Balık sezonunun sevilen türlerinden palamut, tazeliğini kaybettiğinde hem lezzetini yitiriyor hem de sağlık açısından risk oluşturuyor. Tezgâhta diri görünen bir balığın gerçekten taze olup olmadığını anlamak için birkaç noktayı kontrol etmek gerekiyor.
İlk olarak gözlerine bakın
Palamutun tazeliğini anlamak için gözleri önemli bir başlangıç noktası. Taze balığın gözleri parlak ve dolgun görünür. Çökmüş, matlaşmış veya bulanık gözler ise bayatlama şüphesini artırır.
Ancak yalnızca gözlerine bakarak karar vermek doğru değil. Balığın diğer özelliklerinin de incelenmesi gerekiyor.

Solungaçların rengi önemli
Palamut alırken solungaçlarını da kontrol etmek gerekiyor. Taze balıkta bu bölge genellikle kırmızı veya pembemsi renkte olur.
Kahverengiye dönen, grileşen ve yapışkan bir görünüm alan solungaçlar tazelik konusunda uyarı verir. Renk değişiminin tek başına kesin sonuç vermediği de unutulmamalı.
Keskin koku varsa uzak durun
Balığın kokusu da önemli bir gösterge. Taze palamut hafif, denizi andıran bir koku taşır.
Ekşi, çürük veya amonyağı andıran ağır bir koku ise bozulma belirtisidir. Böyle bir balığın satın alınmaması ve tüketilmemesi gerekir.
Parmağınızla hafifçe bastırın
Palamutun derisi parlak, eti ise sıkı olmalı. Balığın üzerine hafifçe bastırıldığında oluşan izin kısa sürede kaybolması olumlu bir işarettir.
Ette aşırı yumuşama, yüzeyde yoğun yapışkanlık ve olağan dışı renk değişimi görülmesi durumunda balığın tazeliğinden şüphe duyulmalı.
Eve götürdükten sonra bu hatayı yapmayın
Taze palamut satın almak kadar doğru saklamak da önemli. Balık, alışverişin ardından mümkün olduğunca kısa sürede buzdolabına kaldırılmalı.
Çiğ palamut, 4 derece ve altındaki sıcaklıkta saklanmalı ve 1-2 gün içinde pişirilmeli. Daha uzun süre bekletilecek balığın ise dondurulması gerekiyor.
Balığı uzun süre oda sıcaklığında bırakmak bozulma riskini artırıyor. Ayrıca görünümü ve kokusu normal olsa bile uygun sıcaklıkta saklanmayan balığın güvenli olduğu düşünülmemeli.





