Son Mühür/ Beste Temel- İzmir’de 117 vatandaşımızın yaşamını yitirmesine neden olan 30 Ekim 2020 depreminin üzerinden 6 yıl geçti. Felakette hayatını kaybedenler kent genelindeki törenlerle anılırken; İzmir Afet Bilinci ve Çevre Derneği (İZ-AFED) Yönetim Kurulu Başkanı, Emekli AFAD Şefi ve İş Güvenliği Uzmanı Servet Ertaş, Son Mühür TV’de Tunç Erciyas’ın sunduğu “Sıcak Bakış” programında kentin afet hazırlığını ve kentsel dönüşümdeki tıkanıklıkları değerlendirdi.

Acının üzerinden geçen 6 yılda İzmir’de kamu, belediyeler ve sivil toplum kuruluşları bünyesinde güçlü arama-kurtarma ekiplerinin kurulduğunu ve olası bir müdahale kapasitesinin arttığını belirten Ertaş, asıl hedefin afet yaşanmadan önlem almak olduğunun altını çizdi. Ertaş, “Müdahale kapasitemiz gelişti ancak bir afete sadece müdahale etmek yetmez. İnsanlarımız hazırlıklı olursa arama-kurtarma ekiplerine çok daha az ihtiyaç duyarız” dedi.

Yapı stoğunun yüzde 70’i risk altında: Kentsel dönüşüm neden tıkanıyor?

İzmir’deki binaların mevcut durumuna dikkat çeken Ertaş, İnşaat Mühendisleri Odası’nın verilerini hatırlatarak kentin yapı stoğunun yaklaşık %70’inin deprem direncinin bulunmadığını vurguladı. Binaların güçlendirilmesi veya yeniden yapılması süreçlerinde ekonomik maliyetlerin ve bilgi eksikliğinin büyük engel oluşturduğunu ifade eden İZ-AFED Başkanı:

"Süreç sadece birey ve müteahhit arasında bırakıldığında sistem tıkanıyor. Geçmişte yaşanan mağduriyetler de insanları kentsel dönüşümden uzaklaştırıyor. Can güvenliğini merkeze alan, ekonomik olarak sürdürülebilir ve tüm aktörlerin içinde olduğu toplumsal bir iş birliği modeline ihtiyacımız var."

Evlerde "Tehlike Avı"

Yapısal riskler kadar bina içindeki eşyaların da hayati tehlike saçtığını belirten Afet Eğitmeni Ertaş, depremlerdeki yaralanmaların %50’sinin, ölümlerin ise %3’ünün devrilen, savrulan eşyalardan kaynaklandığına dikkat çekti. Ev ve iş yerlerinde mutlaka "tehlike avı" yapılması gerektiğini belirten Ertaş, dolap ve ağır eşyaların sabitlenmesinin yanı sıra sarsıntı anında panikle merdivenlere koşulmaması gerektiği uyarısında bulundu.

Afet çantasının da tek başına kurtarıcı olmadığını ancak ilk 72 saat için erişilebilir bir noktada hazır bulundurulması gerektiğini hatırlatan Ertaş; çanta içeriğinin hem binanın yıkılması hem de binaya girilememesi senaryolarına göre hazırlanması gerektiğini söyledi.

Çiğli’de önemli panel

Klasik seminerlerin yanı sıra farkındalık oluşturmak için tiyatro oyunları ve mizahi yaklaşımları da kullandıklarını belirten Ertaş, bilimsel çerçeveden kopmadan yürütülen bu gösterilerin toplumdaki bilinci hızla artırdığını ifade etti.

İzmir’de aktif 17 ila 20 fay hattı bulunduğunun altını çizen Ertaş, halkı bilgilendirme çalışmalarına aralıksız devam ettiklerini belirterek, Çiğli Belediyesi Meclis Salonu’nda saat 18.00’de düzenlenecek olan “İzmir’in Deprem Gerçeği ve Kentsel Dönüşüm” paneline tüm yurttaşları davet etti.

Afet sadece deprem değil: Mega El Nino ve sel tehlikesi

Afeti yalnızca depremle sınırlandırmamak gerektiğini hatırlatan Ertaş, iklim değişikliği, yangın ve sel gibi felaketlere de dikkat çekti. İzmir’de 1995 yılında Çiğli ve Karşıyaka’yı etkileyen sel felaketinin hafızalardan silinmediğini belirten Ertaş, önümüzdeki süreçte etkisini gösterebilecek "Mega El Niño" tehlikesine karşı uyardı. Sel anlarında özellikle elektrik çarpması ve zehirli atık riskine karşı vatandaşların yüksek bölgelere çekilmeleri gerektiği vurgulandı.

Sosyal medyadaki "Deprem Komploları" ve yerel basının rolü

Sosyal medyada yer alan "şu tarihte deprem olacak" ya da "dışarıdan müdahale ile deprem yaptırıldı" şeklindeki iddiaların tamamen etkileşim amacıyla üretildiğini belirten Ertaş, doğa olaylarına dışarıdan müdahale edilmesinin bilimsel olarak imkansız olduğunu söyledi.

Vatandaşların yalnızca resmi kurum açıklamalarına itibar etmesi gerektiğini belirten Ertaş, doğru haberciliğin önemine vurgu yaparak İZ-AFED olarak verdikleri "Afet Bilinci Haberciliği Ödülü" kapsamına bu yıl "Çevre Bilinci Haberciliği" kategorisini de eklediklerini duyurdu.

Muhabir: Beste Temel