Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin yıllardır savunduğu deniz yetki alanları tezlerini güçlendiren tarihi bir gelişme yaşandı. Libya Temsilciler Meclisi, Ankara ile 2019 yılında imzalanan deniz yetki alanları anlaşmasını oybirliğiyle onayladı. Türkiye’nin Mavi Vatan politikasına önemli bir diplomatik destek sağlayan karar, Atina ve Brüksel’de tepkiyle karşılandı. Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Türkiye-Libya mutabakatını hedef alan açıklamasıyla Yunanistan ve Güney Kıbrıs’a desteğini yineledi.
Libya’dan Türkiye’nin elini güçlendiren tarihi karar
Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin diplomatik mücadelesi açısından kritik bir gelişme yaşandı.
Libya’nın doğusundaki Temsilciler Meclisi, Türkiye ile Libya arasında 27 Kasım 2019 tarihinde imzalanan Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası’nı oybirliğiyle onayladı.
Bingazi’de alınan kararla, daha önce Türkiye ile yapılan anlaşmalara karşı çıkan Libya Parlamentosu, 2020 yılında aldığı ret kararlarını da yürürlükten kaldırdı.
Böylece Türkiye’nin Libya’nın batısıyla geliştirdiği stratejik iş birliği, ülkenin doğusundaki siyasi yapının da desteğini kazanmış oldu.
Karar, Ankara’nın Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanlarına ilişkin tezleri açısından önemli bir diplomatik gelişme olarak öne çıktı.
Türkiye’nin yıllardır savunduğu tezler yeniden gündemde
Türkiye, Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasında anakara kıyılarının uzunluğu, coğrafi özellikler ve hakkaniyet ilkelerinin dikkate alınması gerektiğini savunuyor.
Ankara, Yunanistan’ın özellikle Meis Adası üzerinden ileri sürdüğü geniş deniz yetki alanı taleplerine karşı çıkıyor.
Türkiye’nin yaklaşımına göre, Anadolu kıyılarına son derece yakın konumdaki küçük adalara, Türkiye’nin uzun anakara kıyılarının deniz yetki alanlarını büyük ölçüde sınırlandıracak bir etki tanınması hakkaniyet ilkesiyle bağdaşmıyor.
2019 yılında Libya ile imzalanan mutabakat da Ankara’nın bu hukuki yaklaşımını somut bir ikili anlaşmaya dönüştürdü.
Türkiye açısından anlaşma, yalnızca deniz sınırlarının belirlenmesini değil, Doğu Akdeniz’deki enerji kaynakları ve deniz yetki alanları üzerindeki hak ve menfaatlerin korunmasını da amaçlıyor.
Brüksel’den Türkiye-Libya anlaşmasına itiraz
Libya Parlamentosu’nun kararının ardından Avrupa Birliği cephesinden tepki geldi.
AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in sosyal medya paylaşımında, Libya Temsilciler Meclisi’nin kararından derin üzüntü duyulduğu ifade edildi.
Paylaşımda, Türkiye-Libya anlaşmasının üçüncü ülkelerin egemenlik haklarını ihlal ettiği ileri sürülerek mutabakatın geçersiz olduğu yönündeki AB tutumu tekrarlandı.
Von der Leyen ayrıca Yunanistan ve Kıbrıs Cumhuriyeti ile dayanışma içinde olduklarını belirtti.
AB’nin açıklaması, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanlarına ilişkin tezleri ile Yunanistan ve Güney Kıbrıs’ın talepleri arasındaki görüş ayrılığını bir kez daha ortaya koydu.
İki egemen devletin anlaşmasına AB neden karşı çıkıyor?
Türkiye ile Libya arasında imzalanan mutabakat, iki devletin deniz yetki alanlarını karşılıklı olarak sınırlandırma iradesine dayanıyor.
Ankara, söz konusu anlaşmanın uluslararası hukuk ve hakkaniyet ilkelerine uygun olduğunu savunuyor.
Avrupa Birliği ise Yunanistan ve Güney Kıbrıs’ın deniz yetki alanı iddialarını destekleyerek mutabakata karşı çıkıyor.
Bu noktada Türkiye’nin temel itirazı, AB’nin kendi üyelerinin taleplerini esas alan yaklaşımının bölgedeki diğer kıyı devletlerinin haklarını yeterince dikkate almaması.
Ankara’ya göre Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanları, tek taraflı haritalar ve maksimalist talepler üzerinden değil, ilgili devletlerin meşru hakları gözetilerek belirlenmeli.
Anlaşma Birleşmiş Milletler kayıtlarında
Türkiye-Libya mutabakatının hukuki ve diplomatik açıdan önemli bir diğer özelliği ise Birleşmiş Milletler’e tescil edilmiş olması.
27 Kasım 2019 tarihinde imzalanan ve 8 Aralık 2019’da yürürlüğe giren anlaşma, 11 Aralık 2019 tarihinde BM Antlaşmalar Sekretaryası kayıtlarına geçti.
BM tescili anlaşmanın uluslararası kayıtlara girdiğini gösterirken, üçüncü devletlerin haklarına ilişkin uyuşmazlıkları tek başına çözmüyor.
Türkiye ise mutabakatın iki ülkenin karşılıklı hak ve menfaatlerini koruyan meşru bir anlaşma olduğu görüşünü sürdürüyor.
Ankara’dan net mesaj: Hakkaniyet ve uluslararası hukuk
Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, 20 Ekim 2026 tarihinde yaptığı açıklamayla Libya Temsilciler Meclisi’nin kararını memnuniyetle karşıladı.
Bakanlık, 2019 yılından beri yürürlükte olan mutabakatın uluslararası hukuk ve hakkaniyet ilkeleri temelinde iki ülkenin karşılıklı hak ve menfaatlerini gözettiğini vurguladı.
Açıklamada ayrıca Türkiye’nin Akdeniz havzasında güven, istikrar ve barışın sağlanması amacıyla bütün ortaklarla birlikte çalışma iradesini sürdüreceği belirtildi.
Doğu Akdeniz’de yeni dönem
Libya Parlamentosu’nun aldığı karar, yalnızca 2019 tarihli anlaşmanın yeniden gündeme gelmesi anlamına gelmiyor.
Daha önce Ankara ile ilişkilerin kesilmesini savunan Libya’nın doğusundaki siyasi yapının bu kez Türkiye ile yapılan mutabakatı oybirliğiyle desteklemesi, bölgesel dengeler açısından dikkat çekici bir değişime işaret ediyor.
Türkiye açısından bu gelişme, Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanları politikasının Libya’da daha geniş siyasi kabul görmesi anlamına geliyor.
Yunanistan ve Avrupa Birliği’nin itirazları devam etse de Libya Temsilciler Meclisi’nin kararı, Ankara’nın bölgedeki diplomatik konumunu güçlendiren yeni bir adım olarak değerlendiriliyor.
Türkiye’nin Mavi Vatan politikası çerçevesinde savunduğu deniz yetki alanları yaklaşımı, Libya’dan gelen son kararla yeniden uluslararası gündemin merkezine yerleşti.





