Son Mühür- TÜİK verilerine göre, Ekim'de 12 aylık ortalamalar dikkate alındığında tüketici fiyatları yüzde 31,23, yurt içi üretici fiyatları yüzde 27,83 yükseldi
Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE), ekimde aylık bazda yüzde 2,58, Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) yüzde 1,65 artış gösterdi. Yıllık enflasyon, tüketici fiyatlarında yüzde 29,77, yurt içi üretici fiyatlarında yüzde 27,41 olarak kayıtlara geçti.
TÜİK'in rakamları talepteki yavaşlama nedneiyle hizmetlerde iyileşmenin devam ettiğini gözler önüne serdi. Aylık artış yüzde 2,15’ten yüzde 0,99’a, kirada yüzde 3,10’dan yüzde 2,55’e ve dayanaklı mallarda yüzde 2,02’den yüzde 0,94’e gerileme olduğu görüldü.
2027’de vergi, harç ve cezalar için uygulanacak artış yüzde 27,83 oldu.
TÜİK'in açıkladığı Ekim ayı enflasyon verilerini değerlendiren eski TCMB Uzmanı Dr. Ayhan Bülent Toptaş, ''Enflasyon cphesinde yeni bir şey yok'' vurgusuyla dezenflasyon sürecinde gelinen noktanın yetersiz olduğuna işaret etti.
Dr. Ayhan Bülent Toptaş'ın değerlendirmesinden öne çıkan detaylar şöyle...
Kayda değer bir gelişme yok...
TÜİK'in açıkladığı ekim ayı verilerine göre tüketici fiyatları aylık yüzde 2,58 arttı. Bu oran piyasa beklentilerinin üzerinde. Yıllık enflasyon ise yüzde 29,77 olarak gerçekleşti. Böylece yıllık enflasyon yüzde 30'un altında kalmaya devam etti.
Ancak rakamları biraz daha yakından incelemekte yarar var. Geçen yıl ekim ayında aylık enflasyon yüzde 2,55, yıllık enflasyon ise yüzde 32,87 olmuştu. Bu yıl aylık enflasyonun geçen yılın aynı ayındaki oranın üzerine çıkması, dezenflasyon sürecinin henüz sağlam bir zemine oturmadığını gösteriyor.

Bir yılda yıllık enflasyonun yüzde 32,87'den yüzde 29,77'ye gerilemiş olması, enflasyonla mücadelede kayda değer bir başarı elde edildiğini söylemek için yeterli değil.
Üstelik yüzde 30'a yakın bir enflasyon oranı, vatandaşın satın alma gücü üzerindeki aşındırıcı etkinin devam ettiğini gösteriyor. Nitekim yıllık enflasyon eylül ayındaki yüzde 29,73 seviyesinden ekimde yüzde 29,77'ye yükseldi.
Dar ve sabit gelirli açısından...
Ana harcama gruplarına baktığımızda dar ve sabit gelirli kesimleri yakından ilgilendiren üç kalemdeki artışın aylık genel enflasyonun üzerinde olduğunu görüyoruz. Gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 3,50, giyim ve ayakkabıda yüzde 12,58, konutta ise yüzde 2,84 artış gerçekleşti. Özellikle gıda ve konut harcamalarındaki yükseliş, hane bütçeleri üzerindeki baskının devam ettiğini ortaya koyuyor.
Giyim ve ayakkabı grubundaki yüzde 12,58'lik yüksek artış değerlendirilirken mevsimsel etkilerin de göz önünde bulundurulması gerekiyor. Ekim ayı, yazlık ürünlerden sonbahar-kış sezonuna geçişin yaşandığı bir dönem. Yeni sezon ürünlerinin piyasaya çıkması ve sezon değişimiyle birlikte fiyatların yükselmesi bu gruptaki aylık artışı etkileyebiliyor. Bununla birlikte, bu artışın tüketici bütçeleri üzerindeki etkisi de göz ardı edilmemeli.
Seçim takvimi yaklaştıkça...
Önümüzdeki dönemde enflasyonla mücadeleyi zorlaştırabilecek başka gelişmeler de var. Türkiye'de seçim takvimi yaklaştıkça genişleyici maliye politikası uygulamalarının gündeme gelmesi ihtimali artıyor. Seçim dönemlerinde kamu harcamaları ve talep üzerindeki genişletici etkiler dezenflasyon sürecini olumsuz etkileyebilir.
Diğer taraftan Ortadoğu'daki gerilim ve petrol fiyatlarının 100 doların üzerinde seyretmesi önemli bir dış risk oluşturuyor. ABD ile İran arasında yeniden askeri çatışma yaşanması veya mevcut gerilimin tırmanması, enerji maliyetlerini daha da yükseltebilir.
Bunun Türkiye'ye yansıması yalnızca akaryakıt fiyatlarıyla sınırlı kalmayacak; üretim, ulaştırma ve lojistik maliyetleri üzerinden genel fiyat düzeyini de etkileyecektir.
Ekonominin en önemli sınavı...
Bütün bu gelişmeler birlikte değerlendirildiğinde, enflasyonun birkaç aydır yüzde 30'un altına inmiş olmasını tek başına bir başarı göstergesi olarak değerlendirmek doğru olmaz. Asıl mesele, bu seviyenin kalıcı biçimde aşağı çekilip çekilemeyeceği ve bunun vatandaşın günlük yaşamında hissedilip hissedilmeyeceğidir. Önümüzdeki dönemin en önemli ekonomi sınavı da bu olacaktır.





