Son Mühür/ Dilek Durak- İzmir’in Torbalı ilçesindeki Metropolis Antik Kenti’nde yapılan arkeolojik kazılar, bölgenin 6 bin yıla uzanan köklü geçmişini yeni keşiflerle belgelemeyi sürdürüyor.

İzmir Büyükşehir Belediyesi, Sabancı Vakfı ve Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteğiyle gerçekleştirilen çalışmalarda bronz heykellerden mimari kalıntılara, gündelik eşyalardan yazılara kadar birçok eser ortaya çıkarıldı. Eserler, antik kentin ticari ilişkilerinden toplumsal yaşamına kadar bilinmeyen birçok noktayı aydınlatıyor.

"Yolların kesiştiği şehir"

Metropolis Antik Kenti 1 (1)

Metropolis’in bulunduğu bölgenin coğrafi avantajlarına dikkat çeken Dokuz Eylül Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Kazı Başkanı Prof. Dr. Serdar Aybek, kentin önemini;

"Metropolis'in antik dönemdeki önemini Torbalı'nın günümüzdeki önemiyle eşleştirmek lazım. Gerçekten stratejik bir noktada yer alıyor.

İçinde bulunduğumuz Torbalı Ovası'nın hemen sınırında bulunan Aydın Dağları'nın arkası, Gediz Vadisi ve İç Anadolu'dan Ege'ye ulaşan yolların kesiştiği bir noktada bulunuyor.

Biz zaten birçok platformda da Metropolis’i ‘yolların kesiştiği şehir’ diye tanımlıyoruz. Metropolis, Torbalı Ovası'nın antik dönemdeki tarım potansiyeline sahip; onu yöneten, onu işleyen ve işlediği ürünleri de hemen yakınındaki Küçük Menderes Nehri üzerindeki nehir limanı vasıtasıyla Efes'in büyük limanına gönderen bir şehir olmalı diye düşünüyoruz." diyerek açıkladı.

Üç ana ulaşım aksının merkezinde

Antik kentin güneyde Efes, kuzeyde ise Smyrna ile kurduğu bağlantıya değinen Aybek; "Bugün de zaten İzmir-Aydın otoyolu güneye inen tek rota. Yani o dönemde İzmirliler, Torbalı sakinleri de aslında aynı güzergahı kullanıyordu.

Ana tanrıça kenti olarak tanınan Metropolis, antik adıyla Gallesion Dağı'nın yamaçlarında kuruldu. Bugün Torbalı Ovası’nın büyük bir kısmını kaplayan alan antik dönemde aslında bataklık ve sulak bir arazi.

Dolayısıyla antik dönem yolları, belki de Metropolis’in içinden veya tam önünden, o yamacın düzlükle birleştiği seviyelerden ilerliyor ve bugün olduğu gibi muhtemelen güneyde Efes'e, kuzeyde de Smyrna'ya bağlantı sağlıyor.

Bu noktada Kemalpaşa'daki Karabel Geçidi de çok önemli, tarihsel bir önemi var. Bugün de hala Karabel Geçidi, İç Anadolu'dan Ege'ye ulaşımda en kısa alternatifi oluşturuyor. Antik dönemde Metropolis, işte bu üç önemli rotanın tam kesiştiği noktada yer alıyor." dedi.

MÖ 3. yüzyılda planlı kentleşme

Metropolis Antik Kenti 3 (1)

Bölgedeki ilk yerleşim izlerinin yaklaşık 6 bin yıl öncesine uzandığı aktarıldı. Kentin düzenli sokaklar ve planlı bir yerleşim düzeniyle şekillenme sürecinden bahseden Prof. Dr. Serdar Aybek;

"Metropolis verimli bir araziye, su kaynaklarına ve güvenli sahalara sahip olması sebebiyle yaklaşık 6 bin yıldır yerleşime sahne olan bir coğrafya.

Modern bir şehir olarak ortaya çıkması MÖ 3. yüzyılda, Seleukos Krallığı zamanında ve sonrasında Pergamon Krallığı'nın (Attalosların) hakim olduğu dönemde oluyor. MÖ 3. ve 2. yüzyılda kent modern bir şehircilik anlayışıyla yeniden planlanıyor.

Nasıl oluyor bu? Birbirini dik kesen sokaklarla ızgara şeklinde bir kent planı, kendisine ait bir meclis yapısı ile bir kent devleti haline geliyor. Zaten kentin adından da bunu rahatlıkla anlayabiliyoruz." ifadelerini kullandı.

""Metropolis, hep sürprizlere açık bir kent"

Kazılarda ortaya çıkarılan bronz heykel grubu, antik dönemdeki malzeme kullanımı ve yeniden değerlendirme alışkanlıklarına ilişkin önemli ipuçları verdi. Söz konusu buluntuları değerlendiren Aybek, şöyle konuştu;

"Metropolis, hep sürprizlere açık bir kent. Geçen yıllarda bu bronz heykel grubu, özellikle antik dönemin bir ‘sıfır atık projesi’ diye tanımlayabileceğim bir proje şeklinde karşımıza çıktı.

Biz Metropolis'te antik dönemde sergilenmiş bronz heykelleri bir grup halinde ve özellikle parçalanmış, eritilmek ve dönüştürülmek üzere toplanmış halde tespit ettik. Bu da aslında antik dönemde çok kullanılan bir yöntem.

Bronzun geri dönüştürülmeye açık bir malzeme sebebiyle, muhtemelen bir ‘hurda atölyesi’ kentin bütün bronz heykellerini toplamış, parçalamış ve eritmek üzere bir köşede saklamış. Biz de onu artık o son haliyle arkeolojik kazılarda tespit etmiş olduk."

