Son Mühür / Yağmur Daştan - İzmir Barosu’nun yeni dönem başkan ve yönetim kurulunun belirleneceği genel kurulda seçim maratonu adaylık konuşmalarıyla yapıldı. Mevcut Başkan Av. Sefa Yılmaz’ın iki dönem kuralı nedeniyle yeniden aday olamadığı yarışta, farklı gruplardan ve bağımsız olmak üzere dört aday kürsüye çıkarak vizyonlarını ve hedeflerini meslektaşlarıyla paylaştı. Çağdaş Avukatlar Grubu’ndan Emre Öktem, Cumhuriyetçi Avukatlar Grubu’ndan Serhat Sökmen, İzmir Avukat Hareketi’nden Volkan Gültekin ve bağımsız olarak Halkın Kurtuluş Partisi (HKP) İzmir İl Başkanı Tacettin Çolak’ın yarıştığı seçimde adaylar dikkatleri çeken mesajlar verdi.
Gültekin: Cübbemiz ateşten gömleğe dönüştü

İzmir Avukat Hareketi’nin adayı Volkan Gültekin, “Ülkede hukuk güvenliğinin ortadan kaldırılması mesleğe ve meslektaşa karşı en büyük tehlikedir. Mevcut siyasi iklimde sadece baro yönetiminde yer almak değil, avukatlık yapmak ateşten gömlek giymekle eş değerdir. Şu anda giydiğimiz cübbe ateşten gömleğe dönmüştür. Bunu da her gün yaşamaktayız. Avukatlar ve barolar susarsa ne olur? Bunu ben seçime hazırlanırken tüm genel kurullarda çokça değindim. Geldiğimiz yer o kadar acı ki… Mevziiyi her gün kaybediyoruz. Meslek sorunlarını savunuyorum diye bizi eleştiren arkadaşlar bunu da savunmadığımız an mevzi düşmek üzeredir. Farkında mısınız, avukatlık yapamıyoruz. Diğer adayların çalışmalarına baktım, sadece bizim politika belgelerimiz var. Bütün konulara tek tek çalıştık. Siyaset yapıyoruz, daha çok siyaset yapacağız. Alışkın olmadığınız kavramları duyduğunuzda anlamamanızı anlıyoruz ama artık yeni şeyler söyleme vaktidir. İzmir Avukat Hareketi, Çağdaş Avukatlar Grubu’nun belediye başkanı seçilip bırakıp gitmesiyle, diğer Cumhuriyetçi Grubu’nun milletvekili aday adayı olup bırakması sonrası genç, stajyer ve yoksul avukatlarının hakkını savunmak yerine kendi ikballeri için çalıştıkları için örgütlenmelerinden kuruldu. Bizim sırtımızda yük yok. Biz ağabeylerimizin ablalarımızın yaptıkları nedeniyle konuşamıyor değiliz. Linç kültüründen kurtulun, savunma linç kültürünün karşısındadır” dedi.
“Örgütlülüğümüzü artıracağız”
Genç avukatlar başta olmak üzere meslekte yaşanan sorunlara değinen Gültekin, “Genç meslektaşlar intihar ediyor, bundan haberdarız. Bunların nedenlerinin bilinmesi lazım. Avukatlık tekeli de kırılmalı. Varlık yönetim şirketlerine bakarken şimdi asıl tehlike hasar yönetim şirketleri… Bu da yoksul avukatın siyaseti. Biz dosyaları inceleyecek, müvekkillere kadar ulaşacağız. Hem aracıya hem meslektaş için işlem yaptıracağız. Hasar yönetim şirketleriyle çalışan meslektaşlar, artık rahat değilsiniz İzmir Avukat Hareketi geliyor. Bu konfor alanından çıkaracağız sizi. İşçileşmiş bazı meslektaşlarımız var, birçoğunun yazılı sözleşmesi yok. Fazla mesai mücadelesi verilmiyor. Ben de bu sömürü çarkından çıktım, bu arada benim 30 çalışanım yok ve bununla da övünmüyorum. Bağımsızlık avukatlık bizim geleceğimizin teminatı, bunu baroda örgütleyeceğiz. CMK sistemini değiştireceğiz. Baroları nüfus sahibi, artık meslekle yabancılaşmış, patronlaşmış kişiler yönetirse “Alın bizden CMK’yı, bizim insan haklarıyla da avukatlarla ilgimiz yok” deme noktasına gelir. Bunu reddediyoruz, bölgesel örgütlenmeye gideceğiz. Örgütlülüğümüzü artıracağız. Baro bunları denetlemediğinde sorumlular denetleyecek ve biz mesleği yeniden ayağa kaldırmış olacağız” ifadelerini kullandı.
