Son Mühür - Çeşitli temaslarda bulunmak üzere Isparta’ya giden İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan, Türkiye’nin dört bir yanından gelen kadın muhtarlarla düzenlenen buluşmanın ardından AK Parti Isparta İl Başkanlığı’nı ziyaret etti. Parti teşkilatıyla bir araya gelen Turan, burada gündemi sarsan fon soruşturması ve parti imajına yönelik tartışmalar hakkında dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

"Isparta'da kendi evimizde gibiyiz"

Konuşmasının başında Isparta’daki temaslarına değinen Turan, gördükleri misafirperverlikten ötürü teşkilata teşekkür ederek "Aranızda olmaktan büyük onur duyuyorum. Bugün Türkiyemizin kadın muhtarlarıyla Ispartamızda çok özel toplantı yaptık. Toplantımızda ardından il başkanımızı ve ekibini ziyaret etmeyi görev bildik. Hani böyle kendi evimizdeyiz gibi derler ya tam da onu yaşıyoruz. Şu an biz Isparta'mızda partimizde kendi evimizde gibi davranıyoruz, hissediyoruz. Bize bu sıcaklığı hissettiren başta başkanımız olmak üzere tüm ekibimize teşekkür etmek istiyorum." ifadelerini kullandı.

Başakşehir’de okul saldırısı: 15 yaşındaki şüpheli ile anne ve babası tutuklandı
Başakşehir’de okul saldırısı: 15 yaşındaki şüpheli ile anne ve babası tutuklandı
İçeriği Görüntüle

"Üzgünüz, yorgunuz ama daha doğrusu kırgınız"

Parti teşkilatlarının büyük emek verdiğini, insanların ailelerinden ve işlerinden feragat ederek gece gündüz çalıştığını vurgulayan Turan, yaşanan olayların bu emeği zedelememesi gerektiğini söyleyerek "Lafı dolandırmaya gerek yok. Son dönem hepimizin üzüldüğü, rahatsız olduğu, sıkıldığı konular var biliyorsunuz. Dediğim gibi bu siyasi hareket sadece köprü vaat etmez, toplum ahlakı öngörür derken bu lafı dolandırmama iddiasına şunu söylemek isterim: Üzgünüz, yorgunuz ama daha doğrusu kırgınız. Hiç kimsenin bu aziz Ispartalı Yusufların hatırasını yormaya, bozmaya hakkı olmadığını düşünüyorum." dedi.

"Denizi aştık, derede boğulmayı hazmedemiyoruz"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın BM ve ABD temaslarının ardından Türkiye’ye döndüğünü hatırlatan Turan, yaşanan tartışmaların siyasi ve vicdani bir rahatsızlık yarattığını belirterek değerlendirmelerini "Depremi, seli, darbeyi, birçok uluslararası operasyonu aşmış bir milletiz. Ama denizi aşıp derede boğulmayı hazmedemiyoruz. Bu son virajı açıkçası vicdanım, yüreğim kaldırmıyor. Konu bir kişiyi ifade etmek, bir şahsı ifade etmek değil. Bir meseleyi tartışıyoruz. Partimizin imajına zarar veren bir anlayışı tartışıyoruz. Bu anlayışı arındırmak, temizlemek zorundayız." şeklinde sürdürdü.

"Erdoğan 'Kimin yanlışı varsa gereğini yapın' talimatı verdi"

Fon soruşturmasında yargının kararlılıkla hareket ettiğini belirten Bülent Turan, iktidar ile muhalefet arasındaki duruş farkına ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sergilediği tutuma "Birileri kendi arkadaşlarının yaptığı yanlışa 'yapsın ne var' derken, birileri onların yargı nezdinde suçu bulunma sürecinde eylem yaparken, sahip çıkarken; Cumhurbaşkanımızın ilk an itibarıyla ekibine talimat verip 'Kimin yanlışı varsa gereğini yapın' demesi onun durduğu ahlaki noktayı gösteren çok güzel bir tavırdır." şeklinde değindi.

"Yapanın yanına kâr kalmayacak: Tedbirler, el koymalar ve iadeler başladı"

Soruşturma kapsamında atılan yasal adımların yakında netleşeceğini ifade eden Bakan Yardımcısı, adli süreç hakkındaki detayları "Süreçte bazı kişilerin paraları iade ettiğini, bazı kişilerin ifadeye çağrıldığını, mallara el koyma, tedbir kararları ve yurt dışına çıkış yasağı gibi uygulamaların gündeme geldiğini görüyoruz. Bunlar zamanla duyulmaya başlayacak, anlaşılmaya başlayacak ama yapanın yanına kâr kalmayan bir süreci hep beraber yaşayacağız. Zaten yargı gereğini yapıyor, yapacaktır. Kim yanlış yapmışsa bu konuda adım atılacaktır." diyerek anlattı.

"Hem para kazanayım hem devlette olayım hem genel merkezde olayım, olmaz!"

Siyasette ve kamu görevinde bulunan kişilerin ticari kaygılardan ve hırslardan arınması gerektiğini vurgulayan Turan, en sert eleştirilerini "Kamu görevinde bulunan kişilerin attıkları adımlara dikkat etmesi gerekir. Kamu görevi ile kişisel kazanç arasındaki sınır korunmalıdır. Ama hem para kazanayım hem devlette olayım hem genel merkezde olayım, olmaz! Bizim kimsenin zenginliğinde gözümüz yok. Ama değerlerimizi yok ediyorsunuz. Kimsenin parasında pulunda gözümüz yok. Ama kendi doğrularımızı hırpalıyorsunuz. Üzülmüyor muyuz? Rahatsız olmuyor muyuz? Olmadık mı hep beraber? O yüzden diyorum; yanlış yapmayacağız, yapanlara da imkan vermeyeceğiz." sözleriyle yaptı.

"Hırsıza hesap soralım ama kapıdaki bekçinin hiç mi suçu yok?"

Soruşturmanın sadece suçu işleyen kişilerle sınırlı kalmaması, denetim mekanizmalarının ve kurum yöneticilerinin de sorgulanması gerektiğini belirten Turan, sistemi sorgulayan soruyu "Soruşturma süreci yalnızca yanlış yaptığı iddia edilen kişiler üzerinden değerlendirilmemeli. Hırsıza hesap soralım, kabul. Ama bekçinin suçu yok mu? Kapıdaki bekçinin hiç görevi yok mu? Şimdi falanca kişi çalmış, çok para almış... Almış kabul, gereği yapılsın kabul. Hırsıza gereğini yapalım kabul. Ama kapıdaki bekçinin, ilgili kurumun bu sistemi takip etmek zorunda olanın kusuru yok mu? Neden bir kişiye boğulup kalıyoruz?" diyerek sordu.

Konuşmasının sonunda sürecin kurumsal düzeyde kökten çözüleceğine inandığını belirten Turan, sözlerini şöyle tamamladı:

"Hangi kurumun hangi yöneticisi varsa gereğini yapmak görevimiz olması lazım. Ben liderime güveniyorum. Ekibinin bu konuyu çözeceğine inanmak istiyorum."

Kaynak: Haber Merkezi