Diğer yandan 2025 yılı kazılarında bulunan mermer tanrıça başının göz bölümlerinde farklı maddelerin kullanıldığı belirlenirken, heykelin eksik olan gövde parçası için arama çalışmalarının devam ettiği belirtildi.

Ticari yapılarda tip proje uygulaması

Metropolis Antik Kenti 2 (1)

Metropolis’in sanılandan daha geniş bir alana yayıldığını ortaya koyan son mimari buluntulara hakkında bilgi veren Aybek; "Son iki yıldır çalıştığımız yapı özellikle mimari anlamda Metropolis'in ölçeğini büyüten bir yapı.

Ortasındaki geniş kare avlu, kare avluyu çevreleyen sütun sıraları ve hatta yerinde devrilmiş sütunların, üst yapı bloklarının çıkması bize burada görkemli bir yapının inşa edildiğini gösteriyor.

Biz de merakla, özellikle bu mimari kalıntının tam olarak anlaşılabilmesi için çalışıyoruz. Burada küçük dükkanlar tespit ediyoruz.

Antik dönemde de günümüzde olduğu gibi bazı ‘tip projeler’ var. Ortasında bir avlusu, çevresinde sütunlu galerisi ve sütunlu galerinin gerisinde dükkan veya dükkan diye yorumlanabilecek mekanları olan yapılar Agora ya da ticaret yapıları diye tanımlanıyor.

Ama Metropolis'te bir devşirme geleneği olduğu için hem mimari parçaların hem de mekanların dönem içinde farklı fonksiyonlarla devşirilmiş olabileceğini düşünüyoruz.

Yani hem ticaret yapısı olarak kullanılmış olabilir, öncesinde belki bir kutsal alan, bir kahramanlık anıtı olarak kullanılmış olabilir; onu gösteren işaretler de var." dedi.

"Eğitim Metropolis için çok önemli, bununla ilgili önemli yazıtlarımız var"

Antik coğrafyacı Strabon’un eserlerinde de söz ettiği Metropolis bağcılığının, Mısır’ın İskenderiye kentine kadar ulaştığı belirtildi. Kentin sosyal ve ekonomik yapısını özetleyen Aybek;

"Ünlü coğrafyacı Strabon da Geographika adlı eserinde değiniyor; Metropolis'in üzüm bağlarından meşhurluğundan bahsediyor. Bu bölgede üretilen ürünlerin Mısır'dan İskenderiye'ye kadar gönderildiğini gösteren deliller var.

Bu bölgedeki mühürlü seramik gruplarının İskenderiye'de de ortaya çıktığını düşünen uzmanlar var. Dolayısıyla tarımın Metropolis için temel geçim kaynağı olduğunu söyleyebilirim.

Metropolis belli ki barışçıl bir kent. Anadolu’da Roma hakimiyetinin etkinleştiği süreçlerde ortaya çıkan ayaklanmalarda çok ismi geçmiyor.

Genel olarak Roma Dönemi'nden itibaren Efes'in, öncesinde Hellenistik Dönem'de de Pergamon Krallığının himayesinde yer alıyor.

Eğitim Metropolis için çok önemli, bununla ilgili önemli yazıtlarımız var. Özellikle Attalos Krallığı döneminde Bergama'dan gençlerin eğitimi ve spor faaliyetleri için maddi destekler geldiğini görürüz.

Metropolis'in meşhur sporcuları var; yarışmalara hazırlandıklarını gösteren yazıtlar bulunuyor. Mesela bir pankreas (serbest güreş) sporcusu ile ilgili yazıtta kendisinin Palaestradaki antrenman sırasında hayatını kaybettiğini gösteren ifadeler bulunuyor. Metropolis, sporun yanında kültür ve sanatın da kendi şartları içinde önemli bir temsilcisi." diye konuştu.

"Metropolis'te de özgüvenli, başarılı kadın yöneticiler var"

Elde edilen yazıtlar ve mezar buluntuları, kentte kadınların idari ve sosyal yaşamda yer aldığını gösterdi. Konuya ilişkin bulguları paylaşan Aybek;

"Metropolis'te de özgüvenli, başarılı kadın yöneticiler var, Yazıtlarda geçen Alexandra Myrton isimli kadın yönetici Metropolis'teki yukarı hamam yapısının sorumlusu. Kadınlar hayırsever olup kentlerine maddi katkılarda bulunmuşlar.

Bir diğer önemli buluntu da yine sosyal yaşama dair ipuçları veriyor. Bir mezardan gelen bu bulgu: Henüz orta yaşlarına varmamış genç bir kadının defnedilme biçimiyle ilgiliydi.

Mezarda çok sayıda unguentarium dediğimiz koku şişesi, merhem kapları, aynalar ve küpeler bulundu. Ayrıca mezarda tespit edilen yün kirmeni ve ağırşaklar, bu kadının amatör olarak kendi ailesi için dokuma ve tekstille de ilgilendiğini gösteriyor.

Antik dönemde ev içindeki tekstil ve kumaş üretimi kadınlar tarafından yürütülen bir uğraş. Günümüzde de Manisa ve İzmir çevresinde halısıyla meşhur olan pek çok yerleşimde kadınlar bu işte erkeklere göre çok daha etkinler." dedi.

Çalışmalar 12 ay kesintisiz sürüyor

Geleceğe Miras Projesi kapsamında devam ettirilen kazı, koruma ve restorasyon çalışmaları yıl boyunca sürüyor.

Çıkarılan taşınabilir eserler Efes Müzesi, İzmir Arkeoloji Müzesi ve Alsancak Kültür Sanat Fabrikası’nda sergilenirken ören yeri, kentin tarihi dokusunu yerinde görmek isteyen ziyaretçilerini ağırlamayı sürdürüyor.

Muhabir: Dilek Çakır Durak