Son Mühür- Akademisyen, biyolog, girişimci ve koku uzmanı Funda Kaya Demirsoy, Serap Yenici’nin hazırlayıp sunduğu, Radyo Ege’de her cuma saat 12.00’de yayınlanan “Zamansız Yaşa” programına konuk oldu. Bilimsel birikimini girişimcilikle buluşturan Demirsoy, susuz kozmetik ürünlerinden sürdürülebilir bakıma, DNA’dan kişiye özel takı tasarımından erkeklere yönelik kozmetik ürünlerine kadar farklı alanlardaki çalışmalarını anlattı. Kendi girişimcilik hikâyesini de paylaşan Demirsoy, bilim ve doğayı bir araya getiren projeleri hakkında bilgi verdi.

Genius Ericae'nın marka direktörü Funda Kaya Demirsoy, “Biyoloğum, moleküler biyoloji ve genetik alanında master derecemi aldım, uzmanlık eğitimimi aldım. Daha sonra iki yıl kadar yurt dışında bir araştırmacı olarak çalıştıktan sonra, Türkiye'de Ankara Üniversitesi Biyoteknoloji Enstitüsünde genel genom bilim alanında. Doktora derecemi aldım. Şimdi de Başkent Üniversitesi ve daha sonra Antalya ve Ankara Yıldırım Beyazıt üniversitelerinde doktora öğretim görevlisi olarak çalışmaya devam ediyorum. Harika atölyelerimiz de var. Kariyerim benim için çok kıymetli. Çok küçük yaşlardan beri çok sevdiğim canlılar dünyasını mesleğimin olmasından dolayı da kendimi çok şanslı hissediyorum” dedi.
Koruyucu ve katkı maddesi içermeyen susuz kozmetik formülü
Kozmetik ürünlerin içeriğinde bulunan koruyucu ve katkı maddelerine yönelik hassasiyetlerin, susuz kozmetik fikrinin ortaya çıkmasında etkili olduğunu belirten Demirsoy, “Aslında bizim kullandığımız halkın kullandığı normal günlük hayatta. Çünkü kozmetik ürünlerin içerisinde raf ömrünü uzatmak için koruyucu ve katkı maddeleri bulunuyor. Ve birçok insan kullandığı ürünün benim bana buna alerjim var. Bu beni çok rahatsız etti cildime uygun gelmedi gibi şikayetleri oluyor. Bu şikayetleri de aynı ben ve çocuklarım, ailem, yakınlarım, arkadaşlarım hep yaşadıklarını dile getiriyorlardı. Benim de altyapım tamamen araştırmam ve merak üzerine olduğu için bunun neden kaynaklandığını araştırmaya başladım. Ve bunun sonunda bu koruyucu ve katkı maddeleri olmadan nasıl bir ürün olsa raf ömründe hiçbir sıkıntı olmadan kalabilir, insanlar bundan dolayı hiçbir sıkıntı yaşamadan hayatlarına bu ürünleri dahil edebilir diye düşünürken bu sus kozmetik alanı aklıma geldi. Biraz önce söylediğim gibi kozmetik içerisine hiçbir katkı ve koruyucu maddesi yok yok. Sadece aromatik yağlardan oluşuyor. Tıbbi aromatik yağlar çok etkili, çok faydalı, hepsinin ayrı ayrı anlamları var, hepsinin ayrı ayrı faydaları var” diye konuştu.
Kore’den Türkiye’ye uzanan hücre yenileyici formül
Hangi bitkileri kullandıklarını anlatan Demirsoy, “Aslında hücre yenilenmesi üzerine bir ürün bu. İçerisinde vetiver, aromatik yağ, sandal aromatik yağ var. Bunlar daha çok hücre yenilenmesi üzerine etki eden aromatik yağlar. Kore'de aktif bir şekilde kullanılan bir ürün. Fakat Türkiye'de hiç yoktu. Ben oradaki akademik bağlantılarımdan dolayı ulaştım. Ve sadece formülasyonunu alıp Türkiye'ye getirdim. Fakat içerisine yine tabii ki geliştirici bir şeyler ilave edildi ve bütün standardizasyonlar sağlandıktan sonra insanların kullanımına sunuldu tarafımdan. Çok şık, çok güzel ve çok minyatür bir sunum var. Ama dediğiniz gibi orada bir minicik mercimek kadar kullandığımızda bütün cilde gerçekten çok doyurucu bir nem sağlıyor. Fakat şöyle bir özelliği var 21 gün boyunca her gün kullanmanız önemli. Ve özellikle mesela çizgilerin olduğu ya da irritasyonun oluştuğu bölgelere koyarsanız, kremi sürerseniz çok etkili olur. Ama yüzümüzün tüm bölgelerine bu ürünü kullanabilir” dedi.
