Son Mühür- MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki grup toplantısında gündeme dair çarpıcı açıklamalarda bulundu. "Cumhuriyet'e gidilen süreçte Türk milleti, Mustafa Kemal Paşa ve kahraman silah arkadaşlarının arkasına saf saf dizilerek Anadolu'da Türk tarihinin ikinci Ergenekon destanını yazmıştır" sözleri ile başlayan konuşmasında çocuklara da hitap etti. Terörsüz Türkiye hedeflerine ilişkin açıklamalarda bulunan Bahçeli Avrupa Birliğine yönelik eleştirilerini sürdürdü.
Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge vurgusu
Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge vizyonunun tarihi bir öneme sahip olduğundan bahseden Bahçeli şu ifadeleri kullandı:
"Milliyetçi Hareket Partisi olarak kaos ve çatışmaların ürettiği fırtınalara gebe olan dünyada güven ve istikrarın limanı, barış ve refah ikliminin mimarı bir Türkiye idealinin sahibiyiz. Bunun için ülkemizin ve bölgemizin huzur ve barış iklimini kirleten başta terörizm olmak üzere bütün radikal unsurlardan kurtulmayı mümkün kılacak Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge vizyonunun bütünüyle hayata geçmesinin tarihi bir öneme sahip olduğunu düşünüyoruz.
Siyasi rakiplerimiz sularda kulaç atmaya varsın, devam etsinler. Türlü karalamalar ve çarpıtmalarla suyu bulandırmayı sözüm ona siyaset zannetsinler. Türk milleti kararını vermiştir. Terör bitecek, kardeşlik yükselecek, bölgemizde barış ve huzur inşallah sökün edecektir. İstikrarsızlıkla çoraklaşan topraklarda refah ve güven yeşerecektir. İpleri emperyalizmin elinde olan kuklaların tiyatrosu son bulacak, her şeyin milletimize göre olduğu yükseliş çağı başlayacaktır. Bu çağın adı Türk ve Türkiye Yüzyılı, anahtarı ise Türk birliğidir. O sebeple Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge diyoruz. Türk dünyasında birlik ve dirlik istiyoruz."
Türk dünyasına birlik mesajı
Türk dünyasında birlik mesajı veren Devlet Bahçeli 'Türk Devletleri Teşkilatı 13. Zirvesi'nde alınan kararlara duyduğu memnuniyet, de dile getirerek
"67 maddeden oluşan sonuç bildirisindeki ortak geleceğimizi şekillendirecek iş birliği alanlarının, bağımsız ve egemen her üye devletin huzur, güven ve refahına katkı sağlayacağına yürekten inanıyorum. Muradımız Hazar ile Akdeniz'in hasretine son vermek, Issık Gölü ile Van Gölü'nü kavuşturmak, Selenga ile Sakarya'yı buluşturmaktır.
Dileğimiz Merv'in yıldızlarını Söğüt'te seyretmek, Taşkent'in havasını Konya'da solumak, Bakü'de çalan türküye İzmir'de eşlik etmek, Bişkek'te doğan güneşi Ankara'da uğurlamak, Hoca Ahmet Yesevi'nin hürmet ışığını Mustafa Kemal Atatürk'ün cesaretiyle Türk dünyasıyla buluşturmaktır. Bu bağlamda merhum Abdülhamit Süleyman Çolpan'ın gönül diliyle diyoruz ki:
Birliğimizin sarsılmaz dağı, ümidimizin sönmez çerağı, birleş ey halkım, gelmiştir çağı, bezensin şimdi Türkistan bağı! Dilde, fikirde, işte birlik şiarıyla Türk devletlerinin yolu aydınlanmalı, çağın gerektirdiği donanımla atılan umut tohumları muhabbet fidanlarına, kardeşlik ormanına dönüşmelidir.
Aynı kıbleye yönelen yürekler, Türkçe düşünen, Türkçe çağıran diller, ortak bir gelişme stratejisiyle kendi mukadderatına yön vermelidir. Bu vesileyle Ankara'da düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı 13. Zirvesi'nde üye ülkeler arasında kurumsal bağların güçlenmesi, ekonomik, teknolojik, kültürel ve askerî ilişkilerin gelişmesi, siyasi ve stratejik iş birliklerinin artması yönündeki kararlılığın ve güçlü iradenin bir kere daha ortaya konulmasından memnuniyet duyduğumuzu vurgulamak istiyorum. 167 maddeden oluşan sonuç bildirisindeki ortak geleceğimizi şekillendirecek iş birliği alanlarının, bağımsız ve egemen her üye devletin huzur, güven ve refahına katkı sağlayacağına yürekten inanıyorum" ifadelerini kullandı.
