Son Mühür/ Beste Temel- Son Mühür TV ekranlarında yayınlanan, Tunç Erciyas’ın hazırlayıp sunduğu Sıcak Bakış programının bugün konuğu TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Koray Çetin Önalan oldu. Programda; İzmir’de düzenlenecek olan JeoFest (Jeoloji Festivali) hazırlıklarından kentleşme sorunlarına, deprem riskinden İzmir’in çöp depolama krizine ve jeoturizm potansiyeline kadar pek çok kritik konu masaya yatırıldı.
"Jeoloji sadece deprem demek değildir"
Mesleklerinin kamuoyundaki algısına değinerek sözlerine başlayan Koray Çetin Önalan, jeolojinin yalnızca afetler ve depremlerle anılmaması gerektiğini vurguladı:
“Bizim işimiz 1999 yılındaki büyük depremden sonra gündemde daha çok yer etmeye başladı. Ancak jeoloji sadece afetlerle, depremlerle anılacak bir bilim dalı değil; 50’ye yakın alt dalımız var. 2022 yılında göreve geldiğimizde JeoFest projesini geliştirdik ve Büyükşehir Belediyesi’nin desteğiyle Kültürpark’ta ilkini gerçekleştirdik. İki yılda bir yapma kararı alarak 2024’te yine Kültürpark’ta ikincisini düzenledik ve daha büyük bir ilgi gördük.”

JeoFest’in iki temel amacı ve yer arayışı
JeoFest’in arkasındaki vizyonu açıklayan Önalan, temel hedeflerini ve karşılaştıkları alan sıkıntısını şu sözlerle aktardı:
“Amacımız jeolojiyi tanıtabildiğimiz kadar tanıtmak. Ne yazık ki jeoloji liselerde müfredatta yok, coğrafya kitabında 2 sayfayla geçiştirilen bir konu. Bunu halka, çocuklara ve gençlere indirgemeyi amaçladık. İkinci amacımız ise İzmir gibi büyük bir kentte JeoFest’in bir altlık oluşturarak Tabiat Tarihi Müzesi kazandırılmasına vesile olmasıydı. Müze konusunda henüz bir gelişme olmadı ama çocuklara ve gençlere ulaşmayı başardık.
Etkinliğin Kültürpark ile özdeşleşmesini istedik fakat bu yıl Kültürpark bize verilmedi. Artık nedenlerini sorgulamıyoruz. Oturduk konuştuk; bundan sonra durmadan yer arayacağız, bize alan açan yerler bulacağız. Olmazsa da biz jeoloji mühendisiyiz; çıkarız Yamanlar Dağı’na iki çadır kurarız, ‘JeoFest burada’ deriz.”
JeoFest2026 Bornova Büyükpark’ta başlıyor
Festivalin detaylarını ve açılış programını paylaşan Önalan, hazırlıkların tamamlandığını müjdeledi:
“2 ay önce Bornova Belediyesi ile bir görüşme gerçekleştirdik, Büyükpark’ta yapabileceğimizi söylediler. 3 aydır sürdürdüğümüz çalışmalarda son 24 saate geldik. Yarın akşam saat 18:00’de start veriyoruz. Biz JeoFest’in de Kula ve Peri Bacaları gibi bir jeolojik miras olmasını istiyoruz.
Festivalimiz Prof. Dr. Celal Şengör’ün açılış konuşmasıyla başlayacak. Celal Hocayı ben bir ‘Hazerfen’ olarak tanımlıyorum; kendisiyle her şeyi konuşabilirsiniz, Türkiye’nin yetiştirdiği global ölçekte tanınan en büyük bilim insanlarından biridir. Prof. Dr. Cahit Helvacı vasıtasıyla iletişim kurup mail attık, kendisi 23’ünde buluşmak üzere dönüş yaptı. Ne yazık ki bu kentte salon sıkıntısı çok üzücü. Salonlar ya uygun değil ya da bütçeyi ödeme şansımız yok. Bu nedenle açılışı Bornova Evlendirme Dairesi’nde gerçekleştireceğiz.”
