Son Mühür- İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin modüler tuvaletlerinde çalışan taşeron işçiler, geçen yıl 60 gün süren eylemlerin ardından bir kez daha taşeron sorunuyla karşı karşıya kaldı. İşçiler, yeni dönemde de hizmetin taşeron firma üzerinden devam edeceğini öğrendiklerini belirterek, daha önce kendilerine verilen sözlerin tutulmasını istiyerek gerçekleştirdikleri topalantıda şu ifadeleri kullandı:

“Taşerona hayır, güvenceli iş istiyoruz”

“Bizler, İzmir Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki modüler tuvaletlerde çalışan taşeron işçileriz.

Geçtiğimiz yıl, insan onuruna yakışır ve güvenceli koşullarda çalışmak için 60 gün boyunca mücadele ettik. Talebimiz açıktı: Belediyenin asıl işi olan ve doğrudan kamu hizmetini ilgilendiren işimizde taşeron uygulamasına son verilmesi ve bizlerin belediyenin kendi personeli olarak çalışması.

Konak’ta ihtisas komisyonları sil baştan! YENİ Parti’nin teklifine CHP ‘Olur’ verdi
Konak’ta ihtisas komisyonları sil baştan! YENİ Parti’nin teklifine CHP ‘Olur’ verdi
İçeriği Görüntüle

Çünkü yaptığımız iş bir kamu hizmetidir ve belediyenin asli görevlerinden biridir. Buna rağmen yıllardır taşeron sistemi içerisinde çalıştırılıyoruz. Çalıştığımız taşeron firma, her yıl uyguladığı giriş-çıkışlar nedeniyle başta iş güvencemiz olmak üzere birçok hakkımızı kaybetmemize neden oluyor. Her yıl yeniden belirsizlik ve güvencesizlikle karşı karşıya bırakılıyoruz.

İşte bu çalışma düzenine karşı 60 gün boyunca eylemler düzenledik, basın açıklamaları gerçekleştirdik. “Taşerona hayır, güvenceli iş istiyoruz” diyerek mücadelemizi sürdürdük.”

“Taşeron firmaya dönecek, belediye şirketine alınacaktık”

Verilen mücadele sonrasında belediye bürokratları olan iki avukatla görüşme gerçekleştirdiklerini ve bu gerçekleşen görüşmelerde sendikacıların, kendi avukatlarının, PE Belediye Dayanışma Ağı’ndaki dostlarını ve işyeri temsilcilerinin de yer aldığını belirten işçiler yapılan görüşme sonucunda bir teklif aldıklarından bahsederek şöyle konuştu:

“Yapılan görüşmeler sonucunda da bizlere bir teklif sunuldu: Taşeron firmaya geri dönecek, toplu iş sözleşmesi imzalayacak ve bir sonraki dönemde belediye şirketlerine alınacaktık.

Biz de bu teklifi kabul ederek işyerlerimize geri döndük, DİSK Genel-İş Sendikası’na üye olduk ve toplu iş sözleşmemizi imzaladık.

Sürecin başından bugüne kadar, uzun süren mücadelemiz sonucunda kazandığımız sendikal haklarımızın ve belediyenin bizlere verdiği belediye personeli kadrosu sözünün takipçisi olduk. Bu süreç boyunca mücadelemizden geri adım atmadık.

31 Aralık tarihinde çalışmakta olduğumuz taşeron şirketin ihalesi ve imzaladığımız toplu iş sözleşmesi sona erecek. Ancak yeni dönem ihale süreci yaklaşırken, belediyenin bu işi yeni dönemde de taşeron firma aracılığıyla sürdürme kararı aldığını öğrenmiş bulunuyoruz.

Bu karar, bizlere verilen sözlerin yerine getirilmeyeceğini ve yıllardır sürdürülen taşeron düzeninin devam ettirileceğini göstermektedir.

Biz bugün bu kararı kabul etmediğimiz için buradayız.

Bizler yıllardır bu işi yapan, alın terimizle İzmir’in temizliğini sağlayan ve insan onuruna yakışır, güvenceli koşullarda çalışmak isteyen işçileriz.

Taşeron sistemiyle güvencesiz çalıştırılmaya, her ihale döneminde haklarımızın sıfırlanmasına ve mücadele ederek kazandığımız sendikal haklarımızın “ihale bitti” denilerek gasp edilmesine sessiz kalmayacağız.”

“Gerek mesai saatlerimizin dışında gerek iş bırakarak...”

İhale sürecinin her aşamasında seslerini duyuracaklarını belirten işçiler iş bırakma durumunun da kapısını aralayarak “Gerek mesai saatlerimizin dışında gerek iş bırakarak gerekse de belediye binalarının önünde ve belediye başkanının bulunacağı her yerde olacağız. Taşeron düzenine karşı mücadelemizden bir adım dahi geri atmayacağız.

Çünkü biliyoruz: Taşeron demek güvencesizlik demektir. Taşeron demek hak kaybı demektir. Taşeron demek her ihale döneminde yeniden belirsizlik ve geleceksizlik demektir.

Belediyenin asli görevi olan kamu hizmetleri taşeron şirketlerin kâr kapısı haline getirilmemeli, İzmir halkının kaynakları taşeron patronlarının kârını büyütmek için kullanılmamalıdır. Kamu hizmeti kamu eliyle, nitelikli ve güvenceli biçimde yürütülmelidir.

Bu hizmetleri üreten biz işçilerin emeği ise taşeron düzeninin insafına bırakılamaz. Her ihale döneminde geleceğimiz yeniden belirsizliğe sürüklenmemeli, kazanılmış haklarımız bir ihale değişikliğiyle yok sayılmamalıdır. Yıllardır bu işi yapan bizler; güvencesizliğe, hak kaybına ve taşeron patronlarının kâr hırsına mahkûm edilmeyi kabul etmiyoruz” dedi.

“Bizlere verilen sözler tutulmalıdır”

İzmir Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki modüler tuvaletlerde çalışan taşeron işçileri Belediye yönetimine açık çağrılarını da şu ifadeleri kullanarak paylaştılar:

“İzmir Büyükşehir Belediyesi yönetimine açık çağrımızdır:

Bizlere verilen sözler tutulmalıdır. Taşeron düzenine son verilmeli, biz işçiler belediye bünyesinde, güvenceli ve kadrolu olarak çalıştırılmalıyız.

Belediyenin diğer birimlerinde taşeron olarak çalışan tüm işçileri bizimle iletişime geçmeye ve hepimizi güvencesizliğe mahkûm eden bu taşeron düzenine karşı birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz.

Verilen sözlerin takipçisi olmaya, hakkımızı savunmaya ve mücadelemizi büyütmeye devam edeceğiz.”

Muhabir: Merve Turan