İzmir’de 117 kişinin yaşamını yitirdiği 30 Ekim 2020 depreminin üzerinden altı yıl geçmesine rağmen, felaketin ardından başlayan hukuki süreçler gündemdeki yerini koruyor. Depremde hayatını kaybedenler, yıl dönümünde Bayraklı Deprem Anıtı’nda anılırken İzmir Barosu Başkanı Av. Serhat Sökmen, yaptığı açıklamada yargılamaların hâlâ tamamlanmadığını hatırlattı.
Depremde üç meslektaşlarını da kaybettiklerini belirten Sökmen, yaşamını yitirenlerin yakınlarının yıllardır adalet arayışını sürdürdüğünü söyledi. Yıkımda sorumluluğu bulunanların belirlenmesi, ihmallerin açığa çıkarılması ve sorumluların hukuk önünde hesap vermesi gerektiğini dile getirdi.
Altı yıl geçti, davalar hala sonuçlanmadı
Depremde yakınlarını kaybeden ailelerin acısının hiçbir sözle hafifletilemeyeceğini ifade eden Sökmen, adalet arayışının karşılıksız bırakılmaması gerektiğini vurguladı.
Sökmen, “Bugün burada, sevdiklerini kaybeden ailelerimizle birlikteyiz. Onların yaşadığı acıyı hiçbir sözün hafifletemeyeceğinin farkındayız. Ancak biliyoruz ki bu acıya eşlik eden adalet arayışının karşılıksız kalmaması, hepimizin ortak sorumluluğudur. Çünkü aradan geçen altı yıla rağmen, depremde yaşanan yıkıma ilişkin yargılamalar hâlâ tamamlanmadı. Yakınlarını kaybeden aileler, yıllardır mahkeme salonlarında adalet mücadelesi veriyor. Yaşanan yıkımda sorumluluğu bulunanların tespit edilmesini, ihmallerin ortaya çıkarılmasını ve sorumluların hukuk önünde hesap vermesini bekliyor” dedi.
“Adalet geciktikçe ailelerin beklentisi belirsizlikte kalıyor”
Yaşam hakkının söz konusu olduğu olaylarda adaletin zamanında ve etkili biçimde sağlanmasının hukuk devletinin temel yükümlülüğü olduğunu belirten Sökmen, yargı sürecinin uzamasının kayıp yakınları üzerindeki etkisine dikkat çekti.
Sökmen, “Oysa yaşam hakkının söz konusu olduğu böylesine ağır olaylarda, adaletin zamanında ve etkili biçimde sağlanması hukuk devletinin temel yükümlülüğüdür. Adaletin gecikmesi, kayıplarını geri getiremeyeceğimiz ailelerin adalet beklentisini de yıllarca belirsizlik içinde bırakmaktadır” ifadelerini kullandı.
“Depremler değil, önlem eksikliği can alıyor”
Türkiye’nin deprem kuşağında bulunduğunu hatırlatan Sökmen, depremleri önlemenin mümkün olmadığını ancak yıkıcı sonuçlarını azaltacak tedbirlerin alınabileceğini söyledi. Bilimsel uyarıların dikkate alınması, yapı denetimlerinin etkin yürütülmesi ve riskli binalara yönelik önlemlerin gecikmeden uygulanması gerektiğini vurguladı.
Sökmen, “Ülkemizin bir deprem ülkesi olduğu bilimsel bir gerçektir. Depremleri engellemek mümkün olmasa da depremlerin yıkıcı sonuçlarını azaltmak, can kayıplarını önlemek ve güvenli yaşam alanları oluşturmak mümkündür. Bunun için bilimsel uyarıların dikkate alınması, yapıların etkin biçimde denetlenmesi, riskli binalara ilişkin gerekli önlemlerin alınması ve kamu makamlarının sorumluluklarını eksiksiz yerine getirmesi gerekmektedir. Ancak yaşadığımız büyük acılara rağmen önleyici tedbirlerin hâlâ yeterince alınmadığını, yapı güvenliğine ilişkin sorunların devam ettiğini görüyoruz” diye konuştu.
İzmir Barosu’ndan deprem davaları için takip sözü
Yaşam hakkının Anayasa ile güvence altına alınmış temel bir hak olduğunu belirten Sökmen, bu konuda ihmale, gecikmeye ve sorumluluktan kaçınmaya yer olmadığını ifade etti. Benzer felaketlerde başka ailelerin aynı acıları yaşamaması için gerekli önlemlerin alınmasının önemine işaret etti.
İzmir Barosu olarak depremde yakınlarını kaybeden ailelerin yanında durmayı ve hukuki süreçleri takip etmeyi sürdüreceklerini belirten Sökmen, davaların etkin biçimde sonuçlandırılması ve sorumluların hesap vermesi için mücadele edeceklerini söyledi.
Sökmen, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Çünkü kaybettiklerimizi unutmadık. Adalet arayışlarını unutmadık. Ve yaşam hakkının korunması için yerine getirilmesi gereken sorumlulukların unutulmasına izin vermeyeceğiz.
Bu duygularla, 30 Ekim depreminde yaşamını yitiren meslektaşlarımızı ve tüm yurttaşlarımızı saygı, sevgi ve özlemle anıyor; ailelerine ve yakınlarına bir kez daha sabır diliyoruz. Anıları önünde saygıyla eğiliyoruz.”





