Son Mühür / Osman Günden – DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın, dünyadaki savaş riskinin giderek arttığını belirterek Türkiye’nin bu sürecin tam ortasında yer aldığını söyledi. Akın hem küresel gelişmelerin hem de ekonomik krizin vatandaş üzerindeki yükü artırdığını vurguladı.

Küresel gerilim tırmanıyor: “Bu sadece İran meselesi değil”

Dünyanın çok ciddi bir belirsizlik ve kaos sürecine doğru gittiğini belirten Akın, “Bu mesele sadece İran meselesi değil, Ortadoğu’nun yeniden şekillendirilmesiyle ilgili bir durum. Uzun süredir devam eden vekâlet savaşları artık daha büyük bir çatışmaya evriliyor. ABD’nin politikaları, İsrail’in bölgede üstlendiği rol ve uluslararası hukukun zayıflaması bu süreci daha da derinleştiriyor. Küresel güçler arasındaki rekabet her geçen gün daha görünür hâle geliyor. Artık sadece bölgesel değil, küresel ölçekte bir krizden bahsediyoruz ve bu durum tüm ülkeleri doğrudan etkiliyor” diye konuştu.

Türkiye risk hattında: “Hem güvenlik hem ekonomi baskı altında”

Türkiye’nin çok kritik bir noktada durduğunu belirten Akın, “Hem İran’la sınırımız var hem NATO üyesiyiz. Bu yüzden bu sürecin dışında kalmak kolay değil. Ama mesele sadece güvenlik değil. Ekonomik olarak da ciddi şekilde etkileniyoruz. Vatandaşın sırtındaki yük her geçen gün artıyor. Geçim sıkıntısı büyüyor. İnsanlar kira, faturalar ve temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor. Özellikle dar gelirli vatandaşlar için durum çok daha ağır. Deprem bölgelerinde ise bu tablo daha da derinleşiyor. Hem barınma hem de ek maliyetler vatandaş üzerinde ciddi bir baskı oluşturuyor. Bu koşullar altında insanlar artık günlük ihtiyaçlarını bile planlamakta zorlanıyor. Gelecek kaygısı da her geçen gün artıyor” ifadelerini kullandı.

Dem Parti İbrahim Akın

Deprem ve İzmir: “Sorunlar çözülmüyor, büyüyor”

Hatay’da görülen tablonun çok net olduğunu aktaran Akın, “Yapılan konutlar var ama insanlar ciddi bir ekonomik yük altında. Aidat, taksit ve diğer giderler vatandaşın belini büküyor. Ayrıca yapılan işlerin planlamasında ciddi sorunlar var. İzmir’de de benzer bir tablo var. Yüz binlerce riskli konut var ama dönüşüm yeterince hızlı ilerlemiyor. Kentte ciddi bir yapılaşma baskısı var. Trafik, altyapı ve planlama sorunları giderek büyüyor. Bu meseleler çözülmek yerine erteleniyor. Yerinde dönüşüm sağlanmadan kalıcı çözüm üretmek mümkün değil. Bu hâliyle riskler büyümeye devam ediyor. İnsanlar güvenli konutlarda yaşamak istiyor ama süreç çok yavaş ilerliyor. Bu da hem can güvenliği hem de şehir yaşamı açısından ciddi bir risk oluşturuyor” dedi.

Çevre ve Akbelen: “Bu bir doğa talanı”

Muğla Akbelen’in sadece bir köy meselesi olmadığının altını çizen Akın, “Türkiye’nin doğası, suyu ve tarımıyla ilgili bir mesele. Zeytinlik alanların madencilik faaliyetlerine açılması kabul edilebilir değil. Bu politikalar devam ederse sadece doğayı değil, insanların yaşamını da kaybederiz. Çünkü bu alanlar aynı zamanda su kaynaklarını, tarımı ve gıda güvenliğini doğrudan etkiliyor. Doğaya verilen zarar, uzun vadede toplumun sağlığını da tehdit ediyor. Bu yüzden toplumun bu konuda daha duyarlı olması gerekiyor. Bu mesele sadece bugünü değil, gelecek nesilleri de ilgilendiren hayati bir konudur” değerlendirmesinde bulundu.

Muhabir: Osman Günden