Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un şüpheli ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında “yalan tanıklık” suçlamasıyla tutuklanan doktor Nurettin Demirkol, Bakırköy 6. Asliye Ceza Mahkemesi’nde ilk kez hakim karşısına çıktı. Mahkeme, Demirkol’u 2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırırken yaşını gerekçe göstererek cezasını erteledi ve tahliyesine karar verdi.
Arif Ahmet Denizolgun’un 7 Eylül 2016’da Beykoz Çiftliği’nde hayatını kaybetmesine ilişkin davada yargılanan doktor Nurettin Demirkol, savunmasında olayın üzerinden 10 yıl geçtiğine dikkat çekerek birçok ayrıntıyı hatırlamadığını söyledi. Bakırköy 6. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada tutuklu sanık Demirkol ile taraf avukatları hazır bulundu.
"Kendimi 'özel doktor' olarak tanıttım"
Hakkındaki suçlamalara ilişkin savunma yapan Demirkol, olayın üzerinden geçen süre nedeniyle hatırlamakta güçlük çektiğini belirterek ifade sürecinde yaşananlara ilişkin açıklamalarda bulundu.
Demirkol, "10 sene önce yaşanan olaya kurgular eklenmiştir. Ben bir doktorum, 1 hafta önce yatırıp tedavi ettiğim hastayı hatırlamam bile mümkün değil. Hastaları hatırlamam için bilgisayar kaydına ihtiyacım oluyor. İfade sırasında elim titriyordu, savcı bana bunun nedenini sordu, cevabı tutanağa geçmedi. Sonrasında ise bir yerleri arayıp, ifade tutanağımın fotoğrafını çekti. İhbar hattını kendim aradığım iddia ediliyor. Ben savcılık ifademde, ‘polisleri kimin veya saat kaçta aradığını hatırlamıyorum' demiştim ancak tutanağa, ‘bilmiyorum' şeklinde geçildi. Ben ifademde, polisi 3-4 defa aradığımı, polisin de beni aradığını söyledim. Savcılık bana aradığım numarayı sorduğunda hatırlamadığımı söyledim. Arif Ahmet Denizolgun'un tansiyon problemi vardı. Ben, telefonda yanlış anlaşılmamak adına kendimi ‘özel doktor' olarak tanıttım. Orada bir yanlışlık olmuş. Bu şekilde tanıtmamın nedeni, kamu görevlisi bir doktor olmadığımı belirtmek içindi" ifadelerini kullandı.
“Aradan 10 sene geçti isnat edilen suçları hatırlamıyorum”
Olay günü yaptığı ihbarın içeriğine de değinen Demirkol, Denizolgun’un ölümünü şüpheli olarak nitelendirmediğini, ani ölüm şeklinde bildirimde bulunduğunu savundu.
Demirkol, "155'i arayıp, ‘bir hastam var, aniden öldü. Savcının görmesi gerekiyor' dedim. Beni, 156'ya yönlendirdiler. İki konuşmada da sesler bana aittir. Ben, ihbarı yaparken ‘şüpheli' demedim. ‘Beklenmedik ani ölüm' dedim. Ben, ölümü şüpheli olarak değerlendiremediğim için hükümet tabibini aramak istedim ancak kimseye ulaşamadım, bu yüzden polisi aradım" şeklinde konuştu.
Denizolgun’un yüzünde kan bulunduğuna ilişkin ifadeleri arasındaki farklılıklar hakkında da açıklama yapan Demirkol, 2016 ve 2026 yıllarında verdiği beyanlara değindi. Olay sırasında gördüklerini hatırlamakta zorlandığını belirten Demirkol, "2016 yılında verdiğim ifadede ağzının kenarında kan sıvısı olduğu ve yatağı ıslattığını belirtmiştim. 2026 yılında verdiğim tanık ifademde, bana yüzde veya vücutta kan olup olmadığını sorduklarında, görmediğimi, ‘ağız kenarından gelen koyu renkli sıvıyı kan olarak değerlendirmiş olabilirim ama hatırlamıyorum' dedim. 7 Eylül 2016 tarihinde evde olmadığım söyleniyor ancak 48 saat boyunca evden BAZ kayıtlarımın olduğu sabittir. Aradan 10 sene geçti isnat edilen suçları hatırlamıyorum. Olay tarihinden 1 gün önce Galatasaray Adası'ndan BAZ verdiğim iddia ediliyor ama ben, Kuleli mevkiinde özel bir restoranda yemek yiyordum. Alihan Kuriş gibi kişilerin eve geldiğini görmedim. Ölüm olayından sonra eve çok fazla kişi geldi, sokak doluydu polisler de vardı" dedi.
“Olay günü eve gelen kişilerin bir kısmı, maktulün yeğenleridir”
Olay günü yaşananlara ilişkin savunmasını sürdüren Demirkol, evde yoğun bir hareketlilik olduğunu ve çok sayıda kişinin bölgeye geldiğini anlattı. Eve gelenler arasında Denizolgun’un yakınlarının da bulunduğunu öne süren Demirkol, savunmasında şu ifadeleri kullandı:
"Olay günü, sıkıntılı bir süreç yaşadım. Polisler, ‘çok kişi gelmesi nedeniyle artık kimseyi almıyoruz' dediğini hatırlıyorum. Ben gittiğimde, Murat Bayrak ile yabancı uyruklu kişilerin beni karşıladığını hatırlıyorum. Olay günü eve gelen kişilerin bir kısmı, maktulün yeğenleridir. Bu durum BAZ kayıtlarında sabittir. 8 Eylül 2016 sabahı benim için bulanık bir dönemdi. Ben covid döneminde de devletime hizmet ettim. Biz doktorlar gizli denetimlere tabi tutuluruz. Bu denetimleri de başarıyla atlattım. Diğer tanık beyanlarının da çelişkili olmasına rağmen bana suç isnat edilmesini kabul etmiyorum. Burada, bu şekilde bulunmaktan utanç duyuyorum. Tutuklanmam sebebiyle kişisel ve ailevi olarak zor durumda kaldım, benim adli makamları yanıltma gibi bir amacım yoktur. Suçlamaları kabul etmiyorum, beraatımı talep ediyorum"
Mahkemeden 2 yıl 6 ay hapis cezası
Tarafların beyanlarının ardından kararını açıklayan mahkeme, doktor Nurettin Demirkol’u “yalan tanıklık” suçundan 2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırdı. Sanığın yaşını dikkate alan mahkeme, cezanın ertelenmesine ve Demirkol’un tahliye edilmesine hükmetti.





