Son Mühür- Basmane Çukuru üzerinden İzmir siyasetinde tartışma büyüyor. YENİ Parti İzmir İl Başkanı Çağatay Güç’ün Basmane Çukuru’na ilişkin açıklamalarına AK Parti İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi Grup Başkanvekili Hakan Yıldız’dan yanıt geldi. Güç’ü geçmişte destek verdiği protokol üzerinden eleştiren Yıldız, Mürselpaşa Alt Geçidi ve kamu yararı tartışmalarını da gündeme taşıdı. Yıldız, “İzmir’in hafızası da var, meclisin kayıtları da!” ifadeleriyle Güç’e tepki gösterdi.

"Önce kendi görev döneminizde İzmir'in menfaatine olan kaynakları neden kullanmadığınızı açıklayın"

"Düne kadar Basmane Çukuru meselesinin çözülmesi için hazırlanan protokole “evet” diyenler, bugün kentte muhalefete düşünce birdenbire kamu yararını hatırlamışlar. Ancak Sayın Çağatay Güç'e sormak gerekiyor: Kamu yararı hassasiyetiniz bugün mü aklınıza geldi? Siz İzmir Büyükşehir Belediyesi'nde Genel Sekreter Yardımcısı olarak Fen İşleri'nden sorumlu olduğunuz dönemde, yalnızca Mürselpaşa Alt Geçidi için İller Bankası tarafından sağlanan kredinin kullanılmasını engellemediniz mi? “Biz kendi kaynağımızla yaparız, hükümetten gelen krediye ihtiyacımız yok” diyerek bu önemli yatırımın önünü tıkamadınız mı? Peki sonuç ne oldu? Uzayan işler, kullanılmayan uygun finansman imkânları ve bir türlü tamamlanamayan bir alt geçit! Şimdi çıkıp kamu yararından söz ediyorsunuz. Önce kendi görev döneminizde İzmir'in menfaatine olan kaynakları neden kullanmadığınızı açıklayın. Şunu da açıkça ifade edelim: Sizin bu yanlış yaklaşımınıza rağmen biz Mürselpaşa Alt Geçidi sorununu çözüme kavuşturacağız."

"AK Parti kimseyi kendi yanına çekmek üzerine siyaset yapmaz"

"Basmane Çukuru üzerinden yürüttüğünüz samimiyetsiz siyasi polemiklerden artık vazgeçin. Bu kenti 25 yıl yöneten siyasi anlayışın bir parçası olarak ne zaman İzmir'e hizmet üretmeyi başarabildiniz ne de bugün içine düştüğünüz siyasi pozisyonla muhalefet yapmayı becerebiliyorsunuz. Keşke bizi iki buçuk yıl boyunca daha yakından takip etseydiniz. İzmir'in menfaatini ilgilendiren konularda nasıl bir sorumluluk anlayışıyla hareket ettiğimizi, siyasi hesapları değil kentimizin geleceğini öncelediğimizi çok daha iyi anlardınız. Size bir tavsiyem daha var: AK Parti kimseyi kendi yanına çekmek üzerine siyaset yapmaz. AK Parti'nin siyaseti eser ve hizmet siyasetidir. 25 yıldır bu anlayışla yol yürüdük, bundan sonra da aynı anlayışla yürümeye devam edeceğiz. Kimin derdi yaşadığı kente hizmet etmek, milletine fayda sağlamaksa; kişisel çıkarlarını bir kenara bırakmış, yolsuzluğa ve usulsüzlüğe bulaşmamış, ülkesine ve şehrine hizmet etmeyi kendisine hedef edinmişse AK Parti kadrolarında bir nefer olarak yer alabilir. Bizim kapımız, millete hizmet etmek isteyen herkese açıktır. Çünkü AK Parti'de koltuk kavgası değil, daha iyi nasıl hizmet ederiz anlayışı vardır. Kim hangi koltuğa oturacak, kim hangi işe girecek, kimin delegesi daha fazla olacak hesabı yapılmaz. Kişisel çıkarlar uğruna kentin sorunlarını görmezden gelme anlayışı da yoktur. Bizim tek bir önceliğimiz vardır: Millete hizmet etmek, şehrimize değer katmak."

"Dün söylediklerinizi bugün inkâr ederek bu şehirde siyaset yapamazsınız"

"Basmane Çukuru meselesi Sayın Cemil Tugay döneminde ortaya çıkmış bir sorun değildir. Tam 29 yıldır çözülemeyen, İzmir'in merkezinde koca bir çukura dönüşmüş bu alanın sorumluluğunu bugün mevcut belediye yönetimine yüklemeye çalışmak, geçmişi görmezden gelmektir. Üstelik Sayın Cemil Tugay döneminde çözüm için meclise tam üç kez önerge gelmiş, bu önergeler oy birliğiyle kabul edilmiştir. Dün bu kararların alınmasına destek verenlerin, bugün siyasi pozisyonları değişince birdenbire kentlilik ve kamu yararı hassasiyetine bürünmeleri ne kadar samimi? Dün evet dediğiniz kararı bugün inkâr ederek, dün desteklediğiniz çözümü bugün sorgulayarak İzmir'e karşı sorumluluğunuzu yerine getiremezsiniz. Siyaset, bulunduğunuz koltuğa göre dününüzü inkâr etme sanatı değildir. Umarım yeni siyasi pozisyonunuza bir an önce adapte olur ve İzmir meseleleri hakkında daha samimi, tutarlı açıklamalar yapmaya başlarsınız. Bunun ilk adımı da daha ocak ayında “evet” dediğiniz protokolü bugün “bilmiyorum, görmedim, duymadım” diyerek inkâr etmekten vazgeçmenizdir. Eğer protokolün içeriğinden haberiniz yoksa, grup başkanvekilinize vereyim, size anlatsın. Belki böylece hangi protokole, neye ve neden “evet” dediğinizi öğrenme fırsatınız olur. İzmir'in hafızası da var, meclisin kayıtları da! Dün söylediklerinizi bugün inkâr ederek bu şehirde siyaset yapamazsınız. Kendini inkâr etmek ise ne yazık ki ancak sizin bu siyasi tutumunuza yakışıyor."

Muhabir: Emine Kulak