Son Mühür / Atakan Başpehlivan Emekli Tümamiral Yankı Bağcıoğlu, Yunanistan'ın Türkiye'yi tehdit olarak gösteren söylemlerini ve Ege Denizi'nde kendisine bağlı bulunan adaları silahlandırmasını değerlendirerek, konuyla ilgili önemli açıklamalarda bulundu ve Türkiye'nin yapası gerekenleri sıraladı.
Yankı Bağcıoğlu: Mesele sadece yeni füze, radar ve uçaklar değil
Yunanistan'ın, Türkiye'yi tehdit olarak gösteren eylemlerini değerlendiren Bağcıoğlu, Yunanistan'ın Ege'de bulunan adaları silahlandırmasının Lozan ve Paris Antlaşmalarını ihlal anlamı taşıdğını vurgulayarak, "Yunanistan, Türkiye’yi tehdit olarak gösteren söylemlerini sürdürürken hava ve deniz kuvvetleri ile hava ve füze savunma kapasitesini hızla güçlendiriyor. Ancak mesele sadece yeni füze, radar ve uçaklar değil.
Ege Adaları’na konuşlandırılması planlanan modern radar ve sensörler; Ege ve Doğu Akdeniz’de, Türkiye kıyılarına yakın bölgeleri de kapsayan sürekli hava taktik resmi oluşturulmasına imkân sağlayabilir. GKRY ve Ege’deki sistemlerin İsrail menşeli ve ağ destekli yapısı; İsrail–Yunanistan–GKRY arasında erken ihbar, durumsal farkındalık, istihbarat ve hedef bilgisi paylaşımını bütünleştiren bir askerî ağ ihtimalini güçlendiriyor.
Yunanistan’ın F-35 tedariki ve İsrail’in F-35 operasyonel tecrübesi de bu çerçevede değerlendirilmelidir. Yunanistan’ın gayriaskerî statüdeki Ege Adalarını silahlandırmayı sürdürmesi ise Lozan ve Paris Antlaşmalarından kaynaklanan yükümlülüklerinin açık ihlalidir" şeklinde konuştu.
"Taşıma suyla değirmen dönmez"
Son olarak, Yunanistan'ın provokatif tavırlarına karşılık olarak Türkiye'nin tedbiri elden bırakmaması gerektiğini aktaran Emekli Tümamiral Yankı Bağcıoğlu, konuyla ilgili yaptığı değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:
"Büyük ölçüde dış tedarikle oluşturulan bu askerî kapasite küçümsenmemeli; ekonomik sürdürülebilirliği de ayrıca değerlendirilmelidir. Taşıma suyla değirmen dönmez. Ancak her türlü deliliğe karşı hazır olmak gerekir. Barışın yolu etkin caydırıcılıktan geçer. Üstelik silahlanma yalnız Ege’de değil, bütün bölgemizde hızlanıyor; yeni askerî ve savunma sanayii iş birlikleri oluşuyor. Bu tablo karşısında savunma sanayiinde paradigma değişikliğine gidilmeli; kısıtlı kaynaklar gerçek harekât ihtiyaçlarına, acil ve kritik kabiliyetlere yöneltilmelidir"