Susuz kozmetik ile sürdürülebilir bakım
21 gün kullanımın ardından ciltte oluşabilecek faydalardan bahseden Demirsoy, “21 gün boyunca 21 gün süresinin sonunda cildinizdeki lekeler varsa onlarda azalma, cilt tonlarında farklılıklar varsa azalma, alın çizgilerinde, kazayağı dediğimiz ya da nazobial dediğimiz bölgelerdeki kırışıklıklarda ciddi bir şekilde açılma olduğunu gözlemleyebilirsiniz. Balıkesir Burhaniye'de bir aromaterapi festivalinde konuşmacı olarak katılmıştım. Susuz ve sürdürülebilir tasarımlar üzerine, biliyorsunuz dünyamız küresel ısınma dolayısıyla ciddi bir iklim krizine doğru yol alıyor. Hatta biliyorsunuz ülkemizde de 9 Kasım'la 20 Kasım arasında Antalya'da büyük bir zirve olacak COP26 zirvesi. Bir serüven olarak orada bulunacağım. Çünkü gerçekten susuz ürünleri yapmak, onları hayatımıza dahil etmek. Bu anlamda da yani dünyayı o bıraktığımız atıklar anlamında aynı zamanda sürdürülebilirlik anlamında çok önemli. Biraz önce söylediğim gibi hemen yeri gelmişken ondan bahsetmek isterim. Bizim sadece 5 cc yani 5 mililitre. Ama bu suyu elinize aldığınız 20 mililitrelik 7 tane krem şişesini düşünün. Hepsinin içeriği sadece bu 5 mililitrenin içerisinde. Çünkü bunun içinde sadece öz var. Onun hiç içerisinde su kullanılmıyor. Su kullanılmadığı için zaten bunu biz. çoğaltmak için herhangi bir takviye de kullanılmıyor. Çünkü içinde su olan ürünlerde mikroorganizma üreme ihtimali olur. Bu da şöyle, bir mikroorganizmanın üremesi için ortamda mutlaka su bulunması gerekir. Ortamda su yoksa orada mikroorganizma üremez. Çok böyle basit ana hatlı bir örnek vermek isterim. Çok eskiden insanlar etlerini pişirirler ve daha sonra büyük küplerin içerisinde yağların içerisinde kuyruk yağlarını eritip onun içinde depolarlarmış ve aylarca o eti yemeye devam ederlermiş. Ama düşünün biz masamızın üstüne pişirdiğimiz pişmiş bir eti bile koysak o et kısa bir süre sonra saatler sonra bozulmaya kokmaya başlıyor. Çünkü dolapta suyla nemle birleşiyor değil mi o anlamda. Evet yağ olan ortamda hiç havayla temas olmadığı için dolayısıyla hiçbir mikroorganizma üreme durumu olmuyor. O yüzden adını susuz kozmetik koyduk. Yani mikroorganizmalar üremediği içinde herhangi bir katkı, koruyucu, raf ömrünü uzatıcı bir madde koymaya da gerek kalmıyor” dedi.
Erkek kozmetik ürünün çıkış hikayesi
Kadınların yanı sora erkekler için geliştirilen ürünler hakkında bilgi veren Demirsoy, “Erkek ürününe de gelince Balıkesir Burhaniye'de katıldığım o festivalde, aromaterapi festivalinde bu ürünleri gelen insanlar deneyimlediler. Fakat çok sayıda beyefendi gelen de oldu ve bana söylediler. Hocam acaba bizim bildiğimiz uygulayabileceğiniz bir ürün mü bu? Ama şişesi pembe, biz bunu kullanabilir miyiz? Çekinceleri içinde sonra botoks yaptırsak çok feminen bir ifade veriyor yüzümüze, ama bizim de yüzümüz böyle parlak, aydınlık, güzel olsun istiyoruz, o yüzden acaba başka böyle bir ürününüz var mı diye sorduklarında. Biz oradan hareket ederek, ürünümüzün içeriğinde çok küçük bir yağ dengesinde bir değişiklik yaptık. Çünkü erkeklerin biliyorsunuz sakal bölgeleri daha sert olduğu için. Yağ oranında küçük bir değişiklik yaparak aynı ürünün erkekler için olanını da çıkardık. Yani erkek kozmetik ürünü çıkmış oldu. Renkleri ise mavi oldu. Bunu ben yaptım, saks mavisi bir kutunun. Şu anda en çok tercih edilen erkek beyefendi kullanıcılar tarafından uygun olduğunu önerdiğim” dedi.
DNA’dan takıya, takıdan ömürlük anılara!
Alışılmış takı tasarım atölyelerinden farklı olarak DNA’dan kişiye özel takılar ürettiklerini anlatan Demirsoy, “Benim kendi alanımda olduğu için ben DNA'larından kendi tükürüklerinden izole ettikleri DNA'dan takı tasarımı atölyesi oluşturdum. Mesela normalde gideriz kan örneği veririz ya da saç, tırnak vesaire bunlardan DNA izolasyonu yapılır. Bu bir hastane olur, laboratuvar olur ve çok soğuk bir ortam olur. Ama burada kendi takılarını tasarladılar ve koydular. Hatta o gün katılımcı olan birisi bana çok değişik bir fikir verdi kendisiyle gerçekten bu ortamda olmak o yüzden bana çok büyük keyif veriyor. O da şu şekilde yani DNA'sını sütünden emzirdiği çocuğuna emdirdiği sütten izole etmek istedi. Ve o sütündeki DNA'dan bir kolye oluşturup onu kendisi ve çocuğu için saklamak istedi. Yani şunu demek istiyorum bir takıya dönüşmesiyle kalmadı aynı zamanda bir anılar zincirine dönüşmesine doğru gitti. O yüzden gerçekten atölyelerimizde çok fazla fikirler çıkıyor ve sadece ev hanımları değil, akşama kadar çalışmış olan insanlar akşamleyin kendilerini böyle güzel bir fırsat ayırmak. Çok keyifli bir hobi bence” dedi.





