Son Mühür- Çerçeve yasanın meclisten geçmesinin yarattığı yankılar sürerken, süreç kapalı kapılar ardında yürütüldüğü için şimdi daha geniş bir zeminde tartışılıyor. Prof. Dr. Cem Terzi, kaleme aldığı son değerlendirmede tartışmaların odağındaki temel çelişkiye dikkat çekti. PKK’nin silah bırakması ihtimaline dahi tahammül edemeyen bir zihniyetin, Kürtlerin demokratik siyaset yapmasına izin verip vermeyeceği sorusu ülkenin gündemindeki yerini koruyor.
Yasanın tek başına bir demokrasi paketi olmadığı, eşit yurttaşlığı veya anadili düzenlemediği herkesin malumu. Ancak metin, silahlı çatışmanın son bulması adına önemli bir hukuki zemin hazırlıyor. Uzmanlar, silahsızlanmanın önünü açacak bir adıma "demokrasi yok" gerekçesiyle karşı çıkmanın inandırıcı olmadığını vurguluyor.
Eski Devlet refleksi ve muhalefetin açmazı
Kürt meselesi masaya geldiğinde siyasetin refleksleri hemen değişiyor. Anayasanın inkarcı dilinin korunması, merkeziyetçiliğin sorgulanmaması ve anadile dokunulmaması yönündeki ısrar devam ediyor. Silahlar sussun ancak eski düzen hiç bozulmasın isteniyor.
Yeni Parti içindeki 54 "hayır" oyu ve Özgür Özel’in grubu serbest bırakma kararı da bu güvenlik paradigmasının dışına çıkılamadığını gösteriyor. Öte yandan Türk solunun bazı kesimleri de iktidara güvensizlik gerekçesiyle süreci reddediyor. Kürt seçmenin kahir ekseriyetinin bu süreci desteklemesine rağmen, sosyalist stratejinin merkeze konulması Kürt siyasetini yine tali konuma itiyor.
Berberdeki emekli öğretmenin sorduğu soru
Yıllardır "Silah bıraksınlar, siyaset yapsınlar" diyen çevreler, şimdi bu ihtimal gerçeğe dönüştüğünde Kürtlerin siyaset masasında ne talep edeceğinden korkuyor. Günlük hayatta sıkça karşılaşılan bu tedirginlik, silahlardan ziyade anadilde eğitim veya yerel yönetimler gibi hak taleplerine duyulan kaygıyı gösterdi.
Silahların susması, çatışmanın bitmesi ve insanların ölmemesi başlı başına çok değerli. Fakat ortada henüz tam anlamıyla bir barış yok; yalnızca silahsızlanmaya açılan kritik bir kapı var. Gerçek barışın tesisi ise bundan sonra verilecek çetin mücadelere bağlı.
Asıl sınav başlıyor: Kürtleri dinlemeye hazır mıyız?
Kürtleri birilerinin verdiği tavizin pasif alıcısı ya da kandırılmış bir topluluk olarak görmek büyük bir haksızlık. Onların siyasi bir iradesi olduğunu kabul etmek zorundayız.
Yeni anayasa tartışmalarında kritik eşik tam da burada başlıyor. İktidarın anayasayı ömrünü uzatmak için kullanma ihtimaline karşı, toplumun haklarını güvence altına alan bir metin savunuluyor. Silah bırakıldıktan sonra Kürtlerin ne isteyeceğinden korkmak yerine, kırk yıldır talep edilen silahsız yaşamda onların sesine kulak vermenin zamanı geldi.





