SON MÜHÜR/Cumhur Erkek-Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) tarafından düzenlenen '2026 Adalete Eşit Erişim Toplantısı', Adalet Bakanlığının ev sahipliğinde 21-23 Ekim tarihlerinde İstanbul’da gerçekleştiriliyor. Uluslararası düzeyde temsilcilerin katıldığı zirvede, insan odaklı yargı sistemlerinin geliştirilmesi ve adalete erişimin güçlendirilmesi konuları masaya yatırıldı. Toplantının açılışında konuşan Adalet Bakanı Akın Gürlek, yargı hizmetlerinde dijitalleşme ve yapay zeka teknolojilerinin kullanımına dair dikkat çeken uyarılarda bulundu.
'YAPAY ZEKA AMAÇ DEĞİL, SADECE BİR ARAÇTIR'
Yargı sisteminde dijital dönüşümün temel hedefinin vatandaşların hak arama süreçlerini kolaylaştırmak olduğunu ifade eden Bakan Gürlek, teknolojinin sınırlarının doğru çizilmesi gerektiğini belirtti. Yapay zeka uygulamalarının yargı hizmetlerinde destekleyici olarak yer alabileceğini dile getiren Gürlek, 'Teknolojinin ve yapay zekanın yargılamada amaç değil, araç olduğunu asla unutmamalıyız. Teknoloji, hukukun temel ilkelerinin önüne geçemez' açıklamasını yaptı.
'YARGILAMA ACELEYE GETİRİLMEYECEK KADAR HASSAS'
Adaletin tecellisinde zamanlama ve özen dengesine vurgu yapan Gürlek, yargılama süreçlerinin ne gereksiz yere uzatılması ne de aceleye getirilmesi gerektiğini söyledi. Gürlek, 'Yargılama aceleye getirilmeyecek kadar hassas, uzatılmayacak kadar önemli' diyerek makul sürede yargılanma hakkının ve uluslararası adli iş birliğinin önemine dikkat çekti.
ADLİ YARDIM BÜTÇESİ VE ARABULUCULUK VURGUSU
Adalete erişimde fırsat eşitliğine de değinen Bakan Gürlek, maddi durumu yetersiz vatandaşlar için sunulan imkanların genişletildiğini belirterek, 'Barolara hazineden aktarılan pay ile adli yardım bütçesi yükseltildi. Ekonomik durumu yetersiz kişilerin arabuluculuk hizmetlerinden de adli yardım bünyesinde faydalanabilmesi sağlandı. Çocuklar ve özel ihtiyacı olan mağdurlar için Adli Görüşme Odalarında (AGO) güvenli ortam şartlarının korunduğu ifade edildi. Konuşmasının sonunda küresel adalet ihtiyacına değinen Gürlek, Filistin konusu başta olmak üzere uluslararası toplumun adil ve kapsayıcı çözümler üretmesi gerektiğinin altını çizdi.





