Birleşik Krallık Dışişleri Bakanlığı öncülüğünde düzenlenen ve 40’tan fazla ülkenin katıldığı Hürmüz Boğazı zirvesinin ardından yayımlanan açıklamada, uluslararası toplumun deniz seyrüsefer özgürlüğü konusundaki kararlılığı vurgulandı. Katılımcılar, boğazın yeniden açılması çağrısında bulunarak mevcut durumun küresel ekonomi için ciddi riskler taşıdığına dikkat çekti.
Geniş katılımlı kritik toplantı
Zirveye, dünyanın farklı kıtalarından çok sayıda ülkenin yanı sıra Uluslararası Denizcilik Örgütü ve Avrupa Birliği gibi önemli uluslararası aktörler de katıldı.
Toplantıya başkanlık eden Yvette Cooper, küresel deniz ticaretinin güvenliği açısından Hürmüz Boğazı’nın kritik rolüne dikkat çekti.
“Küresel refaha doğrudan tehdit”
Zirve sonrası yapılan açıklamada, İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki kısıtlamalarının dünya ekonomisi için doğrudan tehdit oluşturduğu ifade edildi.
Katılımcılar, boğazın kapalı kalmasının yalnızca enerji ticaretini değil, aynı zamanda tarım ve sanayi için hayati öneme sahip ürünlerin taşınmasını da sekteye uğrattığını belirtti.
Enerji ve ticaret için kritik hat
Açıklamada, Hürmüz Boğazı’nın küresel enerji ihracatının ana arterlerinden biri olduğu vurgulandı. Petrol, petrol ürünleri ve sıvılaştırılmış doğal gaz sevkiyatının büyük bölümünün bu hat üzerinden gerçekleştirildiği hatırlatıldı.
Ayrıca Afrika başta olmak üzere birçok bölge için hayati öneme sahip gübre sevkiyatının da bu güzergâh üzerinden yapıldığına dikkat çekildi.
Yaptırım ve diplomatik baskı gündemde
Toplantıda, boğazın kapalı kalmaya devam etmesi halinde İran’a yönelik diplomatik ve ekonomik baskının artırılması seçenekleri de ele alındı.
Katılımcılar, Birleşmiş Milletler dahil uluslararası platformlarda koordineli adımlar atılması, boğazdan geçiş yapan gemilerden ücret alınmasının reddedilmesi ve deniz trafiğinin kesintisiz şekilde yeniden sağlanması konusunda görüş birliğine vardı.
Mahsur kalan gemiler için çağrı
Zirvede ayrıca, Hürmüz Boğazı’nda mahsur kalan binlerce gemi ve denizcinin durumuna da dikkat çekildi. Uluslararası Denizcilik Örgütü ile iş birliği içinde bu gemilerin serbest bırakılması ve deniz trafiğinin normalleşmesi gerektiği vurgulandı.
Uluslararası hukuk vurgusu
Açıklamanın sonunda, seyrüsefer özgürlüğünün uluslararası hukukun temel ilkelerinden biri olduğu hatırlatılarak İran’a boğazı “derhal ve şartsız” şekilde yeniden açma çağrısı yapıldı.
Katılımcı ülkeler, teknik düzeyde görüşmelerin süreceğini ve küresel deniz ticaretinin güvenliğinin sağlanması için ortak adımlar atılacağını bildirdi.





