Son Mühür / Atakan Başpehlivan- Son Mühür TV'de yayınlanan Sıcak Bakış programına konuk olan eğitimci Şeyma Kılınç, Tunç Erciyas'a çocuk gelişimi ile ilgili bilgilendirmelerde bulundu. Kılınç, çocuk gelişiminin dikkatle titizlikle yürütülmesi gereken bir süreç olduğundan bahsetti.

Şeyma Kılınç: "Her çocuğun gelişimi farklı"

Özel Şeyma Kılınç Eğitim Kurumla (1)

Tunç Erciyas sunduğu Sıcak Bakış programında özellikle büyüme ve yetişme çağındaki çocukların gelişimi ile ilgili konuşan ve velilerin yaptığı yanlışlardan söz eden Şeyma Kılınç,

"Her çocuğun gelişimi de farklı bireysel özellikleri farklı inanın aile öyküsüne kadar fark ediyor çünkü duygular özellikle küçük yaş grubun da duygular daha ön plan da çocuklar kendini sözlü olarak ifade edemedikleri için duygularıyla tanımaya çalışıyoruz.

Dijital bir dönemdeyiz mesela ben AVM'lerde görüyorum bebek arabalarında çocuklar o parmaklarını o kadar hızlı kullanıyor ki daha 1 yaşında o çocuğa mesela bir hamur oynatmaya çalışsan o kadar güçlü tutamaz ama o büyük telefonu parmağıyla böyle kaldırması şaşırtıyor beni dijital çağda olduğumuz için çocukların yani 24 aydan sonra kendini biraz biraz ifade etme kelimeler oluşturma ya da işte dengede durabilme yürüyebilme, bunlar olduktan sonra öz bakım becerileri de biraz biraz başlıyor artık zaten tuvalet eğitimini de biz okulda veriyoruz.

Çünkü velinin yanlış yönlendirmeleriyle tuvalet eğitimi tekrar geriye sarabiliyor o yüzden okulda bu eğitimi veriyoruz çocuklar zaten akran etkileşimi ile çok daha güçlü öğrenebiliyorlar diğer arkadaşlarının tuvalete gittiğini gören çocuk altında bez istemiyor ama anneye baksan 4 yaşına kadar bez de bağlıyor, 4 yaşına kadar yemekte yediriyor hatta hala arkasından koşan annelerimiz de var.

Ben hep diyorum çocuk okulda kaşığı, çatalı, tutabiliyorsa, ağzına da götürebiliyorsa evde bunu siz yapmayın.

Çocuğun kendi gelişim becerilerini kısıtlamayın hepsinin kendi becerileri farklı evet ama belli yaş dönemlerinde belli becerileri de edinebilmesi lazım.

Yemek zaten fizyolojik bir ihtiyaçtır yani çocuk yemeği yer ama işte annelerin tekrar olumsuz tutum ve davranışlardan söze getirirsek mama dediniz.

Mesela biz okulda mama vermiyoruz çünkü artık çocuğun çiğneme kabiliyetinin oluşması lazım 4-5 yaşında okula gelen her şeyi robottan geçirilmiş çocuklar var yutma refleksi gelişmemiş gelişmediği için de konuşmasını bile etkiliyor bu çünkü damakta hiç çalışmamış çiğnememiş bu beceriyi edinmemiş bunlar dil gelişimini bile olumsuz etkileyebiliyor ve şu an birçok çocukta var bu dil gelişim geriliği bunlar üzerinde yoğun çalışıyoruz evet anaokulu yani okul öncesi gerçekten çocuk büyütmek bakmak değil de çocuk yetiştirmek aslında.

Anaokulu birçok insan için önemsenmiyor okul öncesi ya gitmese de olur ilkokul da öğrenir ilkokul da başlar ama hayır toplumsal kurallar paylaşmaz sıra bekleme söz alma empati kurabilme bu düşüncelerin yada bu davranışların hepsi anaokulun da gelişiyor o yüzden anaokulu okul öncesi eğitimin aslında temeli ilkokula gittiğin de inanın çok daha rahat ediyor aileler çünkü okul öncesi bir çok eğitimi alarak başlamış oluyorlar" dedi.

"Bir arkadaşının öğrettiği bir kelimeyi çocuklar çok daha kısa sürede öğrenebiliyorlar"

Ayrıca, çocukların kendi akranlaryla bilgi paylaşımlarının çok iyi düzeyde olduğundan bahseden ve bu konuyla ilgili çarpıcı örnekler veren Kılınç,

"Çocukların artık mutluluğuna odaklanmış bir aile profili var. Çocuğum mutlu olsun, evet hepimizin çocuğu mutlu olsun ama mutlu olurken karşısındakini mutsuz hale düşürmesin yani senin mutluluğun onun mutsuzluğu olmasın.

