The New York Times'ın Amerikan yetkililere yakın kaynaklara dayandırdığı haberine göre bin Selman, son bir hafta içinde Trump ile yaptığı ardı ardına telefon görüşmelerinde askeri baskının artırılması ve İran rejiminin çökertilmesi gerektiği mesajını açıkça iletti. Prens Muhammed, geçtiğimiz hafta boyunca Trump ile gerçekleştirdiği birçok görüşmede, İran'daki mevcut rejimin tamamen yıkılması gerektiğini savundu. Suudi lider, İran'ın Körfez bölgesi için uzun vadeli bir tehdit oluşturduğunu ve bu tehdidin ancak mevcut rejimin ortadan kaldırılmasıyla bertaraf edilebileceğini ileri sürdü.
Suudi Arabistan resmi açıklamayla haberi yalanladı
New York Times haberinin ardından Suudi Arabistan yetkilileri hızla açıklama yaparak Veliaht Prens'in savaşın uzatılması yönünde baskı yaptığı iddiasını reddetti. Yetkililere göre krallık, çatışma başlamadan önce bile barışçıl çözüm yollarını destekliyordu. Resmi açıklamada "Bölgesel istikrara olan bağlılığımız değişmedi" ifadeleri kullanılırken, İran'ın sivil altyapıya yönelik saldırıları da sert bir dille kınandı.
Suudi Arabistan ve BAE savaşa katılmayı tartışıyor
Bloomberg'in ayrı bir haberine göre Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri yetkilileri, İran'ın kritik altyapılarına yönelik olası saldırılara karşılık savaşa katılma seçeneğini ciddi biçimde değerlendiriyor. İran'ın, ABD-İsrail'in enerji tesislerine yönelik saldırılarına misilleme olarak Körfez ülkelerinin petrol tesislerini hedef alması durumunda, bu iki ülkenin çatışmaya doğrudan dahil olabileceği belirtiliyor.
İsrail ve Suudi Arabistan'ın İran stratejileri farklılaşıyor
İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu da İran'ı uzun vadeli bir tehdit olarak görse de analistlere göre iki müttefikin stratejileri önemli noktalarda ayrışıyor. İsrail, iç karışıklıklarla boğuşan zayıflamış bir İran'ı yeterli bir sonuç olarak değerlendirirken, Suudi Arabistan sınırlarında çökmüş bir devlet senaryosundan ciddi şekilde endişe duyuyor. Bin Selman'ın rejim değişikliği talebi, bölgedeki güç dengelerini kökten değiştirebilecek riskli bir strateji olarak değerlendiriliyor.
28 Şubat'ta başlayan ABD-İsrail ortak operasyonu kapsamında bugüne kadar 9 binden fazla hedefe saldırı düzenlenirken, İran'da 1.300'den fazla kişi hayatını kaybetti. İran ise misilleme olarak İsrail ve Körfez ülkelerine füze ve insansız hava aracı saldırıları düzenliyor.