Son Mühür/Merve Turan- İzmir Enternasyonal Fuarı 95. yılında geleneksel lezzetlerimizin paylaşıldığı standlarda vazgeçilmez lezzeti tarhana, bu sene de Tarhana Baba eşliğinde fuarda İzmirlilerle buluşuyor. Tarhana Baba İkinci Nesil Temsilcisi İsmail Yeldanlı o özel tarhanayı Son Mühür TV’de Tunç Erciyas’ın sunduğu Sıcak Bakış'ta anlattı…
Tarhana Baba firması, Mustafa Yeldanlı öncülüğünde 1996 yılından beri ara vermeden fuara katılmaya devam ediyor. Misafirler bir kap tarhanayla fuarı baştan sona keyifle gezerken enerjilerini hiç düşürmüyor. Tarhana Baba İkinci Nesil Temsilcisi İsmail Yeldanlı firmanın 74 yılından günümüze kadar nasıl geldiğini şu sözlerle anlattı:
“Babam 1974 yılında Uşak’ta otel işletmeciliği yaptığı sırada, Uşak’ın meşhur tarhanasını müşterilere ikram ederdi. Babama ‘Mustafa abi azıcık kaynatıp versen’ diyen müşteriler en sonunda ‘Sürekli istemeye utanıyorum sat bundan bize’ demişler. Öyle böyle derken bu imalatçılık seviyesine geldi.”
“Annelerinizden sonra ikinciyiz”
Yeldanlı tarhanalarının üretim sürecinden bahsederek “Biz domatesiyle, soğanıyla yoğurduyla, tam buğday unuyla her şeyiyle 21 günlük fermantasyona bırakarak tarhana üretiyoruz, bunu yapan nadir firmalardan biriyiz. Tarhana baba sanayileşmeyecek, el emeği göz nuru, kaliteyi düşürmeden butik ürün yapmaya devam edecek. Tarhanamız aynı annelerimizin evde yaptığı neyse bizde bunun imalat halini yapıyoruz. Her zaman annelerinizden sonra ikinciyiz diyoruz” dedi.

Tarhananın faydaları bitmez!
İsmail Yeldanlı ürettikleri tarhananın içeriğinde hiçbir katkı maddesi koruyucu olmadığına vurgu yaparak tarhananın faydalarından şu ifadelerle bahsetti:
“Zaten faydalı olan ürünleri birde 21 gün fermente ettiğimizde faydaları saymakla bitmiyor. Tarhana aslında kanserin ilacı. Ama tabi bunun araştırmaları sınırlı kalmış. Çünkü bazı iyi şeylerin çok satılmaması lazım ki ilaçlar çok satılabilsin.”
“İnsanlar gözünü kapattığında eskiyi anımsamalı”
Geçtiğimiz yıllarda Uşak’ta fast food kültürüyle savaşmak adına açılan Tarhana Baba şubesi pandemi sürecinde kapanmıştı, Mustafa Yeldanlı buna dair yeni bir planları olup olmadığına dair şu açıklamayı yaptı:
“Alışveriş merkezlerinde bulunabilecek bir konseptimiz yok. Biz tahta kaşıkla, toprak çanakla tarhana çorbası ikram ediyoruz. Bunu avm de bu şekilde servis etme imkanımız olmuyor. Konsept önemli, insanlar yerken gözünü kapattığında eskiyi anımsamalı, o damak tadı o şekilde oluşuyor. Tarhana Baba 1985 yılından beri Uşak'ta aynı yerde, herkesi bekliyoruz.”
“Tarhanadan ne kadar çok bahsedersek köylümüzü o kadar zengin ederiz”
Yeldanlı, Fuarda yoğun ilgi gören Tarhana Baba'nın aynı zamanda tarhananın bir çok versiyonlarını da ürettiklerinden bahsederek “Türkiye'de çiğ badem sütüyle yapılmış ilk vegan tarhanayı biz ürettik. Glutensiz tarhana, siyez buğdayından tarhana, istiridye kuru mantarıyla yapılan tarhana gibi tarhananın bir çok farklı versiyonları da yapılıyor” diye konuştu.
Tarhananın sağlığımız kadar köylüye de fayda sağladığını belirten Yeldanlı, “Tarhanadan ne kadar çok bahsedersek köylümüzü o kadar zengin ederiz. İnsanlar tarhanayı ne kadar tüketirse hem sağlığına fayda sağlar hemde tarhananın içerisinde köylümüzün ürettiği malzemeler var, böylelikle köylüyü de desteklemiş olur” ifadelerini kullandı.
“Tarhanının kültürü çok farklı, öz geçmişi çok farklı”
Yeldanlı tarhanayla yapılacak bir çok seçenek olduğunu söyleyerek tüyolarda bulundu: “Tarhana hamurundan köfte yapılabilir, balığı tarhana ununa batırıp yapmak bambaşka bir lezzet katıyor. Tarhanaya unu koymadan öncesinde taşiyet denilen meze elde edilir ve muazzam bir lezzettir. Tarhanayı deştiğiniz zaman o kadar çok şey var ki. Tarhanının kültürü çok farklı, özgeçmişi çok farklı, tarhanaya destan yazsanız meydanlarda cilt cilt geçer. Tarhananın kültürü, faydaları geçmişi, bilimsel faktörleri kitaplara sığmayacak genişlikte şeyler.”
Tarhana Babanın unutulmaz Fuar anıları
İsmail Yeldanlı Tarhana Babanın İzmir Enternasyonel Fuarında yıllar içerisinde yaşadığı anılardan bahsederek “Yıl 88 ya da 89, Fuarın içerisinde Celal Atik spor salonunun önünde bir stant açmıştık. Orada tesadüfen İzmir’de bir söyleşi için Hıncal Uluç Fuarı ziyaret etti ve karşılaşmamız oldu. O sıra semaverde tencereye çorbamızı dökerken ‘Durun durun bu anı kaçmaz çorbayı dökerken fotoğraf çekilmemiz lazım’ dedi. Böyle güzel bir anımız oldu. Bizi gazetesinde paylaşıp ‘Anadolunun efsane tadıyla karşılaştık’ yazmış. Fuarda bize verilen ilginin bizi gazlaması lazım, daha güzel yapmak zorundayız denmesi lazım. Bunun bilincinde olduktan sonra bu kaliteyi bozacağımızı hiç tahmin etmiyoruz” dedi ve şunları ekledi:
“Misafirler Basmane kapısından girerek bir kap tarhananın verdiği enerjiyle bütün fuarı gezebilirler.”