İnteraktif atölyeler, deprem simülasyonu ve çocuklara özel etkinlikler
Bu yılın temasının "Taş ve İnsan" olarak belirlendiğini ifade eden Önalan, etkinlik içeriği hakkında şu bilgileri verdi:
“Celal Şengör hocamızdan sonra çok değerli hocalarımız da sunum yapacak. Çocuklar için interaktif alanlar oluşturduk. Bir firma bize atölyesini açtı ve deprem simülasyonu sağladı. Rasim Bey’e destekleri için teşekkür ederiz. Fayların ne olduğu maketlerle anlatılacak, yer altı suyunun nasıl hareket ettiğini gösteren özel bir akvaryum düzenledik. AFAD da destek vererek deprem simülasyon tırını getirecek ve stant açacak. Jeofizik Mühendisleri Odası da stant açıyor. Ana sponsorumuz TARGEV’in yanı sıra maddi destek sağlayan arkadaşlarımız, medya sponsorlarımız ve paydaşımız Dokuz Eylül Üniversitesi ile kendi olanaklarımızı birleştirdik.
Kağıt üzerinde anlattığınız şeyi çocuk unutabilir ama gösterirseniz unutmaz. Okulların özelleştirilmesiyle eğitim sisteminde bu uygulamalar kalmadı. Bornova’daki ilk, orta ve liseleri davet ettik. Akşam konserimiz de var, aileler çocuklarıyla gelip hem eğlenecek hem öğrenecekler. Bornova Belediye Başkanı Sayın Ömer Eşki’ye ve ekibine teşekkür ediyoruz. Cuma 18:00’deki açılışın ardından etkinlikler Cumartesi ve Pazar devam edecek, sergiler ise 1 hafta boyunca açık kalacak.”
“Ovalarımızı faylara borçluyuz, doğa olaylarını afete dönüştüren insandır”
Coğrafyanın zenginliği ile afet riski arasındaki ince çizgiye dikkat çeken Şube Başkanı, Doğu Anadolu depremleri üzerindeki çalışmasını paylaştı:
“Afeti anlatabilmemiz için nedenlerini göz önüne koymamız lazım. Bu coğrafyayı çeşitlendiren depremlerdir. Bugün Büyük Menderes, Küçük Menderes ve Gediz ovalarımız fayların tetiklediği ovalardır ve tarımsal zenginliğimizi bunlara borçluyuz. Ancak doğa olayları insan eliyle afete dönüşüyor.
Şu an bir çalışma yürütüyorum; aklımda hep tek bir soru var: 2023 Şubatındaki Kahramanmaraş ve Hatay merkezli Doğu Anadolu depremlerinde kaybettiğimiz 55 bin insanımız, eğer uygun yapılaşma koşulları sağlansaydı yine hayatını kaybeder miydi?”
“İzmir depreme hazır mı, yapılarımız ne kadar sağlam?”
Tunç Erciyas’ın 30 Ekim İzmir depreminin yıldönümü yaklaşırken yönelttiği sorular üzerine Önalan, Türkiye’deki temel kentleşme ve yerleşim kültürü sorununa değindi:
“Ülke olarak başımıza gelen hadisenin farkında değiliz. Sorunun nedenini doğanın kendi iç dinamiğindeki faylarda arıyoruz ama sorun orada değil. Türkiye’de nüfus her yıl 1 milyon artıyor ve bu nüfus dengeli dağılmıyor. Nüfusun yüzde 92’si kentlerde yaşıyor ve kentlerimiz artık birer afet haline gelmiş durumda, insanları taşımıyor.
Anadolu insanı boş bulduğu yere yerleşiyor, ‘burası benim için uygun mudur’ diye düşünmüyor. Yerleşim yeri yanlış, bina kötü ise kayıp oranınız %65’tir. Ancak doğru yer seçimi ve doğru yapılaşma ile kayıp oranı %2’ye kadar düşer. İstanbul’da sel oldu, hayat felç oldu. 183 derenin olduğu bir kentte binaları sel yataklarına koyarsanız doğa bunu affetmez. 10, 20 veya 100 yıllık akış rejimi olan dere yataklarını istila ederseniz doğa acımaz, sonra ‘nerede bu devlet’ diye bağırmanın bir anlamı kalmaz. Türkiye 30 yıl içinde kentli nüfusu kırsala yayıp tarımı artıracak politikalar izlemezse durum çok kötüye gidecek.”
