Aliağa Haberleri

Akbelen dosyasında kritik eşik: TBB Başkanı Sağkan'dan, AYM’ye ‘gecikmeyin’ çağrısı!

Türkiye Barolar Birliği Bakanı Erinç Sağkan, İzmir Gazeteciler Cemiyeti’nde tutuklu Esra Işık ziyaretinin detaylarını kamuoyu ile paylaştı.

Abone Ol

Son Mühür / Atakan Başpehlivan Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan, Akbelen eylemleri neticesinde tutuklanarak Aliağa Şakran Cezaevi’ne gönderilen Esra Işık’ı ziyaret ederek, ardından İzmir Gazeteciler Cemiyeti’nde basın mensuplarıyla buluştu

Erinç Sağkan: Biz onu zeytinlik alanlarının ranta kurban edilmemesi için verdiği mücadeleyle tanıyoruz

Aliağa’da bulunan Şakran Cezaevi’nde 20 günü aşkındır tutuklu bulunan çevre aktivisti Esra Işık’ı ziyaret ettiklerini altını çizen Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan, “Öncelikle Şakran'da, cezaevinde 20 günü aşkın süredir tutuklu bulunan ve uzun zamandır çevre mücadelesi verdiğini bildiğimiz Esra Işık'ı ziyaret ettik. Esra Işık aynı zamanda 2025 yılında Türkiye Barolar Birliği'nin geleneksel olarak yaptığı Noyan Özkan Çevre Ödülleri'nde 2025 yılında onur ödülü almaya layık görülen jüri tarafından ve bu ödülü alan bir çevreci, bir mücadeleci. Biz kendisini özellikle uzun zamandır Akbelen'de toprakların, havanın, suyun zehirlenmemesi için, maden alanlarına açılmaması için, zeytinlik alanlarının ranta kurban edilmemesi için verdiği mücadeleyle tanıyoruz.

Ve bu mücadelesini uzun zamandır hem hukuki alanda hem de demokratik hak kullanımı olarak eylemsel tavırlarla yürüttüğünü biliyoruz. Ve bunları her zaman da barışçıl eylemsel tavırlar olarak bugüne kadar gözlemledik. Tabii geçtiğimiz günlerde yürüyen hukuki süreci de kısaca değerlendirmek gerekiyor. Çünkü bu süreç sadece bireysel bir hak ihlali veya mağduriyet olarak görünmemeli. Bu süreç aslında Akbelen'de köylülerin yürüttüğü o kıymetli direnişin de gözdağı verilmek suretiyle aşındırılması veya zayıflatılması amacı olarak da okunmak durumunda. üzere geçtiğimiz günlerde Akbelen'de bir mahkeme tarafından yapılmak istenilen keşif esnasında yaşanılan bir süreçten dolayı Esra Işık gözaltına alındı.” dedi.

“Esra Demir duruşmaya fiziken katılmak istiyor”

Öte yandan, İzmir Gazeteciler Cemiyeti’nde gerçekleşen basın toplantısında 27 Nisan’da duruşması gerçekleşecek olan duruşma öncesi tutuklu Demir’in mesajlarını kamuoyu ile paylaşan Başkan Sağkan, şu ifadeleri kullandı: “27 Nisan'da duruşması var. Bizlere ilettiği mesajları ben buradan sizler vasıtasıyla kamuoyuyla paylaşmak istiyorum. Öncelikle 27 Nisan'daki duruşmasına fiziken katılmak istiyor. Milas'ta yapılacak olan duruşmaya kendisinin sanık olarak yargılandığı duruşmaya en temel hakkı gereğince, savunma hakkının etkin kullanılabilmesi bakımından ve ceza hukukunun evrensel ilkelerinin başında gelen yüz yüzelik ilkesi gereğince, o duruşmaya bizzat katılmak talebi var. Çünkü bildiğimiz kadarıyla mahkeme, tensiple beraber Esra Işık'ın SEGBİS yolu ile, yani dijital ortamda SEGBİS yolu ile dinlenmesine karar vermiş durumda.

Ancak Esra kendi yargılamasına muhakkak ki gidip hakimlerin gözünün içine bakarak savunma yapmak isteğini bizler aracılığıyla da kamuoyuyla paylaşmak istedi. Bence daha da önemli bir konu var ki bunun özellikle altını çizdi görüşmede. Malumunuz, bize göre zeytinlikleri ranta açan o meşhur yasanın kabulü ile birlikte yaşanan bir acele kamulaştırma süreci var. Bu Akbelen'de şu anda son derece hoyratça maalesef ilerliyor. Ve bu süreçler artık son aşamaya gelmiş durumda. Tarlaların yatırılıp, fiilen el koyma sürecine gelinmiş noktada. Bu nedenle o yasanın iptali için yapılan ve halen Anayasa Mahkemesi'nin önünde sırayı bekleyen başvuru şu anda gerçekten tarihi bir öneme sahip durumda.

Çünkü o konuda yapılacak, alınacak kararın gecikmesi halinde kanunun iptaline dahi karar verilmiş olsa artık telafisi imkansız zararlar yaşanmış ve geri dönülemez bir noktaya gelinmiş olacak. O nedenle burada Anayasa Mahkemesi'ne de tarihi bir görev düştüğünü tekrar ifade etmemiz gerekiyor. Daha fazla gecikmeden, bu dosyanın hepimizin ve çocuklarımızın geleceği için olan önemini göz önüne alarak, ivedi şekilde değerlendirmesinin yapılması ve açıkça anayasaya, sağlıklı bir çevrede yaşama hakkına hakkını ihlal eden bu düzenlemenin iptaline karar verilmesinin tarihi bir sorumlulukları olduğunu buradan da tekrar hatırlatmak isteriz.”