitim camiası içinde eğitimcilerin yaşadığı sorunlara da değinen Şen, “Örneğin X okulundan Y okuluna bir okul taşınıyor ama Y okulunun binası yetersiz. Sınıf yetersizliği nedeniyle de sınıflar birleştiriliyor ve sınıf sayısı düşüyor. Doğal olarak öğretmenin de ders saati azalmış oluyor. Bu azalmayla birlikte öğretmenlerimiz norm fazlası durumuna düşüyor, en temel problem bu. Ya da süreç içinde taşınan okul biraz daha uzaksa veli çocuğunu daha yakın bir okula alıyor ve yine sınıf mevcutları azalıyor. Bu nedenle en temel sorunumuz norm fazlası. İzmir’de de en büyük gündemlerimizden biri. MEB, 10 bin atama yapılacak ama 100 bine yakın ücretli öğretmen çalışıyor. 100 bine yakın ücretli öğretmen demek atama beklenen yer demektir. Ancak bu noktada kadrolu ve güvenceli çalışma yerine ders başı bu öğretmenlere ücretleri vererek onları daha düşük ücretlerle çalışma koşullarına itiyor. Sigortaları tam yatmıyor, idari tatillerde ve hastalandıklarında para alamıyorlar. O yüzden de ücretli öğretmen ve atama bekleyen öğretmen sorunumuz çok fazla” diye konuştu.

‘Önlük’ tepkisi: Genelgeyi yargıya taşıdık

Milli Eğitim Bakanlığı, 2026-2027 eğitim ve öğretim yılına ilişkin genelgeyi yayımladı. Yeni düzenlemeyle öğretmenlere önlük zorunluluğu getirilirken, randevusuz veli görüşmelerine ve Bakanlık dışındaki deneme ve sıralama sınavlarına izin verilmeyecek. Genelge hakkında da açıklamalarda bulunan Eğitim İş İzmir 1 No’lu Şube Başkanı Şen, “Bir genelge yayımlayarak bazı şeyleri ortadan kaldıramaz ya da düzeltemezsin. Bazı şeylere baktığımızda çeşitli başlıklar var ama en temel başlık önlük. Bazı kesimlerin yayınlarına baktığımızda kadın öğretmenler üzerinde kıyafet algısına yönlendirildi. İnternette bazı fenomenler var, onlar aslında öğretmen değil ama rol yapıp uygunsuz görüntü verdikleri için toplumda böyle bir algı oluştu. Öğretmenin kıyafeti zorunlu şekilde dizayn edilmeye çalışılıyor. Biz buna kesinlikle karşıyız. Öğretmen ne giyeceğini bilir. Zaten öğretmenlik yapıyorsan kılık ve kıyafetine dikkat etmen gerekiyor. Öğrencilerin rol modelisiniz. Öğretmenler zaten ne giyeceğini bildiği için kıyafet genelgesine ya da önlüğe ihtiyacımız yok. O yüzden bu genelgeyi sadece bu maddelerinden de değil, diğer maddeleri nedeniyle de yargıya taşıdık. Ayrıca eylem kararı da aldık. Kesinlikle Eğitim İş’li öğretmenler olarak bu ‘Önlük’ genelgesine uymayacağız” dedi.

Konak’ta barış için buluştular: Güvercinler gökyüzüne salındı
Konak’ta barış için buluştular: Güvercinler gökyüzüne salındı
İçeriği Görüntüle

“Kimse umudunu kaybetmesin”

Son olarak, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün “Umutsuz durumlar yoktur, umutsuz insanlar vardır. Ben hiçbir zaman umudumu kaybetmedim” sözünü hatırlatan Şen, “Türk insanı her zaman mücadele azmi ve çalışkanlığıyla ön plandadır. Velilerimiz, öğrencilerimiz ve öğretmenlerimiz gayretle umutsuzluğa kapılmadan ve geleceğe dair inançlarını kaybetmeden çalışmaya devam edecekler. Güzel günler bizleri bekliyor kimse umudunu kaybetmesin” diye konuştu.

Muhabir: Yağmur Daştan