İzmir’in çöp krizine ve yerel yönetimlerle iletişimsizliğe tepki
Yerel yönetimlerin meslek odalarıyla iş birliği yapmamasından yakınan Önalan, İzmir’in çöp depolama alanı kararına sert tepki gösterdi:
“4 yıldır şube başkanıyım, bu kentin belediye başkanıyla 1 kez bile görüşmüş değilim. Biz kamu yararına çalışan gönüllü meslek örgütleriyiz; amacımız halka doğru bilgiyi vermek ve yerel yönetimlerle iş birliği yapmaktır. Kentsel dönüşüm bir boyut ama İzmir’in çöp depolama alanı da büyük bir sorun.
Dün gördüm; yeni çöp dökme alanı olarak Naldöken belirlenmiş. Naldöken İzmir’in göbeği, orada taş ocakları var. Kime sordunuz, kimden izin aldınız? İzmir’in günlük 5 bin ton çöpü var. Türkiye’de katı atık depolama oranı %90 iken İsviçre’de %0, Almanya’da %1’dir. Kaynağında ayrıştırma sistemi getirmezseniz 10 yıl sonra ne yapacaksınız? İzmir çöpünde boğuluyor. Acilen bertaraf tesislerine ve evsel ayrıştırma bilincine ihtiyacımız var.”
“İzmir ve Ege için Jeoturizm büyük bir fırsat”
Ege Bölgesi’nin tarih ve jeoloji birleşimiyle muazzam bir potansiyele sahip olduğunu vurgulayan Koray Çetin Önalan, jeoturizme dikkat çekti:
“Bu topraklar medeniyetin ve bilimin doğduğu topraklar. Antik kentlerin tamamı jeolojik evrelerle şekillenmiştir ve jeolojiyle yaşar. Örneğin Bafa Gölü kıyısındaki Latmos (Latmos) müthiş bir yer ama şu an maden ocaklarının tehdidi altında. Manisa Kula ve Karaburun çok ciddi jeoturizm potansiyeline sahip.
Aydın’da yaşıyorum, evime 1 km mesafedeki Tralles Antik Kenti’ni veya Milet’i, Priene’yi görmeyen insanlara şaşıyorum. Tarih ve jeoloji iç içe ama büyük bir ilgisizlik var. Halkın ve yerel yönetimin bu değerlere sahip çıkması gerekiyor.”
“Hangi ilçe riskli sorusuna yerel bazda yanıt vermek doğru değil”
İzmir’deki ilçe bazlı risk durumuna ilişkin soruya bilimsel ilkeler çerçevesinde yanıt veren Önalan, yerleşim kurallarını sıraladı:
“Bilimle uğraşan bir odanın yöneticisi olarak ‘şu ilçe riskli’ diye yanıt vermek doğru olmaz. Yemeğin tarifini vermek lazım: Sulak alanlar, yeraltı suyuna doygun ovalar ve heyelan riski olan yerler afete dönüşme riski yüksek alanlardır. Buralarda yapı yapılabilir mi? Yapılır ama oranın zemin koşullarına göre yapılmalıdır. Kayalık alanlar deprem riski en az alanlardır ama oralara da gecekondu yapılmamalıdır.
Kordon’a bakın; Türkiye kıyı kenar çizgisini tam uygulasa birçok yapı dışarıda kalır. Yapıları mühendislik ve bilim ilkelerine göre yaparsanız deprem afete dönüşmez. İzmir’de deprem olur mu? Son 11 bin yıl içerisinde yıkıcı deprem olmuşsa, orada yeniden deprem olma riski vardır. İnsan olarak depremden öte evlerimizi düzgün yapma zorunluluğumuz var. Kentsel dönüşüm krizinde, başını sokacak tek evi olan insanı çıkarıyorsanız, sosyal devlet olarak barınma hakkını sağlayacak önlemleri almak zorundasınız.”
JeoFest’e davet
Konuşmasının sonunda JeoFest’in bir başlangıç olmasını temenni eden Önalan, tüm İzmir halkını festivale davet etti:
“Biz TMMOB çatısı altındaki 24 meslek disiplininden biri olarak bir kapı açtık, umarım devamı gelir. Cuma günü saat 18:00’de Bornova Büyükpark’ta açılışını yapacağımız JeoFest’e tüm halkımızı, çocuklarımızı ve ailelerimizi bekliyoruz.”





