Son Mühür- TCMB'nin Ocak ayından bu yana ilk kez politika faizinde indirime giderek 100 baz puan indirim kararı Borsa İstanbul'da yaşanan kan kaybını durdurmaya yetmemişti.
Pandemi döneminden bu yana en sıkıntılı dönemini yaşayan Borsa İstanbul'un yaşadığı kayıplar ekonominin çarklarının her geçen gün yavaşlıyor mu sorularını da beraberinde getiriyor.
Önümüzdeki hafta ekonomide bizi neler bekliyor sorusunu masaya yatıran Eski TCMB Uzmanı Dr. Ayhan Bülent Toptaş, piyasaların yaşadığı güven kaybına dikkat çekti.
Toptaş'ın ekonomiyle ilgili değerlendirmesinden öne çıkan detaylar şöyle...
Küresel ekonomi, Ortadoğu’daki gerilim ve enerji fiyatlarının yarattığı belirsizlikle yeni haftaya giriyor. ABD ve Avrupa merkez bankalarının kararları, büyüme verileri ve teknoloji şirketlerinin finansal sonuçları küresel piyasaların yönünü etkileyebilir.
ürkiye’de ise TCMB’nin faiz indirimi, borsadaki kayıplar ve fon krizinin piyasa güveni üzerindeki etkileri ön plana çıkıyor. Temel mesele, para politikasındaki gevşemenin ekonomik faaliyeti destekleyip destekleyemeyeceği ve finansal piyasalardaki güven sorunlarının nasıl aşılacağı.
Enerji fiyatları ve merkez bankaları piyasaların yönünü değiştirecek mi?
Ortadoğu’daki gerilim, petrol arzına ilişkin kaygıları canlı tutuyor. Brent petrolün varil fiyatı 23 Ekim itibarıyla 113 doların üzerine çıktı. Enerji maliyetlerindeki yükseliş, enflasyonla mücadeleyi zorlaştırırken ekonomik büyüme üzerinde de baskı oluşturabilir.
Haftanın en önemli gündem maddeleri arasında ABD Merkez Bankası (Fed), Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve Japonya Merkez Bankasının kararları bulunuyor. ABD ve Euro Bölgesi’nin üçüncü çeyrek büyüme verileri ile ABD’nin kişisel tüketim harcamaları fiyat endeksi (PCE) de enflasyon görünümü açısından izlenecek.

Fon krizi borsada ve yatırımcı güveninde nasıl bir iz bırakacak?
Fon tasfiyeleriyle başlayan süreç, MSCI’ın Türkiye hisse senedi endekslerindeki bazı değişiklikleri dondurmasıyla uluslararası yatırımcıların da gündemine girdi. MSCI, Türkiye’nin gelişmekte olan piyasa statüsünü şimdilik değiştirmedi; ancak piyasa şeffaflığı ve fiili dolaşımdaki payların güvenilirliği konusunda somut ilerleme beklediğini açıkladı. Yeterli ilerleme görülmemesi halinde statünün 2027’de yeniden değerlendirilmesi gündeme gelebilir.
Bu uyarı, fon krizinin yalnızca hisse fiyatlarıyla sınırlı olmadığını, Türkiye piyasalarının uluslararası yatırımcılar nezdindeki güvenilirliğinin de gündemde olduğunu gösteriyor.
BIST 100, 16-22 Ekim döneminde de ciddi şekilde gerilemeye devam etti. Bu düşüşün tamamını fon krizine veya MSCI açıklamasına bağlamak doğru olmayabilir; ancak gelişmelerin piyasa üzerindeki baskıyı artırdığı açık.
Önümüzdeki hafta tasfiye edilen fonların varlıklarının hangi koşullarda nakde çevrileceği, küçük ve orta ölçekli hisselerde satış baskısının sürüp sürmeyeceği ve düzenleyici kurumların güveni güçlendirecek adımları yakından izlenecek. Sorun yalnızca kayıpların telafisi değil, piyasanın şeffaf ve öngörülebilir işlediğine ilişkin inancın yeniden kurulması.
TCMB’nin faiz indirimi piyasalara nefes aldıracak mı?
TCMB, 22 Ekim’de politika faizini yüzde 37’den yüzde 36’ya indirdi. Karar piyasa beklentileriyle uyumlu olsa da borsadaki düşüşün sürmesi, faiz indiriminin tek başına risk iştahını artırmaya yetmediğini gösteriyor. Banka, enflasyonun ana eğilimindeki yavaşlamaya ve iç talebin zayıflığına dikkat çekerken yüksek enerji fiyatlarının oluşturduğu yukarı yönlü riskleri de vurguladı.
Önümüzdeki hafta kararın etkileri, mevduat ve kredi faizleri ile piyasa beklentileri üzerinden izlenecek. 27 Ekim’de açıklanacak işgücü istatistikleri ve 30 Ekim’deki ekonomik güven endeksi de ekonomik görünüm açısından önem taşıyor.
İzmir ekonomisi nasıl etkilenecek?
İzmir’de ihracatçı sanayi, lojistik ve liman bağlantılı ticaret enerji maliyetlerinden; işletmelerin yatırım kararları ise kredi koşulları ve iç talepteki seyirden etkilenmeye devam ediyor. Faiz indirimi finansman maliyetlerini zaman içinde aşağı çekebilir; ancak kalıcı iyileşme için öngörülebilir piyasa koşulları ve güven ortamı da gerekli.
Önümüzdeki haftanın sorusu şu: Türkiye ekonomisi, dezenflasyon sürecini sürdürürken finansal koşulların gevşemesini sağlayıp, sermaye piyasalarında aşınan güveni yeniden tesis edebilecek mi?





