Son Mühür / Atakan Başpehlivan YENİ Parti İzmir Milletvekili Tuncay Özkan, TÜİK'in 2025 yılı ölüm sayılarını değerlendirerek, çarpıcı tespitlerde bulundu. İzmir ve Türkiye'deki TÜİK verileri üzerinden iktidarı eleştiren Özkan, İzmir'in ve Türkiye'nin hak edildiği gibi yönetilmediğinin altını çizdi.
Tuncay Özkan: Türkiye ve İzmir çok kötü yönetiliyor

Türkiye ve İzmir'in ciddi anlamda kötü yönetildiğini savunarak ağır bir sistem iflasının olduğunun altını çizen YENİ Parti İzmir Milletvekili Tuncay Özkan, süreci oranlarla açıklayarak, "Türkiye ve İzmir o kadar kötü yönetiliyor ki artık canımıza kastedecek boyutta. 31 bin ölümün arkasında salt yaşlılık değil, ağır bir sistem iflası var. AK Parti’nin İzmir’e yönelik çifte standardını, toplanan vergilerin nereye gittiğini ve yerel yönetimin bütçe, uygulama ve halk sağlığı eğitimindeki kronikleşen yetersizliklerini artık görmezden gelemeyiz. Doğrudan rakamlarla başlayalım. 31 bin 494 ölüm… İzmir, Türkiye’nin en çok ölüm kaydedilen ikinci kenti oldu. Neden böyle bir tabloyla karşı karşıyayız? Açıklanan rakamlar için ne diyorsunuz?
Rakamlar çok açık ve can yakıcı. 2025 verilerine göre İzmir’de kaba ölüm hızı binde 7,0. Türkiye ortalaması ise binde 5,7. Ölüm nedenlerinin dökümüne baktığınızda tablonun vahameti daha da netleşiyor: Dolaşım sistemi (kalp-damar) hastalıkları: 10 bin 652 ölüm (%33,8) Solunum sistemi hastalıkları: 6 bin 726 ölüm (%21,4) Kanser (tümörler): 4 bin 751 ölüm (%15,1) Bakın, solunum sistemi hastalıklarının tüm ölümler içindeki payı Türkiye genelinde yüzde 15,1 iken İzmir’de yüzde 21,4’e fırlıyor! Bu muazzam bir sapmadır. İktidar yetkilileri hemen şu savunmaya sığınıyor: “İzmir emekli kenti, nüfusun yüzde 14’ü 65 yaş üstü, Ankara’da ise bu oran yüzde 11, dolayısıyla ölümler normal.” Hayır, normal değil! Yaşlı bir nüfusa sahip olmak suç değildir; ancak yaşlı, kırılgan ve kronik hastalıklara yatkın bir nüfusu zehir solumaya, kilitli trafikte ambulans beklemeye ve betona mahkûm etmek doğrudan yönetsel bir suçtur" dedi.
"Bununla mücadele etmezsek sağlıkta daha vahim noktalara gideceğiz"
Ayrıca, AK Parti iktidarını İzmir'e yatırım konusunda da doğru davranmadığını aktararak,, vatandaşın vergi verdiğini ancak hizmet göremediğini söyleyen YENİ Partili Özkan, "AK Parti iktidarı İzmir’den 1 trilyon lira topluyor, yatırıma gelince sırtını dönüyor. Burada merkezi iktidar, yani AK Parti hükümeti başrolde. Vatandaş görevini fazlasıyla yapıyor ama iktidar topladığı verginin hakkını kesinlikle vermiyor. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın 2025 yılı kesinleşen vergi verilerine bakın: İzmir tek başına merkezi bütçeye 1 trilyon 24 milyar TL vergi tahsilatı sağladı. Türkiye genelinde toplanan her 100 liralık verginin 8,2 lirası bu kentten çıktı. İzmir, devlete katkıda Türkiye dördüncüsü.Peki, merkezi bütçeden kamu yatırımı olarak İzmir’e ne dönüyor? Kamu yatırımlarından İzmir’in aldığı pay sadece yüzde 2 ila 3 bandında sıkışıp kalmış durumda.
