Makine Mühendisleri Odası İzmir Şubesi personeli Ece Aytaç (37), 8 Mart 2015 tarihinde geçirdiği yüksekten düşme kazası sonrası omurilik felci olarak tekerlekli sandalyeyle yaşamaya başladı. Ağır tedavi süreçlerinin ardından hayatına yeni bir yön veren Aytaç, yaşadığı tecrübeleri kaleme alarak 2025 yılında "Elmas’ın Kanatları" adını taşıdığı ilk kitabını okurlarla buluşturdu. Eserinde umut ve özgürlük kavramlarının yalnızca fiziksel hareketlilikle sınırlı olmadığını vurgulayan Aytaç, kendi yaşam mücadelesiyle çok sayıda insana ilham veriyor.

İstanbul’da Halkla İlişkiler ve Reklamcılık eğitimi aldığı yıllarda toplumsal dayanışma projelerinde aktif rol üstlenen Aytaç, öğrencilik döneminde Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği’nde gönüllü olarak çalıştı ve lisans tezini omurilik felci konusuna ayırdı. Mezuniyetinin ardından İzmir’e dönen Aytaç, kaza sonrasında derneğin İzmir İl Temsilciliği görevini üstlenerek hak temelli çalışmalarını sürdürdü. Aynı zamanda 9 Eylül Engelliler Spor Kulübü’nde Yönetim Kurulu Üyesi ile Halkla İlişkiler ve Basın Danışmanı olarak görev yapan Aytaç, sosyal yaşamın içinde aktif olarak yer almaya devam ediyor.

Korkular üzerine giden bir yaşam stili

Fiziksel kısıtlamaların yeni tecrübeler edinmeye engel olmadığını belirten Ece Aytaç, macera sporlarına olan ilgisini hayatının bir parçası haline getirdi. Su altı dalışlarının yanı sıra Efes Paraşüt Okulu’nda tandem paraşüt atlayışı gerçekleştirdiğini aktaran Aytaç, yüksek teknoloji ve ekstrem sporlarla en büyük korkularının üstüne gittiğini söyledi. Keşfetme arzusu ve merak duygusunun endişelerine üstün geldiğini ifade eden Aytaç, zihninde kurguladığı dünyayı kâğıda dökerek edebi üretimini beslediğini kaydetti.

"Bağımsızlık fiziki durumun ötesinde bir kavram"

Kaza öncesinde yürüttüğü gönüllülük faaliyetlerinin kendisine empati kazandırdığını ancak yaşadığı kazadan sonra dayanışmanın fiili bir sorumluluğa dönüşmesi gerektiğini fark ettiğini vurgulayan Aytaç, kaza gününün hem kendisi hem de ailesi için radikal bir dönüm noktası olduğunu belirtti. Tedavi sürecinde edindiği dostlukların rehabilitasyon dönemine büyük katkı sağladığını dile getiren Aytaç, bireysel bağımsızlığını kazanma mücadelesini şu sözlerle aktardı:

"Kaza sonrasında yürüyememek, hayatımın tüm planlarını sil baştan kurgulamama neden oldu. Benim için en kritik hedef, kimseden destek almadan hareket edebilmekti. Yere düştüğüm anlarda yatağa geri tırmanmak bana zirvesine tırmanılması gereken bir dağ gibi görünüyordu. Zamanla 'kendi ayakları üzerinde durmak' ifadesinin yalnızca fiziksel bir tanım olmadığını yaşayarak tecrübe ettim. Ayakta olduğum yıllarda denemediğim pek çok şeyi bugün hayata geçiriyorum. Önemli olan, sınırları zorlayarak toplumsal yaşamda eşit ve kapsayıcı fırsat alanları yaratabilmektir."

Sözcüklere dökülen özgürlük: Elmas'ın Kanatları

Sunay Akın’ın ön sözüyle yayımlanan "Elmas’ın Kanatları" kitabının temelinin 2008 yılında yaptırdığı bir dövmeye dayandığını belirten Aytaç, ruhun özgürlüğüne duyduğu inancın yıllar sonra kendi yaşam gerçeğine dönüştüğünü ifade etti. Hastane odalarında yazmaya başladığı metinlerin zamanla bir iyileşme sürecine dönüştüğünü vurgulayan yazar, edebiyat çalışmalarına ilişkin şunları kaydetti:

"Yazmak benim için sadece kişisel anılarımı aktarmak değil, okurların zihninde yeni bir pencere açabilmektir. İnsanların hayatına dokunabildiğim ölçüde kelimelerimin karşılık bulduğuna inanıyorum. Edebi üretimimi aralıksız sürdürüyorum; ikinci kitabımı ise 2027 yılında okuyucularla buluşturmayı planlıyorum."


Kaynak: DHA