Furkan Ertan / Son Mühür - Gazeteciliğin bugünkü durumu, geleneksel medyanın yeri ve dijital mecralardaki farklı başlıklar ile hız odaklı yayıncılık anlayışı, son dönemde sektörün en önemli gündem maddeleri arasında yer alıyor. Son Mühür TV’de yayınlanan Gündem Özel programına konuk olan AK Parti İzmir Milletvekili, TBMM Dijital Mecralar Komisyonu ve Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Üyesi ve Çevre Şehircilik Politikaları Başkan Yardımcısı Şebnem Bursalı Aksoy, gazetecilik mesleğinin geçmişten bugüne geçirdiği evrimi, dijital medyanın getirdiği avantaj ve dezavantajları eski bir gazeteci olarak kapsamlı bir şekilde değerlendirdi.
"Yazılı gazetenin kokusu ve mürekkebin bende ayrı bir yeri var"
1993 yılında üniversiteden mezun olarak iş hayatına atıldığını belirten Şebnem Bursalı, TRT’nin ardından özel televizyonların yayın hayatına başladığı döneme tanıklık ettiğini ifade etti. Geleneksel medyada yoğrulmuş bir gazeteci olarak yazılı basının kendisi için ayrı bir manevi değer taşıdığını vurgulayan Bursalı, "Biz yaşımızdan dolayı geleneksel medyanın temsilcileriyiz. O yüzden biz daha çok yazılı basın tarafındayız. Ben 1993’te mezun olmuştum üniversiteden. O sene iş hayatına atıldım. O yıllarda sadece TRT’nin olduğu, daha sonrada zaten 1 yıl sonra Star TV ilk özel kanal olarak yayına başladı. Biz böyle bir dönemden geldik. 2000’lerden sonra daha çok internet ve dijital medya hayatımıza girdi. Şimdi biraz duygusal konuşabilirim ama geleneksel medyada yoğrulmuş bir gazeteci olarak yazılı gazetenin kokusu, elime bulaşan mürekkebin ben de ayrı bir yeri var. Ama tabii ki hiçbir mecrayı ne yok sayabiliriz ne de küçümseyebiliriz. Zaten artık bunu görmezden gelmek mümkün değil." şeklinde konuştu.
"Hız, haberin gerçekliği ve doğruluğunun önüne geçti"
Yapılan araştırmalarda yazılı basındaki haberlerin hâlâ en güvenilir kaynaklar arasında yer aldığını ve televizyon haberlerinin bile önüne geçtiğini dile getiren Bursalı, dijital mecralardaki hız yarışına dikkat çekti. Kendi muhabirlik ve yöneticilik yıllarında haberin doğruluğunun teyit edilmesine büyük önem verdiklerini belirten Bursalı, mevcut durum hakkında "Mütevazı olamayacağım; çünkü, hız artık haberin gerçekliği ve doğruluğunun önüne geçti maalesef. Önce ben tıklanıcam ya da ben daha çok tıklanıcam meselesi durumu bu noktaya getirdi. Benim dönemimde, yöneticiyken ben muhabirlerimize şunu derdik: ‘Teyit ettin mi haberi? Sordun mu? Tek tarafa sorma. Her yere sordun mu?’ Sadece zaten bu bilgilerle de haber yapmazdık, onun üzerine ne koyarız diye düşünürdük. Tabii şimdi böyle bir vakit yok. Sosyal medya ve dijital mecralar, mecburen bunun peşinde. Aslında ilk haber kanaları çıktığında da bu geçiş sürecini yaşadık biz. İlk ben vereyim haberi olayı orada da vardı. Şimdi daha derli toplu aslında o mecra. Aslında orayı da ara olduk…" dedi.
"Ümitsiz değilim, güven her şeyin üstündedir"
Gelinen noktada eleştirilecek pek çok husus bulunduğunu ancak geleceğe dair ümitsiz olmadığını ifade eden Şebnem Bursalı, yeni nesil muhabirlerin deneyimli isimler tarafından yönlendirilmesi gerektiğini belirtti. Güven unsurunun gazetecilikte temel ilke olduğunun altını çizen Bursalı, sözlerini "Derseniz ki ‘Ümitsiz misin?’ Tabii ki bir sürü eleştireceğimiz nokta var. Ama, ümitsiz değilim. Çünkü, bu bir geçiş sürecidir. Bir haberin hızından çok güvenilirliği önemlidir benim için. Çünkü, güven bir kere kırıldığı zaman onu toparlamak gerçekten çok zor. Hayatın her alanında böyle. Güven her şeyin üstündedir. O yüzden, bugün bu mecraların yöneticileri yeni yetişen muhabir arkadaşlara - onlar da heyecanlı anlayabiliyorum - O yüzden tecrübeli kişiler olarak bizlerin o arkadaşları yönlendirmemiz gerekiyor." şeklinde sürdürdü.
"Düzgün yaparsan işini, onun mutlaka alıcısı olur"
Günümüzde herkesin kendi TV kanalını, gazetesini veya YouTube mecrasını kurabildiğini, izlenmenin ise doğrudan gelir anlamına geldiğini belirten Bursalı, geçmişteki yöneticilik anılarından örnekler vererek kaliteli ve nitelikli içeriklerin her zaman karşılık bulacağını vurguladı. Ankara’dan döndükten sonra genel yayın yönetmenliğini üstlendiği dönemde hayata geçirdikleri projeden bahseden Bursalı, "Örneğin, ben Ankara’dan yeni döndüğümde genel yayın yönetmeni olmuştum. O zaman yeni bir TV kanalı açmıştık. Reklamcı arkadaşlarla o dönem geliri nasıl artırabiliriz diye konuşurken, 'Ne izletir?' diye düşündüm ve bir yarışma yapabiliriz dedim. Bilgi yarışması yapabiliriz dedim. Bilgi yarışması izlenmez, oradan nasıl para kazanabiliriz dediler. Dedim ki, benim çocukluğumda en çok izlediğim program Bir Kelime Bir İşlem’di. Ayrıca dedim ki, bir insanı çocuklarıyla ikna edersin, o yüzden çocukları yarıştıracağız dedim. Milli Eğitim Bakanlığı ile bunu yapabiliriz dedim ortaklaşa. İlk başta inanmadılar tabii bana. Sonuçta çocuğunuz yarışsa bir yerde izlemez misiniz? Ve o program çok izlendi. Burada demek istediğim şu, ilk başta insanları böyle şeylere alıştırmak zor. Ama alıştırdıktan sonra, düzgün yaparsan işini, onun mutlaka alıcısı olur." diyerek sözlerini tamamladı.





