İzmir Kültür Sanat Fabrikası Arkeoloji ve Etnografya Müzesi’nde gerçekleştirilen söyleşide, deniz canlılarının yaşam alanlarını daraltan insan faaliyetleri ve Akdeniz foklarının karşı karşıya olduğu tehlikeler ele alındı.
Sualtı Araştırmaları Derneği Akdeniz Foku Araştırma Grubu Üyesi ve çevre bilimleri uzmanı Dr. Nesimi Ozan Veryeri, Türkiye’nin denizleri ve kıyılarının biyolojik çeşitlilik açısından önemli bir zenginliğe sahip olduğunu ifade etti. Türkiye denizlerinde yaklaşık 16 deniz memelisi türünün yaşadığını aktaran Veryeri, İzmir Körfezi ve Karaburun çevresinde de farklı deniz canlılarının görülebildiğini belirtti.
Kıyı yapılaşması doğal yaşam alanlarını daraltıyor
Kıyıların doğal yapısındaki bozulmaların pek çok canlının yaşamını sürdürmesini zorlaştırdığına işaret eden Veryeri, kıyılarda yapılan tesislerin, konutların, iskelelerin ve limanların doğal yaşam alanlarını daralttığını söyledi.
Deniz ekosistemlerinin korunması için kıyılardaki doğal yapının devamlılığının önemli olduğunu vurgulayan Veryeri, insan faaliyetlerinin deniz canlılarının yaşam alanları üzerindeki etkilerine dikkat çekti.

Akdeniz foklarının karşı karşıya olduğu tehditler
Milyonlarca yıldır varlığını sürdüren Akdeniz foklarının bugün ciddi tehditlerle karşı karşıya bulunduğunu belirten Veryeri, türün yaşam alanlarının korunması gerektiğini dile getirdi.
Akdeniz foklarını tehdit eden unsurları sıralayan Veryeri, habitat tahribatı, kasıtlı öldürme, yavru ve genç fokların balıkçı ağlarına takılarak boğulması, hastalıklar, yaralanmalar ve öksüz kalma gibi tehlikelere işaret etti. Fokların mağaralarda rahatsız edilmesi, deniz kirliliği ve artan deniz trafiğinin de türün yaşamını olumsuz etkilediğini kaydetti.
Dünyada yaklaşık 800 Akdeniz foku kaldı
Akdeniz foklarının dünya genelindeki sayısının yaklaşık 800 olduğunu aktaran Veryeri, Türkiye’de ise türün yaklaşık 120 bireyle varlığını sürdürdüğünü belirtti.
Türün devamlılığı açısından yaşam alanlarının korunmasının büyük önem taşıdığını vurgulayan Veryeri, koruma çalışmalarının yalnızca mevcut canlıların yaşamını sürdürmesi için değil, gelecek kuşaklara doğal zenginliklerin aktarılması bakımından da gerekli olduğunu ifade etti.
Kıyıların ve deniz ekosistemlerinin korunmasının uzun soluklu bir çalışma gerektirdiğini belirten Veryeri, doğal yaşamın devamlılığı için koruma çabalarının sürdürülmesi gerektiğini kaydetti.