İzmir merkezi bütçeye adeta bir kaynak aktarıyor ama merkezi hükümetten hak ettiği temel sağlık, çevre ve altyapı yatırımlarını alamıyor. AK Parti iktidarı, yerel seçimlerde alamadığı bu kenti yıllardır bütçe dağılımında adeta cezalandırıyor. Şimdi Cemil Tugay’ı transfer edenler bu ölümlerin, canını kaybeden İzmirlilerin ve İzmir’e yapılmayan yatırımların hesabını vermek zorundalar. Cemil Tugay bunun hesabını vermek zorunda. Transfer olunca bu sorunlar çözülüyor mu? Hayır. Bu ölümlerin sorumluluğunun bundan sonra Cemil Tugay’ın da yakasında olduğunu Tugay bilmelidir. Hiçbir sorumluluktan gerçek sebeplerini açıklamadan sıyrılamaz. Soruyorum: Hava kirliliğini önlemek için yapmak istediklerinizi kim engelledi? Trafik sorununu çözmek için yapmak istediklerinizi kim engelledi? Bakanlık Ölçmüyor, Çünkü Kirliliği Gizlemek İstiyor: Temiz Hava Hakkı Platformu’nun verileri ortada; İzmir’deki 23 hava izleme istasyonunun hiçbirinde insan sağlığını en çok tehdit eden ince partikül (PM2,5) ölçümü yeterli düzeyde yapılmıyor.
Sanayi ve Çevre Bakanlıkları istasyonları çalıştırmıyor. Ölçüm yapmazsanız kirlilik resmiyette “yok” sayılır. Ama biz biliyoruz ki İzmir, havası sadece kirli değil, zehirli partiküller de barındıran en kötü kentlerden biri. Ancak bunu saklamak için kentte ölçüm yapılmıyor. Aliağa’daki demir-çelik tesisleri, rafineriler, petrokimya fabrikaları ve plansız gemi söküm tesisleri rüzgâr koridoruyla tüm körfez çanağını zehirliyor. Bakanlık buralara ciddi bir yaptırım uygulamıyor, filtre denetimi yapmıyor. Aliağa ilçemiz başta olmak üzere çevrede, bu rüzgâr koridorunda taşınan zararlı küçük partiküller nedeniyle kanser vakalarında ve solunum hastalıklarında olağanüstü bir artış var; ancak bununla hiçbir şekilde mücadele edilmiyor. Aliağa sanayisi için İzmir zehirleniyor. Bacalara filtre takılmıyor; asbest gibi çok tehlikeli kanser yapıcı maddeler gemilerde, sanayide hiçbir önlem alınmadan kullanılıyor, sökülüyor, İzmir’in havasına karışıyor. İzmir’i uyarıyorum: Bununla mücadele etmezsek sağlıkta daha vahim noktalara gideceğiz" diye konuştu.
"Cemil Tugay ne yapacak, gözleyeceğiz"
Öte yandan, değerlendirmesinde Cemil Tugay'ın, AK Parti'ye geçişine de değinen Özkan, Tugay'ı bundan sonraki süreçte gözleyeceklerini söyleyerek, sözlerini şu ifadelerle sürdürdü: "Sağlık Bakanlığı parayı koruyucu hekimliğe, erken kanser taramalarına değil, kentin çeperine diktiği devasa şehir hastanelerine gömdü. Kınık, Bergama, Bayındır gibi yaşa bağlı ölümlerin tavan yaptığı dış ilçelerde birinci basamak sağlık hizmeti ve koruyucu geriatri çökmüş durumda. Bunun kabul edilmesi mümkün değil. Plansızlık, gerçeğin saklanması, “kirleten öder” ilkesinin göz ardı edilmesi ve kirletenin temiz hâle getirme sorumluluğunun, yani filtre takma sorumluluğunun yok sayılması yüzünden zengin korunuyor, halk hastalığa terk ediliyor.
