Sağlık uzmanları, sivrisinek ısırması sonucu bulaşan hastalıklara karşı halkı bilinçlendirmek adına açıklamalarda bulundu. Kişisel korunma yöntemlerinin önemi bir kez daha hatırlatıldı.
Toplumda en çok merak edilen konu ise virüsün ülkemizdeki yaygınlığı ve kendini nasıl hissettirdiği oldu. Sağlık otoriteleri hastalığın tüm detaylarını kamuoyuyla paylaştı.
Batı Nil virüsü Türkiye'de var mı sorusunun yanıtı
Sağlık Bakanlığı kayıtlarına göre bu virüs ülkemizde ilk defa görülen yabancı bir tehdit değil. Türkiye'de 2010 yılından bu yana dönemsel olarak Batı Nil virüsü vakaları kayıtlara geçti.
Hastalık doğrudan insandan insana, temas ya da hava yoluyla bulaşmıyor. Virüsün tek taşıyıcısı, enfekte olmuş kuşlardan mikrobu alan ve ardından insanı sokan Culex cinsi sivrisinekler oldu. Sağlık birimleri özellikle durgun su havzalarında ilaçlama çalışmalarını aralıksız sürdürdü.

Hastalığın en yaygın belirtileri
Virüsü kapan kişilerin yaklaşık yüzde 80'i hastalığı hiçbir belirti hissetmeden atlattı. Kalan grupta ise sivrisinek ısırığından birkaç gün sonra yüksek ateş, şiddetli baş ağrısı ve yoğun kas halsizliği baş gösterdi.
Mide bulantısı, kusma, boyun tutulması ve ciltte döküntüler de sık rastlanan şikayetler arasında sayıldı. Çok nadir durumlarda virüs beyin zarına ulaşarak nörolojik tablolara yol açtı. Uzmanlar, belirtileri ağır yaşayan kişilerin mutlaka bir hekime başvurmasını tavsiye etti.
Sivrisinek temasını önleme yolları
Hastalığa özel geliştirilmiş bir aşı ya da doğrudan virüsü yok eden antiviral bir ilaç mevcut değil. Dolayısıyla en etkili korunma yöntemi sivrisinek ısırıklarına karşı önlem almaktan geçti.
Kapı ve pencerelere sineklik takılması, sivrisinek kovucu losyonların kullanılması ve açık alanlarda uzun kollu elbiseler giyilmesi önerildi. Bahçelerde ve balkonlarda su birikintisi oluşturan kovaların ve saksı altlıklarının düzenli boşaltılması gerektiği bildirildi.