Şununla çok karşılaşıyoruz annenin biraz bir tedirginliği varsa çocuk bunu hemen anlıyor seziyor ve okula gitmek istemiyorum diyor annenin kesinlikle göndereceği kuruma çok güvenmesi lazım çocuk annenin güvende olduğunu gördüğünde zaten o da güvende oluyor mesela bir veli şunu demişti sabah uyandığın da inşallah bugün okula gitmem der çünkü onun benimle kalmasını çok istiyorum.

Şimdi bunu hisseden bir çocuk okula gelmez ve inanın sizin yüz maskeniz den hemen anlıyorlar yani kendinizi ifade etmenize gerek yok gözleriniz bir çok şeyi anlatıyor bunu da şeyden anlarsınız küçükken bize bir bakışlarıyla annelerimizin ne demek istediğini anlardık şimdi bu da öyle anneler babalar artık bir de doğum oranı çok azaldı böyle olunca her evde bir çocuk var hatta her ailede her sülale de soruyorum mesela anneanneden tek torun babaanneden tek torun anne babanın tek çocuğu anne babada tek çocuk hani bunlar çok fazla artık karşılaşmaya başladık bu durumlarla şimdi artık bu çocuk konfor alanından da uzaklaşmak istemiyor söylediğini anneanne yapmasa, babaanne yapıyor.

Baba yapmasa anne yapıyor okul öyle bir yer değil ki okul herkesin eşitlendiği kurallara uyması gereken konfor alanı nın biraz daha uzak kalınması gereken bir ortam ve çok kararlıydı anne babalarımız şimdi bir velim diyor ki hocam dedi biz nasıl bir nesiliz ya biz annemizden babamızdan dayak yiyorduk şimdi birde çocuklarımızdan yiyoruz dedi, hakikaten durum hem komik hem de trajikomik duruma düştü gerçekten çocuklarımız artık rahatlıkla anne babalarına el de kaldırabiliyor ve anne baba bunu normal karşılıyor yani yapabilir diye düşünüyor oysa ki bazı şeyler zamanın da güzel olabiliyor ama neyse bu konu hakkın da konuşmayacağım. Ben çocuklara akşama kadar kediyi köpeği anlatayım onlar bir arkadaşının öğrettiği bir kelimeyi çocuklar çok daha kısa sürede öğrenebiliyorlar" şeklinde konuştu.

"Ben burayı ilk açtığımda tedirgin olmuştum"

Öte yandan, eğitim kurumunu ilk açtığında yaşanan süreçlerden bahseden ve tedirgin bir adım attığının altını çizen eğitimci Şeyma Kılınç çocuklara hayatı öğrettiklerini vurgulayarak,

"Ben ilk burayı açtığımda bir tedirgin olmuştum, demiştim ki ya buraya kim gelecek demiştim etrafım da gençler vardı ve inanın bana her yerden gelenler oldu tabii nelere dikkat edilecek orada öğretmenin çocukla olan iletişimi günlük rutinlere uyumlanmaları yani biz mesela programlar gönderiyoruz o programlara harfiyen uyarız olur da bir değişiklik olursa biz mutlaka velilere haber veriyoruz bunlar insan da güven tazeliyor tabii ki yani çocuk sevmeyen ve merhameti olmayan bu işi yapmasın.

Bunun yanı sıra balık festivali yapıyoruz buna velilerimiz de ortak oluyor 8 Kasım da da bir balık festivalimiz olacak anne ve babalarımızla.

Pamuk toplamaya gidiyoruz, zeytin topluyoruz, keçi sağmaya gidiyoruz işte sosyal etkinlikleri seviyoruz meslek tanıma çalışmalarında da işte kasap, terzi, manav her yere girip çıkıyoruz bulunduğumuz ilçede çünkü artık hazıra alışmış bir kültür var.

AVM'ye gidiyorsun her şey hazırlanmış, paketlenmiş kasaya gittiğin de konuşmana bile gerek yok kartı hızlı okumalardan yapıyorsun, ödüyorsun ve çıkıyorsun.

