İzmir’in Ödemiş ilçesine bağlı Bademli Mahallesi’nin yüksek yaylalarında kestane telaşı yaşanıyor. Kervan ve Ayçukuru’nun zorlu coğrafyasında bin civarında üreticinin elinden geçen ürünler; hummalı bir işleme sürecinin ardından Türkiye’nin dört bir yanının yanı sıra Avrupa ve Orta Doğu sofralarına ulaşıyor.
Dededen kalma usullerle 150 yıllık yolculuk
Sarp yamaçlarda başlayan hasat sürecinde, toplanan kestaneler önce “dökek” denilen özel alanlarda bir araya getirilip üstleri eğrelti otlarıyla kapatılıyor. Kabuğun doğal yolla çürümesi beklendikten sonra makinelerle ayrıştırılan kestaneler, katksız yapısıyla öne çıkıyor.

Kervan Yaylası’nda kollarını sıvayan üretici Mustafa Yalçın, sezona erken olgunlaşan Bursa cinsiyle başladıklarını belirterek süreci şöyle aktardı:
“Erkenci kestanelerimiz şeker oranı yüksek olduğu için kestane şekerlemesi imalatında tercih ediliyor. Hasat edilen kestaneler dökek adı verilen alanlarda toplanarak üzerleri eğrelti otuyla örtülüyor. Dikenli kabuğun çürümesi sağlandıktan sonra makinelerle çıkarılıyor. Yaklaşık 150 yıldır dedelerimizden kalan geleneklerle kimyasal kullanmadan üretim yapıyoruz. Kabuğu ince ve tatlı olan kestanelerimiz bu nedenle tercih ediliyor. Bölgedeki yaylalarda yaklaşık 2 bin aile geçimini kestaneden sağlıyor.”
Yalçın, 1300 rakımda yetişen bu kestanelerin İtalya ve Almanya başta olmak üzere Orta Doğu pazarında da büyük rağbet gördüğünü vurguladı.

Avrupalının sofrasına Ödemiş kestanesi
Sektörde 30 yılı geride bırakan bir diğer üretici Hüseyin Cezayerli ise Ayçukuru mevkisindeki yoğun tempoyu anlattı. Betizac dahil yarım düzineye yakın kestane çeşidini toprakla buluşturduklarını söyleyen Cezayerli, şöyle konuştu:
“Ürettiğimiz kestaneler Avrupa ve Orta Doğu ülkelerine gidiyor. Kaliteli ürün elde etmek için sulama, budama ve bakım işlemlerine özen gösteriyoruz. Hasadın ardından ürünü çürümeden tüccara ulaştırmak için çalışıyoruz.”





