Akdeniz'de son yıllarda art arda kırılan deniz yüzeyi sıcaklığı rekorlarının yalnızca yaz sıcaklıklarını değil, sonbaharda görülebilecek aşırı hava olaylarını da etkileyebilecek önemli bir iklim göstergesi olduğunu bildiren İzmir Bakırçay Üniversitesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şermin Tağıl, dikkatleri çeken açıklamalarda bulundu. Deniz yüzeyi sıcaklığının atmosferle deniz arasında ısı ve nem alışverişini belirleyen önemli bir değişken olduğunu ve bu nedenle de iklim sisteminin mevcut durumunu anlamada kritik bir önemi olduğunu söyleyen Tağıl, Akdeniz'de dikkati çeken unsurun yalnızca yüksek hava sıcaklıkları olmadığını vurguladı. Tağıl, "Asıl önemli olan, denizin olağanüstü miktarda ısı depolamış olması. Denizde biriken bu enerji, atmosferi besleyen temel kaynaklardan biri” dedi.
“Kuvvetli yağış ve fırtına oluşturuyor”
Yılın ilk yarısında Akdeniz genelinde deniz yüzeyi sıcaklıklarının uzun yıllar ortalamasının oldukça üzerinde seyrettiğini belirterek Prof. Dr. Tağıl, “Akdeniz'in ortalama deniz yüzeyi sıcaklığı yaklaşık 28,4 dereceye ulaştı. Bu değer uzun dönem ortalamasının yaklaşık 2 derece üzerinde. Özellikle Doğu Akdeniz'de tarihi seviyelere yaklaşan sıcaklıklar dikkati çekiyor. Doğu Karadeniz'de de deniz yüzeyi sıcaklıkları mevsim normallerinin yaklaşık 1 ila 2 derece üzerinde seyrediyor. Bu durum önümüzdeki günlerde hem Akdeniz hem de Karadeniz'de görülebilecek kuvvetli yağış ve fırtınalar için ilave enerji ve nem kaynağı oluşturuyor” ifadelerini kullandı.

"Denizin geçmişte biriktirdiği ısının üzerine yenileri ekleniyor”
Son yıllarda denizel sıcak hava dalgalarının hem daha sık hem de daha uzun süre etkili olduğuna dikkati çeken Şermin Tağıl, 2023 yılından bu yana hem okyanuslarda hem de Akdeniz'de deniz yüzeyi sıcaklıklarının sürekli rekor seviyelerde seyrettiğini dile getirerek "Özellikle bu yıl temmuz ve ağustosun ilk yarısında Akdeniz tarihinde görülmemiş sıcaklıklara ulaştı. Bu tablo, denizin geçmiş yıllardan biriktirdiği ısının üzerine yeni ısı eklenmeye devam ettiğini gösteriyor” diye konuştu.
“Doğrudan El Nino’ya bağlamak doğru değil”
Pasifik Okyanusu'nda gelişmesi beklenen "güçlü El Nino"nun da küresel iklim açısından önemli bir sinyal olduğuna işaret eden Tağıl, “Ekvatoral Pasifik'te büyük bir sıcak su kütlesi birikiyor. Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi (NOAA) de yıl sonuna kadar çok güçlü bir El Nino gelişme olasılığını yaklaşık yüzde 80 olarak değerlendiriyor. Ancak Akdeniz'deki olağanüstü sıcaklıkları doğrudan El Nino'ya bağlamak doğru olmaz. Akdeniz'in uzun vadeli ısınmasının temel nedeni küresel iklim değişikliği. El Nino ise bunun üzerine eklenen önemli bir iklim sinyali” dedi.
Çok güçlü bir El Nino gelişmesi halinde kutup girdabının zayıflamasını ve parçalanmasını destekleyebilecek atmosferik süreçlerin öne çıkabileceğini aktaran Tağıl, şunları aktardı: "Bu durum kış aylarında kuzey enlemlerinden gelen hava akımlarının daha etkili olmasına katkı sağlayabilir. Ancak bunu doğrudan 'Türkiye çok karlı bir kış yaşayacak' şeklinde yorumlamak bilimsel olarak doğru değil. Atmosfer çok değişken bir sistem. Bununla birlikte bazı iklim projeksiyonları kutup girdabının parçalanma olasılığının artabileceğine işaret ediyor."
“Ekim ve kasım aylarına dikkat”
Yaz boyunca Akdeniz'de depolanan olağanüstü ısının sonbahar açısından önemli bir erken uyarı niteliği taşıdığına dikkati çeken Tağıl, "Eğer bu yüksek deniz sıcaklıkları sonbahara taşınır ve uygun atmosferik koşullarla birleşirse, şiddetli sağanakları, aşırı yağışları, ani sel ve taşkınları ile kuvvetli fırtınaları besleyebilecek ilave enerji ve nem sağlayabilir. Özellikle ekim ve kasım aylarında bu risk daha belirgin hale gelebilir” diye konuştu.




