Son Mühür / Atakan Başpehlivan Uluslararası ilişkiler uzmanı Aybars Aksoy, Amerika Birleşik Devletleri'nde gerçekleşen ara seçimlerde Demokratların, Cumhuriyetçilere karşı kazandığı seçim zaferini değerlendirerek, konuyla ilgili önemli açıklamalarda bulundu.
Aybars Aksoy: Seçim sonuçları yeniden doğuş fırsatıdır

ABD ara seçimlerindeki değişimin Cumhuriyetçiler açısından ciddi bir yeniden doğuş olacağını aktaran ve Türkiye üzerinden de verdiği örneklerle süreci yorumlayan Aybars Aksoy, "Amerika’da seçim sonuçlarını herkes Demokratların zaferi olarak yorumluyor. Ben ise bu sonuçları Cumhuriyetçiler açısından bir yeniden doğuş ve kurtuluş fırsatı olarak görüyorum. Bugün Cumhuriyetçi Parti seçmeninin yaklaşık üçte biri MAGA hareketinin ve mevcut Başkan’ın siyasi çizgisinin takipçisi. Geriye kalan üçte ikilik kesim ise aynı siyasi kimliği paylaşmadığı hâlde, mevcut yönetimin tercihleri nedeniyle ağır eleştirilere ve siyasi yıpranmaya maruz kalıyor. Oysa Cumhuriyetçi gelenek, MAGA hareketinden çok daha köklü ve geniş bir siyasi mirasa sahip. Türkiye’de merkez sağın 2007 sonrasında yaşadığı temsil krizini de buna benzetiyorum. Türk merkez sağı, uzun yıllardır mevcut iktidarın doğal bir uzantısıymış gibi değerlendiriliyor. Böylece kendi siyasi kimliğini, tarihsel birikimini ve bağımsız muhalefet etme kapasitesini ortaya koymakta zorlanıyor. İsmet İnönü ve Bülent Ecevit dönemlerinin geride kalması gibi, Amerikan siyasetinde de Wilson, Roosevelt, Kennedy, Clinton ve Obama dönemleri artık geçmişin siyasi mirasıdır. Demokrat Parti’nin son başkanlık seçimlerindeki aday tercihi ve ortaya koyduğu siyasi vizyon, bu mirasın bugünün seçmenini ikna etmeye yetmediğini gösterdi" dedi.
"Siyasal sistemin ihtiyacı olan şey, geçmişi siyasi mirasına sığınmak değildir"
Ayrıca, Türk merkez sağı üzerinden yaptığı değerlendirmelerle sözlerini sürdüren Aksoy, konuyla ilgili yaptığı açıklamasında şu ifadeleri kullandı: "Önümüzdeki dönemde Temsilciler Meclisi ve Senato’da görev alacak isimlerin, Cumhuriyetçi Parti içerisinde yeni bir siyasi muhasebenin ve yeniden yapılanmanın önünü açacağını düşünüyorum. Bu süreç, Cumhuriyetçilerin kendi kökleriyle yeniden buluşmasının ve MAGA gölgesinden bağımsız bir siyasi gelecek inşa etmesinin zeminini hazırlayabilir. Türkiye’de de benzer bir dönüşümün yaşanacağına inanıyorum. Türk merkez sağı, bir gün mutlaka mevcut iktidarın gölgesinden sıyrılarak kendi tarihsel kimliğine ve siyasi iddiasına yeniden kavuşacaktır. Cumhuriyet’in kurucu değerlerini ve Atatürk’ün mirasını içselleştiremeyen siyasi anlayışların yanında, bu değerleri yalnızca söylem düzeyinde sahiplenenlerin de bıraktığı temsil boşluğu, merkez sağın önünde önemli bir sorumluluk doğuruyor. Çünkü demokrasi, yalnızca iktidarın kimde olduğuyla değil, toplumun farklı kesimlerinin kendi siyasi kimlikleriyle temsil edilebilmesiyle anlam kazanır. Siyasal sistemin ihtiyacı olan şey, geçmişi siyasi mirasına sığınmak değil; o mirası günün şartlarında yeniden üretebilecek, özgüvenli ve ilkeli siyasi kadrolardır"