Burada araya girip sormak istiyorum: Yerel iktidar sizsiniz, siz ne yapıyorsunuz? Yerel yönetimler ne yapıyor? İzmir Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyeleri bu tablonun neresinde duruyor? Suçu tamamen Ankara’ya atarak kurtulabilirler mi? Asla kurtulamazlar. “Bakanlık bize engel oluyor” mazereti artık kentin can kayıplarını örtmeye yetmiyor. Bundan sonra, Cemil Tugay’ın transferiyle bu sorunların çözümü için AK Parti ne yapacak, gözleyeceğiz. Cemil Tugay ne yapacak, gözleyeceğiz. Yerel yönetimin zaaflarını üç ana başlıkta özetleyebiliriz: Bütçe, Uygulama ve Toplumsal Eğitim. İzmir Büyükşehir Belediyesi 2026 yılı için 110 milyar TL’lik devasa bir konsolide bütçe bağladı.
Kaynak yok değil. Ancak bütçenin harcanma kalemlerine baktığınızda, koruyucu halk sağlığına, mahalle ölçeğinde yaşlı destek merkezlerine ve çevre sağlığı yatırımlarına ayrılan paylar devede kulak kalıyor. Bütçe plansız borçlanmalarla ve verimsiz cari harcamalarla tüketiliyor. Cemil Tugay bir de doktordu. Ama büyük yönetim hataları vardı ve kent zarar gördü. Doktor olarak bari bununla uğraşır diye düşündüm; meğer o sırada kendisini ayartan Çevre ve Şehircilik Bakanı’yla İzmir halkının millî iradesine karşı komplo peşindeymiş. Biz de “Niye görüştün?” diye sorduk; “Sorunların çözümü için kaynak peşindeyim.” diyordu. Peşinde olduğu kaynak AK Parti’ymiş. Trafik Endeksi’ne göre İzmir’de sıkışıklık oranı yüzde 54,1’e ulaştı"
"İzmir'e yapılan kötülüğün hesabını versinler"

Son olarak, İzmirlilerin yılda 112 saatini trafikte geçirdiğini belirten YENİ Parti İzmir Milletvekili Tuncay Özkan, konuşmasında İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ı da eleştirerek, "İzmirli yılda 112 saatini trafikte geçiriyor. Düşünebiliyor musunuz, hayatımızın bir kısmını trafiğe bırakıyoruz. Bu korkunç bir şey. Şimdi Cemil Tugay, trafik sıkışıklığını önlemek için ne yapmak istediğini ve bunun kimler tarafından engellendiğini İzmir halkına açıklamak zorundadır; bunun üstünü kapatamaz. Akşam saatlerinde 10 kilometrelik bir yol 35 dakikada alınabiliyor. Bu bir konfor meselesi değil, doğrudan ölüm-kalım meselesidir: Sıkışık trafik demek, egzoz gazının kentin en yoğun yerleşim yerlerinde ciğerlere çekilmesi demektir. Kalp krizi veya inme geçiren 70 yaşındaki bir yurttaşın ambulansla hastaneye yetişme süresinin tıkanan arterlerde heba olması demektir. Deniz kenti İzmir’de İZDENİZ’in toplu taşımadaki payı yüzde 3’ü bile geçemiyor. Raylı sistem entegrasyonu gecikiyor, otobüs öncelikli şeritler uygulanamıyor, mikromobilite ve bisiklet yolları göstermelik kalıyor. Uygulamadaki bu hantallık, kentin damarlarını tıkamış vaziyette.
