Son Mühür / Atakan Başpehlivan Geçmiş yıllarda DEVA Partisi İzmir İl Başkanlığı gibi önemli görevler de üstlenen kent siyasetinin önemli isimlerinden Mehmet Aybar Uygur, Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nin kapatılması kararını değerlendirdi.

Mehmet Aybar Uygur: Bu kararın üzerine düşünmek gerekiyor

Yayınladığı açıklamasında özellikle İzmir gibi bir kentte böyle bir kararın alınmasının üzerinde düşünülmesi gerektiğini söyleyen Mehmet Aybar Uygur, "Bir fakültenin ya da enstitünün kapatılması elbette akademik bir karar olabilir. Ancak Güzel Sanatlar Enstitüsü gibi köklü bir kurumun kapatılması, yalnızca üniversite yönetimi açısından değerlendirilmemelidir. Yaklaşık yarım asra yaklaşan geçmişi boyunca bu kurum, İzmir’in sanat ve akademi hayatının önemli parçalarından biri oldu.

Yetiştirdiği sanatçılar, akademisyenler ve ürettiği çalışmalarla kentin kültürel birikimine katkı sağladı. Kararnameyle alınan kapatma kararı, bu nedenle yalnızca bir akademik yapının sona ermesi anlamına gelmiyor. Sanatın İzmir’le kurduğu güçlü bağın zayıflamasına da zemin hazırlayabilecek bir gelişme olarak görülmelidir. Özellikle İzmir gibi kültür ve sanatla özdeşleşmiş bir kentte, sanat eğitiminin ve akademik üretimin güçlendirilmesi gerekirken köklü bir kurumun kapatılması, üzerinde düşünülmesi gereken bir tercihtir" dedi.

"İzmir’in sanatla kurduğu bağ yalnızca geçmişten gelen bir değer değil"

Ayrıca, söz konusu fakültenin kapatılma kararı ile ilgili fikirlerini aktarmayı sürdüren Uygur, yayınladığı açıklamasında konuyla ilgili şu ifadeleri kullandı: "Üstelik kapatma kararının gerekçesinin kamuoyuna yeterince açık biçimde sunulmaması ve kurumun bulunduğu değerli kampüs alanının geleceğine ilişkin belirsizlikler, konuyu daha da hassas hale getirmektedir.

Balçova sokaklarında yaşam kalitesi yükseliyor: 6 sokak yenilendi!
Balçova sokaklarında yaşam kalitesi yükseliyor: 6 sokak yenilendi!
İçeriği Görüntüle

Burada kimseyi peşinen suçlamak ya da kapatma kararını taşınmaz değeriyle ilişkilendirmek doğru olmayabilirde. Ancak şeffaflık, kamuoyundaki soru işaretlerini ortadan kaldırmanın en doğru yoludur. İzmir’in sanatla kurduğu bağ; yalnızca geçmişten gelen bir miras değil, geleceğe taşınması gereken bir değerdir. Köklü sanat kurumlarını azaltmak yerine, İzmir’in sanat ve kültür kimliğini daha da güçlendirecek adımlar atılmalıdır. Çünkü bir kurum kapanabilir; fakat onun yarım asırlık birikimi ve kentin hafızasındaki yeri kolayca yeniden oluşturulamaz diye düşünüyorum"

Muhabir: ATAKAN BAŞPEHLİVAN