Ege Denizi'nde son günlerde kaydedilen depremlerin ardından bölgedeki fay sistemlerine ilişkin yeni değerlendirmeler yapıldı. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının (AFAD) verilerine göre bir haftada büyüklükleri 3,5 ile 4,7 arasında değişen 7 sarsıntı meydana geldi. İzmir'in de bulunduğu Ege Bölgesi'ndeki deprem hareketliliğine ilişkin açıklama yapan Prof. Dr. Osman Bektaş, denizdeki faylarla Batı Anadolu'nun iç kesimleri arasındaki tektonik ilişkiye dikkat çekti.

EGE DENİZİ'NDE BİR HAFTADA 7 DEPREM MEYDANA GELDİ

AFAD'ın kayıtlarına göre Ege Denizi'nde son bir haftada 7 ayrı deprem yaşandı. Sarsıntıların en büyüğü 4,7, en küçüğü ise 3,5 olarak ölçüldü.

Depremlerin büyük bölümü yaklaşık 7 kilometre derinlikte kaydedildi. Bölgede 30 Ekim'de meydana gelen 4,7 büyüklüğündeki sarsıntı da son günlerdeki deprem hareketliliğinin öne çıkan örneklerinden biri oldu.

Ege Denizi'ndeki depremlerin ardından uzmanların değerlendirmelerinde, denizdeki fayların Batı Anadolu'nun iç kesimlerindeki tektonik yapılarla ilişkisi gündeme geldi.

OSMAN BEKTAŞ DİNAR DEPREMİNE DİKKAT ÇEKTİ

Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Osman Bektaş, Ege'deki hareketliliği değerlendirirken 5 Kasım sabahı Afyonkarahisar'ın Dinar ilçesinde meydana gelen 4,1 büyüklüğündeki depremi ele aldı.

Sosyal medya hesabından bölgeye ilişkin harita paylaşan Bektaş, açıklamasını "Ege'den Uşak deprem kümesine stres aktarımı" başlığıyla yayımladı.

Bektaş, Ege Denizi'nden kuzeye doğru izlenen sismik hareketliliğin Dinar'daki depremle birlikte daha geniş bir alanda değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Dinar'ın geçmişte 6 ile 7 büyüklüğü arasında depremler meydana gelen Uşak Deprem Kümesi'ne yakın bulunduğunu hatırlatan Bektaş, bölgedeki fayların birbirinden tamamen bağımsız olmadığını ifade etti.

EGE'DEKİ HAREKETLİLİK HANGİ İLLERİ İLGİLENDİRİYOR?

Prof. Dr. Osman Bektaş'ın değerlendirmesinde Uşak, Denizli ve Afyonkarahisar öne çıktı.

Girit Bindirme Kuşağı ile Batı Anadolu arasındaki transfer zonlarında meydana gelen deformasyonun bu illere doğru ilerliyor olabileceğini değerlendiren Bektaş, bölgesel gerilme değişimlerinin daha geniş bir alanda etkili olabileceğine işaret etti.

Uzman isim, deprem hareketliliğinin yalnızca tek bir fay üzerinden incelenmesinin yeterli olmayacağını, birbirleriyle ilişkili fay sistemlerinin birlikte ele alınması gerektiğini belirtti.

Ancak söz konusu değerlendirme, bu üç ilde yakın zamanda büyük bir deprem meydana geleceğine ilişkin kesin bir tahmin içermiyor.

EGE'DEKİ DEPREMLER İZMİR İÇİN NE ANLAMA GELİYOR?

Ege Denizi'nde meydana gelen sarsıntılar, İzmir ve çevresindeki deprem tehlikesine ilişkin soruları da gündeme getirdi.

Bektaş'ın son açıklamasında özellikle Ege Denizi ile Uşak, Denizli ve Afyonkarahisar arasındaki tektonik ilişkiler üzerinde duruldu. İzmir'de yakın zamanda büyük bir deprem meydana geleceğine ilişkin belirli bir tarih veya büyüklük öngörüsü paylaşılmadı.

Deprem hareketliliğinin bir bölgede artması, tek başına başka bir fay üzerinde büyük deprem yaşanacağını göstermiyor. Fay sistemleri arasındaki olası gerilme aktarımının değerlendirilmesi için bilimsel ölçümlerin ve bölgesel verilerin birlikte incelenmesi gerekiyor.

MARMARA DEPREMİ HAKKINDA DA AÇIKLAMA YAPMIŞTI

Prof. Dr. Osman Bektaş, Ege Denizi'nde daha önce meydana gelen 4,7 büyüklüğündeki depremin ardından Marmara Bölgesi'ndeki fay sistemlerine ilişkin de değerlendirmelerde bulunmuştu.

Bektaş, 1912 Şarköy depreminden sonra gerilmenin batıda Saros, doğuda ise İstanbul yönüne aktarılması konusunun önemine dikkat çekmişti.

Bununla birlikte Ege'deki son sarsıntının Orta Marmara segmentini doğrudan tetikleyen yeni bir yükleme mekanizması oluşturduğuna ilişkin bir bulgu sunmadığını da belirtmişti.

Ege Denizi ve Batı Anadolu'daki sismik hareketlilik, bölgedeki aktif fayların özellikleri ve birbirleriyle olan ilişkileri bakımından takip ediliyor.

Muhabir: Seçil Ünlü