Son Mühür- MHP lideri Devlet Bahçeli'nin ilk işaret fişeğini atmasının ardından başlayan terörsüz Türkiye süreci, kamuoyunda Çerçeve Yasa olarak bilinen Milli Dayanışma Yasası'nın TBMM'de ezici bir çoğunlukla kabulüyle yaşama geçirilmişti.
Deniz Baykal döneminde CHP'nin A Takımı içinde yer alan, Kılıçdaroğlu döneminde yolları ayırarak siyasi yaşamına AK Parti çatısı altında devam eden Savcı Sayan, siyasi tecrübesi ışığında Çerçeve Yasa'yla ilgili dikkat çekici uyarılarda bulundu.

CHP'de ihraç talebi istenenler kimler? 50 isim listesi açıklandı mı?
CHP'de ihraç talebi istenenler kimler? 50 isim listesi açıklandı mı?
İçeriği Görüntüle

Savcı Sayan
''Çerçeve Yasa’yı çok dikkatli okudum. Devlet, silahların bir daha geri dönmemesi, kardeşliğin kalıcı hâle gelmesi ve örgüt mensuplarının topluma entegrasyonu için son derece güçlü bir hukuki zemin hazırlamış'' vurgusunda bulunan Sayan,
''Samimiyetle gelene yol açık, fakat devleti kandırmaya kalkışanın karşısında da aynı yasanın sert hükümleri var.
Asıl mesele PKK’nın niyetidir.
PKK’nın bir bölümünün hesabının şu olduğuna inanıyorum: “Önce Çerçeve Yasa’dan faydalanıp Türkiye’ye girelim, ayağımızı içeri atalım, gerisi kolay.
Silahla ulaşamadığımız hedeflere bu defa siyasi yapılanma üzerinden ulaşırız. Önümüz kesilirse yeniden dağa çıkarız.”
İşte devletin asla müsaade etmemesi gereken oyun budur.
“Bir kere ayağımızı yerleştirelim, gerisi gelir” mantığı daha başında boşa çıkarılmalıdır'' mesajı verdi.


Sadece silah bırakmak yetmez...


''Çerçeve Yasa, PKK’ya silahlı mücadeleyi siyasetin içine taşıma veya örgütsel hedeflerini başka yöntemlerle devam ettirme ruhsatı değildir.
Silah bırakmak yalnızca tüfeği yere koymak değil, silahlı örgüt mantığını, tehdidi ve dayatmayı da terk etmektir.'' hatırlatmasında bulunan Savcı Sayan,
''DEM ve PKK içinde bu nedenle ciddi bir ayrışma vardır.
Avrupa yapılanmasında da aynı hesaplaşma yaşanmaktadır.
Bir kesim yasadan faydalanmak isterken diğer kesim süreci bozmanın ve devleti yeni bir çatışmanın sorumlusu gibi göstermenin hesabını yapmaktadır.
Daha büyük oyun ise Batı’daki Kürtlerle Türkleri karşı karşıya getirmektir.
Batıda işini kurmuş, zenginleşmiş, bu ülkeyle bütünleşmiş Kürtleri huzursuz ederek yeniden Doğu ve Güneydoğu’ya sürüklemek, ardından Türkiye, Irak, İran ve Suriye’deki Kürt nüfus üzerinden dört parçalı yeni bir jeopolitik düzen kurmak istiyorlar.
Bunun arkasındaki İsrail hesabını, İngiliz aklını ve Barrack gibi bölgeyi yeniden dizayn etmeye çalışan aktörlerin planlarını görmezden gelemeyiz.
Ortadoğu’yu etnik ve mezhepsel fay hatları üzerinden parçalamak isteyenlerin Kürtlere biçtiği yeni rol, Kürtleri özgürleştirmek değil, onları yeni ve sonu belirsiz bir maceranın içine sürüklemektir'' değerlendirmesinde bulundu.

Sayan ve Cumhurbaşkanı Erdoğan
Tarihi bir sınav bizi bekliyor...


''Burada devletimizin önünde tarihi bir sınav vardır'' sözleriyle kritik bir eşikte olduğumuza dikkat çeken Sayan,
''Çerçeve Yasa doğru, fakat yanlış uygulanırsa doğru yasa bile yanlış sonuç doğurabilir.
Samimiyetle silah bırakıp Türkiye Cumhuriyeti’nin hukukuna teslim olana yeni bir hayat kurulmalıdır.
Ama yasadan faydalanıp ardından örgütlenmeye, toplumu germeye, Türk-Kürt kardeşliğini bozmaya veya Türkiye’nin üniter yapısını hedef almaya kalkışanın karşısında devlet bir an bile tereddüt etmemelidir.
Devlet iyi niyetli olabilir ama saf olamaz.
Çünkü karşımızdaki mesele yalnızca birkaç silahın bırakılması değildir.
Asıl mücadele, silah bırakıldıktan sonra başlayacak siyasi ve toplumsal oyunun bozulmasıdır.
Bu süreç ya Türk-Kürt kardeşliğini sonsuza kadar güçlendirecek ve Türkiye’yi büyütecek ya da kötü niyetlilerin elinde Ortadoğu’nun yeni felaketinin kapısını aralayacaktır.
Kapı kardeşliğe açılsın, fakat Türkiye’nin anahtarı hiç kimseye teslim edilmesin'' çağrısında bulundu.

Muhabir: Bünyamin Dobrucalı