Bolu Belediyesi’ne yönelik davada 217 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanan ve görevden uzaklaştırılan Belediye Başkanı Tanju Özcan, üçüncü duruşmada hakkındaki suçlamaları reddederek beraatini talep etti. Cezaevinden SEGBİS aracılığıyla savunma yapan Özcan, “Serbest kalmak istiyorum. Oğluma kız istemek istiyorum” derken, siyasetten uzak duracağını belirterek “Suya sabuna dokunmadan evdeki kedi gibi oturacağım” ifadelerini kullandı.

Tanju Özcan üçüncü duruşmada savunma yaptı

Bolu Belediyesi’ne yönelik soruşturma kapsamında görevden uzaklaştırılan Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın da aralarında bulunduğu 4’ü tutuklu 19 sanığın yargılandığı davanın üçüncü duruşması görüldü.

Cumhuriyet savcısının 217 yıla kadar hapis cezası talep ettiği davada, karar aşamasına yaklaşılırken mahkeme heyeti Özcan’ın duruşma salonunda fiziken hazır bulunma talebini kabul etmedi. Bolu 3. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından görülen duruşma, geniş katılım nedeniyle Bolu Sosyal Bilimler Lisesi’nin spor salonunda oluşturulan özel salonda yapıldı.

Tanju Özcan ve tutuklu Belediye Başkan Yardımcısı Süleyman Can duruşmaya cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı. Diğer tutuklu sanıklar Ali Sarıyıldız ve Mustafa Altındal ise salonda hazır bulundu.

Duruşmada Özcan ve diğer sanıklar, cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalaasına karşı savunmalarını yaptı. Özcan, savunmasında “marketler”, “ruhsat”, “kurban”, “hakediş”, “beton” ve “kafe” başlıkları altında toplanan altı ayrı olayla ilgili suçlamalara yanıt verdi.

Kurban bağışı iddialarını reddetti

Savcılık mütalaasında, BOLSEV Vakfı tarafından 2025 yılı Kurban Bayramı öncesinde sosyal medya ve billboardlar aracılığıyla bağış kampanyası düzenlendiği, 34 bağışçıdan 65 hisse karşılığında toplam 845 bin lira toplandığı belirtildi. Mütalaada, bağışçıların kurbanlarının kesileceğini düşünerek ödeme yaptığı, ancak toplanan paraların kurban alımında kullanılmadığı ve sanıkların amaçlarının kurban kesmek olmadığı ileri sürüldü.

Bu iddialara karşı savunma yapan Özcan, kendilerine kişisel menfaat sağladıkları yönündeki suçlamaları kabul etmedi. Özcan, “Akçeli bir işle suçlanıyorum. Kendimize bir kuruş menfaat sağlamadığımız sabit. Bu suçlamanın usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürüyorum. Savcılık BOLSEV adına kurban bağışı toplandığı ve toplanan paralarla kurban kesilmemesini dolandırıcılık olarak nitelendiriyor. Benim bu olayla ilgili illiyet bağım Ali Sarıyıldız'ın ifadeleri ile ilgili. Ali Sarıyıldız karıştırıyor. Ben onu bu konuyla ilgili aramadım. Yüzlerce kez kendisiyle telefonda konuştum ama bu konuda kesinlikle kendisine talimat vermedim. İddiayı yapan ispatını ortaya koyacak. Raporda suç var denilmiyor, para da harcanmamış deniliyor” dedi.

Özcan, bağış yapan 34 kişinin kendileri tarafından tanındığını belirterek dolandırıcılık suçlamasının somut olayda karşılığının bulunmadığını savundu. Ali Sarıyıldız’a da seslenen Özcan, “Buraya bağış yapan 34 kişi bizim tanıdığımız insanlar. Biz neden bu insanları dolandıralım. 34 kişinin içerisinde mağdur olarak değerlendirilen Ali Sarıyıldız'ın kardeşi var, benim akrabalarım var. Somut olayda suç teşkil eden bir konu yok. Dolayısıyla suç yok. Ali kardeşime tekrar sesleniyorum. İş işten geçmeden sıra sana gelince gerçekleri söyle. Ali'ye icbar altında bazı beyanlar verdirmişler. O beyanları vermişsin bizi yakmışsın, kendini de kurtaramamışsın. Sen de aynı hapis cezası istemiyle, ben de aynı hapis cezasıyla istemiyle yargılanıyorum. Türkiye'de hiç şikayetçisi olmayan dolandırıcılık davası var mı? Burada dolandırıcılık suçunun unsurları yok. Burada beraat verilmesi gerekirken yargılanıyoruz” ifadelerini kullandı.

Beton, hakediş ve kafe suçlamalarını da kabul etmedi

Tanju Özcan, “beton”, “hakediş” ve “kafe” başlıkları altında değerlendirilen olaylara ilişkin suçlamaları da reddetti. Kimseyi belediyeden beton almaya zorlamadığını belirten Özcan, amaçlarının belediyeye gelir sağlamak olduğunu savundu.

Hakedişlerle ilgili iddialara karşı ise firma yetkilisinin reklam vermeye zorlanmadığını ve ödemelerde gecikme yaşanmadığını söylediğini aktardı. Reklam gelirinin vakfın hesabına yatırıldığını belirten Özcan, bu süreçte kişisel menfaat sağlamadığını ileri sürerek beraatini istedi.

Kafe ruhsatıyla ilgili rüşvet suçlamasını da reddeden Özcan, kendisinin para istediği ya da aldığı yönünde bir beyan bulunmadığını savunarak olayla ilgisinin olmadığını ifade etti.

“Serbest kalmak istiyorum, oğluma kız istemek istiyorum”

Müteahhit Nazmi Güzel’in ruhsat iddialarına karşı da savunma yapan Özcan, aralarında husumet bulunduğunu öne sürdü. Düğünde Güzel ile karşılaştıklarını ve üstü kapalı şekilde tehdit edildiğini iddia eden Özcan, tanıklar arasında dinlenen 46 mağdurdan hiçbirinin şikâyetçi olmadığını belirtti.

Güzel’in kendisi hakkında farklı beyanlarda bulunduğunu savunan Özcan, para istediği ve aldığı yönündeki iddiaları kabul etmedi. Özcan, savunmasının sonunda serbest bırakılmak istediğini dile getirerek şu ifadeleri kullandı:

“Serbest kalmak istiyorum. Oğluma kız istemek istiyorum. Suya sabuna dokunmadan evdeki kedi gibi oturacağım. İsterse Öcalan'ı çıkarsınlar, isterlerse mültecileri doldursunlar umurumda değil. Evimde kedi gibi hiçbir şeye karışmadan oturacağım”

Kaynak: Haber Merkezi