Belediyecilik sadece kaldırım taşı döşemek veya heykel açmak değildir. Kentte KOAH ve astım patlamışken, belediyelerin mahalle bazlı kronik hastalık takibi, temiz ısınma desteği ve halk sağlığı eğitim birimleri nerede? Düşük gelirli, kömür yakan yaşlı ailelere filtre, temiz yakıt desteği ve doğru havalandırma bilinci verilebildi mi? Aşırı sıcak hava dalgalarında Konak, Buca ve Karabağlar’ın yoksul mahallelerinde “serinleme merkezleri” veya gölgelik ekolojik koridorlar kuruldu mu? Hayır. Yerel yönetim halkı koruyacak önleyici sağlık eğitimini ve sosyal kalkanı örgütleyemedi. Bu da bizim hatamız. Bakın, bizim belediyelerimiz pandemide öyle çok çalıştılar ki merkezi hükümet bundan rahatsız oldu. Vatandaşa giden hizmetin önünü kesmek için kaymakamlıkları devreye soktular, valiler müdahale etti. Daha sonra da İller Bankası aracılığıyla belediyelerin ödenekleri kesildi. Bunları göz önüne alarak ilçe belediyelerinin yapabildiklerini sorgulayın lütfen. Bedeli her yıl toprağa verilen 31 bin 494 İzmirli ödüyor. Burada büyük sorumluluk AK Parti iktidarınındır. Merkezi iktidar, yani AK Parti, İzmir’den aldığı 1 trilyon liranın üzerinde vergiye rağmen kente hak ettiği devlet hastanesi kadrosunu, çevre teftiş mekanizmasını, metro izinlerini ve arıtma teşviklerini çok görüyor. Vermiyor veya oyalıyor. Cemil Tugay bu oyalamaları, vermemeleri açıklamadan AK Parti’ye katıldı. Hesabı ödememek için masayı devirmek İzmir gibi şehirlerde mümkün değildir. Herkes ettiğinin hesabını ödeyecek Hazineye para pompalayan İzmirli, iş temiz hava ve nitelikli birinci basamak sağlığa gelince ikinci sınıf vatandaş. İlk 100 günde üniversitelerin, meslek odalarının ve sivil toplumun içinde olduğu bağımsız bir İzmir Sağlık ve Çevre Riskleri Gözlemevi kurulmalıdır. Çevre Bakanlığı derhal tüm istasyonlarda kesintisiz PM2,5 ve kükürt dioksit ölçümü başlatmalı, Aliağa’daki filtre denetimlerini bağımsız heyetlere açmalıdır.
Hazine, İzmir’in ödediği verginin hakkını vererek kent içi raylı sistem ve arıtma projelerinin dış kredi onaylarını bekletmeden imzalamalıdır. Büyükşehir Belediyesi ise bütçesini gösteriş projelerinden çekip, yaşlı nüfusun yoğun olduğu mahallelerde geriatri ve koruyucu sağlık birimlerine, Körfez biyolojik arıtma kapasitesinin radikal biçimde yenilenmesine ve toplu taşımada deniz taşımacılığı ile otobüs öncelikli yollara aktarmalıdır. İzmirli yurttaş ne merkezi hükümetin vergi sömürüsüne ne de yerel yönetimin ihmal konforuna mahkûmdur. 31 bin insanımızın ardından yas tutmak istemiyorsak, devleti yönetenlerin de kenti yönetenlerin de vatandaşa hesap vermesi şarttır. Cemil Tugay, bu ölümleri durdurmak için ne yapacağını, merkezi hükümetten neler isteyeceğini derhal açıklamalıdır. AK Partili Çevre ve Şehircilik Bakanı madem Cemil Tugay’ın transferini sağlamıştır; AK Partili Cemil Tugay’la birlikte gelsinler kent merkezine, anlatsınlar İzmirli’ye bu ölüm sayılarını. Hangi ihmallerin sonucu ölüyoruz? İzmir’e yapılan bu kötülüğün hesabını versinler" dedi ve sözlerini noktaladı.