Avrupa'ya göçmen karşıtlığı ve İslamofobi eleştirisi
Başta Fransa ve diğer Avrupa ülkelerinde meydana gelen sosyal hareketlere de konuşmasında yer veren Bahçeli
"Fransa ile başlayan ve farklı vesilelerle diğer Avrupa ülkelerine de sirayet eden sosyal hareketler, çok kısa bir zamanda kamu düzenini ve toplumsal huzuru bozan şiddet içerikli gösterilere dönüşmüştür. Milliyetçi Hareket Partisi olarak Avrupa'da vuku bulan bu süreci başından beri yakından takip ediyoruz. Avrupa Birliği'nin temel hak ve özgürlükler noktasındaki hassasiyetini üyesi olan devletlere de hatırlatmasını bekliyoruz. Şiddetin gittikçe tırmandığı gösterilerin altında yatan temel sebeplerin Avrupalılar tarafından iyi okunması gerektiği kanaatini taşıyoruz.
Uzun zamandır göçmen karşıtlığıyla İslamofobi ve Türkofobi taşımak suretiyle siyasi rant oluşturma peşinde koşan Avrupa'nın ektiği fitne tohumları kendilerine dönmeye başlamıştır. Avrupa bugün her zamankinden daha fazla güvenlik kaygılarıyla karşı karşıyadır. Artan maliyetler, azalan sosyal refah ve ekonomik sıkıntılar Avrupa toplumlarında sosyal öfkeyi büyütmüştür. Avrupa artık Sanayi Devrimi'nin dinamizmini yaşadığı, ekonomik ve teknolojik üstünlüğünü tartışmasız biçimde koruduğu dönemde değildir. Küresel rekabette güç kaybetmekte, ekonomik ve siyasi etkisi giderek azalmaktadır" diye konuştu.
Mekke Ortak Savunma Anlaşması'na destek
7 Ağustos 2026 tarihinde Mekke'de imzalanan Türkiye Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti ve Suudi Arabistan Krallığı arasında ortak savunma için Mekke Anlaşması hakkında
"Taraflar arasındaki güven, iş birliği ve dayanışmayı artıracak, bölgemizde yaşanan sorunların çözümünde dış müdahalelerin etkisiz kılınmasını sağlayacak bir diğer önemli gelişmedir.
Tarafların askeri imkan ve yeteneklerinin konuşlandırılması da dahil olmak üzere uygun görecekleri tedbirlerle birbirlerine destek olmasını öngören Mekke Ortak Savunma Antlaşması, onaylanmak üzere Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin gündemindedir.
Hususi saldırganlığın sona erdirilmesi ve sivil kayıpların önüne geçilebilmesi amacıyla bu anlaşma hükümleri çerçevesinde tüm imkaânlar harekete geçirilmelidir" diyen Bahçeli İsrail'deki seçimler hakkında da açıklamalarda bulundu:
İsrail için "Kudüs İttifakı" çağrısı
"Bölgemizdeki güven ve istikrar iklimini bozucu unsur olan İsrail'deki seçimler, sonuçları itibarıyla önemli gelişmelere gebedir. İsrail seçimleri, hiçbir siyasi partinin ülkeyi yönetecek çoğunluğu elde edemediğini ortaya koymuş, İsrail siyasetini adeta ortadan ikiye bölmüştür. Arap partilerinin bu tabloda güçlü bir konum elde etmesi dikkat çekici bir gelişme olmuştur. Bu sonuçlar, İsrail toplumunun önemli bir kesiminin Netanyahu hükümetinin Gazze ve Filistin politikalarına yönelik tutumunun dikkatle değerlendirilmesi gerektiğine işaret etmiştir. Bununla birlikte İsrail'in önünde önemli bir fırsat oluşmuştur. Bu fırsatı bölgede barış ve huzur ikliminin tesis edilmesi, toplumsal uzlaşının güçlendirilmesi ve farklı kesimlerin bir arada yaşama iradesinin pekiştirilmesi için değerlendirmek mümkündür.
Bu çerçevede Arap partilerinin de yer aldığı bir hükümetin kurulması, İsrail siyaseti açısından önemli ve tarihi bir adım olacaktır. Böyle bir adım, İsrail'in toplumsal barışına katkı sağlamakla kalmayacak, bölgesel barış ve istikrarın güçlendirilmesi açısından da yeni imkânlar yaratabilecektir. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Trump'ın ve uluslararası Yahudilik kuruluşlarının İsrail halkının tümünü kapsayan bir hükümet oluşumunu desteklemesi, Filistin için oluşturulan barış çabalarında yeni ve pozitif bir aşamayı da mümkün kılacak, İran ve Yemen dahil bölgesel istikrarsızlıkları tetikleyen çatışmaların çözümüne katkı sağlayacaktır. Bize göre Arap partilerinin de temsil edildiği, toplumsal uzlaşmayı ve barış içinde bir arada yaşama iradesini güçlendirecek yeni bir hükümetin kurulması yönündeki fırsat değerlendirilmeli, Kudüs İttifakı gerçekleştirilmelidir."