Çocuklarda iletişim becerilerinin güçlü olması için kasaba gidiyoruz, kıyma nasıl çekilir işte satır nedir bıçak nasıl tutulur kasaplarımız tek tek bunu anlatıyorlar, hayırlı işler demeyi öğreniyor çocuklar girerken ve çıkarken ekmek yapmaya gidiyoruz herkes kendi ekmeğini yapıyor, giderken de götürüyorlar yaptıkları ekmekleri bunlar güzel çalışmalar oluyor çocuğa ben akşama kadar anlatayım ekmek şöyle yapılır böyle yapılır inanın o dakika da öğrendiğini hiç unutmuyor çünkü görsel hafızaları şu an çok güçlü gördüklerini hiç unutmuyor çocuklar eve gittiklerinde anne ve babalarına anlatıyorlar" ifadelerini kullandı.

"Çocuk şunu bilmeli biz anneyle ya da babayla sürekli iletişimdeyiz"

Son olarak, çocuklarla doğru iletişim konusunda önemli tavsiyelerde bulunan ve okul öncesi eğitim süreçleri ile ilgili sözlerine devam eden Kılınç,

"Çocuk şunu bilmeli biz anneyle ya da babayla sürekli iletişimdeyiz çocuğun bunu bilmesi lazım çünkü eve gidip çok farklı şeyler söyleyebiliyor ya da ev ile ilgili bize çok farklı şeyler söyleyebiliyor mesela geçen senelerde 'babam annemi kapının arkasında bir odun var onunla dövüyor' yani bazı çocuklar gerçekten dikkat çekmek için dikkat çeken sözler söyleyebiliyorlar.

İnanın o dönem korktum o kadar çok söylediler ki bunu anneyi babayı çağırdım gülerek dinlediler hocam böyle bir şey kesinlikle olmuyor hani inanıyorum zaten ama çocuklar da bu durum görülebiliyor okuldakini eve evdekini okula götürebiliyor.

Burada sağlıklı bir iletişim olursa anne ile okul ya da babayla okul çok daha sağlıklı ilerlenebilir. Akşam yemekleri çok önemli şimdi mesela anne çocuğa çıkışta soruyor bugün ne yaptın bana da mesela bugün ne yaptın dediğin de annem günlük rutin çok anlatacağım bir şey yok ama şunu sormalıyız bugün seni ne mutlu etti çocuk mutlu olduğu bir şeyi hemen bulabiliyor ya da seni ne üzdü hem duygularını harekete geçiriyor hem de yaşadığı şeyleri tekrarlıyor gün içinde ki.

Ben hep diyorum yani akşama kadar çocuğumuzun yanımızda olması değil zamanı doğru kullanarak saati düzgün ayarlayarak evet telefonunuz o saatler de çalıyordur o saatlerde değil telefonunuzu bir kenara bırakabileceğiniz televizyonunuzu kapatabileceğiniz sadece çocukla iletişim kurabileceğiniz bir yarım saat yeter çünkü anneniz diyor işte ay çok uzun değil mi akşama kadar ne yapacak okulda işte evde yanım da dursun evde yanın da ne yapıyor oğlum bir dakika dur çamaşır yıkayacağım oğlum bir dakika yemek yapacağım şu an seninle oynayamam şu an parka gidemeyiz kardeşin yatıyor.

Çocuk hep bir bekletilme durumuna giriyor gelsin okula güzelce akşam yarım saat parka da gidin ya da işte oyun oynayın kaliteli bir vakit geçirin velilerden isteğimiz bu oluyor.

Yani okul öncesi okul, oyun demek oyuna doymayan çocuğun ilkokul da masasının altın da ayağının altın da bir top olur aklı sürekli bir parka gitmekte oyun oynamakta kalır çocuğu oyuna doyurmak lazım okul öncesi dönem de bunun için en güzel süreç.

Oyun saatinde çocuğun mutlaka okulda olmasını istiyorum çünkü çocuk orada sıra beklemeyi öğreniyor arkadaşlık ilişkilerini geliştiriyor paylaşmayı öğreniyor dünya da sadece kendisinin olmadığını görüyor çünkü her evden bir prens veya prenses geliyor her istediği olan bir çocuk sınıf ortamına girdiğin de o da bir şey istiyor diğeride bir şey istiyor sadece ben değilim hayatta bir sürü insan var bir sürü çocuk var bunu öğreniyor beklemeyi öğreniyor ve inanın mesela blok blok legolarımız var onları oynarken matematiksel becerilerini geliştiriyor sorun çözme problemini geliştiriyor problem çözme becerilerini geliştiriyor zaten şu an en büyük sıkıntımız da problemin üste sinden gelemeyen gençlerin olması problemle karşılaşan bir çocuk çözümünü bilmiyorsa kendine zarar vermek yada bir başkasına zarar vermekte buluyor çözümü” diyerek, sözlerini noktaladı.

Muhabir: Atakan Başpehlivan