Son Mühür- Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, TBMM'deki haftalık grup toplantısında gündeme dair değerlendirmelerde bulundu.

Konuşmasında parti misyonundan ekonomiye, borsadaki mağduriyetlerden dış politikaya kadar birçok noktaya değindi.

"Türkiye'yi arındıracağız..."

Partisinin köklü geçmişine vurgu yapan Kılıçdaroğlu, sorumluluklarının farkında olduklarını belirterek; "Bu ülkenin namuslu insanları için mücadele edeceğiz. Her birimizin tarihin bize yüklediği bir sorumluluğu var. Bu sorumluluğun gereğini yapacağız. Çünkü biz sıradan bir parti değiliz. Bizim adımız Cumhuriyet Halk Partisidir, halkın partisidir. Tarihin bize namus borcudur bu. Arınacağız, arınacağız. Türkiye'yi arındıracağız. Hiç kimsenin önünde diz çökmeyiz, hiç kimsenin önünde eğilmeyiz.

"Kadınlar bir şeye el attıysa sorun çözülmüş demektir"

"Kadınlar bir şeye el attıysa sorun çözülmüş demektir. Ülkenin sorunlarını çözmede en duyarlı olanlar kadınlardır. Eğer aşiretler arasında çatışma, kavga varsa bir kadın başörtüsünü çıkarıp attığı zaman taraflar tamamen ayrılıyor. Kadına duyulan güven ve sorun çözmedeki iradesi bu topraklarda vardır." ifadelerini kullandı.

"Riski önceden görmeyen iktidara halk için çalışan iktidar denmez"

Çevre ve imar politikalarındaki hataların bedelini halkın ödediğini savunan Kılıçdaroğlu, rant hırsının felaketlere davetiye çıkardığını söyledi;

"Yağmur yağdığında bir yerde sel oluyorsa oraya karşı önlem alınır. Ne yapılır? Orada bariyerler yapılır ama ev yapılmasına izin verilmez. Çünkü para, insanların sağlıklı karar almasının önündeki en büyük engel olarak karşımıza çıkıyor. Rantiye sınıfı, sel sularının geldiği dere yataklarına ev yapıyor, apartman yapıyor. Herhangi bir ilde yapılan binanın kaç katlı olacağına oturup Ankara'da karar verebiliyorsunuz. Belediyenin bütün kararlarına müdahale edebiliyorsunuz. Yıllardır iktidardasınız, 25 yıldır iktidardasınız. Dere yataklarına ev yapılmasına neden izin verdiniz? Hangi gerekçeyle izin verdiniz? Riski önceden görmeyen iktidara halk için çalışan iktidar denmez. Rantiye iktidarı denir."

"Belediye meclislerinde mahallenizi temsilen yer alacaksınız"

Ayrıca yerel yönetimlerde muhtarların konumunu güçlendireceklerini belirten Kılıçdaroğlu, "Muhtarlar, haklarınızı her zaman savundum. Belediye meclislerinde mahallenizi temsilen yer alacaksınız. Bunu Cumhuriyet Halk Partisi yapacak." vaadinde bulundu.

"Hazineden bir kuruş alırsanız dünyayı size dar ederiz"

Finans piyasalarındaki mağduriyetlere ve SPK ile BDDK bürokrasisine sert tepki gösteren Kılıçdaroğlu; "Erdoğan sonrası bir hesaplaşma AK Parti içinde mi yürüyor? 455 bin 758 kişinin mağdur edilmesine göz yumdular. Bu insanların hakkını, hukukunu teslim edecek misiniz? Ama hakkını teslim ederken hazineden bir kuruş alırsanız, bu milletin vergisinden bir kuruş alırsanız dünyayı size dar ederiz.

"Derhal görevden alacaksın"

SPK yöneticileri ve BDDK yöneticileri hala yerlerinde duruyor. Bunları ne zaman görevden alacaksınız? Ne zaman bunlardan hesap soracaksınız? Bekliyorlar. Beyefendiler istifa etmiş. Ne istifası? Derhal görevden alacaksın. Siyasetçi ile bürokratın milleti soyduğu bir sürecin içindeyiz. Size hesap sormazsak namerdiz biz. Bu malı götürenlerin isimlerini açıklayın. Hırsızın adı neden açıklanmaz? Ünlüleri alıp televizyonlarda gösteriyorsunuz. Neden bunları açıklamıyorsunuz? Yoksa siz de mi bu meselenin içindesiniz?" dedi.

"İktidar sahipleri fotoğraf çektirsinler ve ‘Bu bizim ayıbımızdır’ desinler"

Ekonomideki kötü gidişatın somut örneği olarak Kayseri'deki tarihi bir fabrikanın kapanmasını gösteren Kılıçdaroğlu, bölge halkına seslenerek;

"Ekonomik şartlar o kadar kötüye gidiyor ki Kayseri'de 73 yıllık Orta Anadolu Mensucat Fabrikası kapısına kocaman bir kilit vurdu. 73 yıldır faaliyet gösteren bir fabrika kapandı. İktidar sahiplerine önerim, gidip o kilidin önünde fotoğraf çektirsinler ve ‘Bu bizim ayıbımızdır.’ desinler. Kayseri, bizim oy oranımızın en düşük olduğu yerlerden biri. Siz Kayserililer, artık iktidardan elinizi eteğinizi çekin. Bunlardan size hayır yok. Yolun sonu görünüyor. Göndereceğiz, el birliğiyle göndereceğiz." ifadelerini kullandı.

"Her kuruşunu Türkiye'ye geri getirmezsek namerdiz"

Yurt dışına kaçırıldığı iddia edilen servetlerle ilgili de kararlılık mesajı verdi: "76 milyon insanı sömüren bir grup var. Sayıları fazla değil, fazla değil. Oluk oluk dolarlar, avrolar akıyor onlara. Üstelik bu paraları Türkiye'de de tutmuyorlar. ‘Başımıza bir şey gelirse biz de gideriz.’ diye düşünüyorlar. Bu millete sözüm olsun. O paraların her kuruşunu Türkiye'ye geri getirmezsek namerdiz. AK Parti iktidarının ekonomi politikasını bir cümleyle özetlemek gerekirse; zenginler daha zengin, fakirler daha fakir olacak."

"Türkiye'nin çıkarlarına aykırı tek bir cümle bulursak karşı çıkarız"

Uluslararası anlaşmalara ve Mekke Anlaşması'na da değinen Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin bölgedeki rolünü sorgulayarak sorular yöneltti;

"Mekke Anlaşması'nın ne olduğunu bilmemiz gerektiğini söyledik, ısrar ettik. Mekke Anlaşması'nı ilk olarak Bolu kampında gündeme getirdik. Şimdi de aynı şekilde dile getiriyoruz. Türkiye'nin çıkarlarına aykırı tek bir cümle bulursak karşı çıkarız. Biz elbette anlaşmalar yaparız. Ancak bir ülkenin çıkarı için bölgede daha büyük ve daha derin bir çatışmaya zemin hazırlayan ya da böyle bir potansiyel taşıyan anlaşmaya imza atılmasını doğru bulmuyoruz. Dört madde açıkladık, beşinci maddeyi de şimdi söyleyeyim. Türkiye bu sözleşmeyle gerçekten kendi bağımsız bölgesel güvenlik mimarisini mi kurmaktadır? Yoksa Amerika Birleşik Devletleri'nin Orta Doğu'daki askeri yükünün giderek daha büyük bir bölümünü bölge ülkelerine aktardığı yeni bir güvenlik mimarisinin parçası mı olmak istiyoruz?"

Kaynak: HABER MERKEZİ