‘Bir gazeteci’ dedi ve anlattı: Şantaja boyun eğen başkan olmaz!
Seçim sürecinin ‘bel altı’ yürüdüğünü savunan Gültekin, ‘Bir basın mensubu’ ile yaşadıklarını da kürsüden anlattı. Gültekin, şunları söyledi: “Bir canlı yayına çıktım. Gazeteci olduğunu sandığı kişi ‘Siz kahve ikram edeyim’ dedi. Kahve sırasında da ‘Bize yardım edin’ dedi. ‘Niye?’ dedim, ‘Usul bu’ dedi. Ben de ‘Size para vermeyeceğim, parayla haber yaptırır duruma gelmeyiz’ dedim. Hemen ertesi gün tweetlerim kopyalanmış, önüme koydu ‘Bunları nasıl söylersiniz?’ dedi. Tweet de benim, adres de benim, arkasındayım. ‘Ben şantaja boyun eğmem’ dedim. Şantaja boyun eğen baro başkanı olmasın. Bu şantajı defetmiş biri olarak ‘Ne yapmak istediğinizin farkındayım’ dedim. Kendisi başkasına hemen kötü şekilde servis etmiş, tekzip yayınlattım ‘Silinmiş, geri getirilmiş’ denildi. Siz linç kültürünü savunuyorsunuz. Savunma linç kültürüne boyun eğmez.”
Öktem: İzmir Barosu çağdaş bir barodur

Çağdaş Avukatlar Grubu’nun adayı Emre Öktem, “118 yıldır istibdadın, darbelerin, ırkçı ve dinci faşistlerin karşısında dimdik duran İzmir Barosu’nun genel kuruluna hoş geldiniz. Ben kimseyi eleştirmeyeceğim. Bir eleştiri yapsaydım şunu söylerdim: İzmir barosu öncü bir barodur. Ne İstanbul ne Ankara ne de herhangi bir baroyla emsal olarak gösterilecek bir barodur. İzmir Barosu çağdaş bir barodur. Dolayısıyla bir başka baronun yaptığını İzmir’e emsal göstermek saygısızlıktır. Karanlık bastırıldığında bir dağın tepesinde ateş yakılır, karşıdan görülür ve onlar da bir ateş yakar. İzmir Barosu bu ülkede 118 yıldır yanan o ateştir. Karanlık her çöktüğünde diğerleri bu şehre bakar ve ışığı görür. Ege’nin kıyısında savunmanın hala ayakta olduğunu, hukukun sahipsiz kalmadığını görür. Bugün ben burada o ateşi söndürmemek için yola çıktım” dedi.
“Siyasal tercihleri görmemek kolaya kaçar”
“Düşük ücretler, düzensiz gelirler, ağır giderler… Mesleğe başlayan avukatlara yük oluyor, farkındayız” sözleriyle devam eden Öktem, “CMK ücretleri bu yükü büyütüyor. Avukat yaptığı işin karşılığını ne zaman alamayacağını bilmediğinde bu yük artıyor. Avukata yönelik şiddet mesleğin parçası gibi normalleştirilmeye çalışılıyor. Yönetime eleştiriler de geldi, başımızın üzerine koyarız. Biz dört dönemdir İzmir Barosu’nu yönetiyoruz. Bundan sonra da yöneteceğiz, biliyoruz. Fakat bütün sorunları baroya yüklemek bu sorunlara yol açan siyasal tercihleri görmemek kolaya kaçar” ifadelerini kullandı.
“Kusura bakmayın biz bu siyasete devam edeceğiz”
İşsiz avukatlık gerçeğine dikkati çeken Öktem, şunları söyledi: “Sınıf mücadelesi tarihinden bihaber olanların avukatların sorunlarına çözüm üreteceğine inanmıyoruz. Bugün söylenmesi gereken en önemli söz ‘Baro siyasallaştı.’ Avukatın emeğinin karşılığını alıp alamayacağını belirleyen tercihlerin tümü siyasaldır. Mesleğin itibarını, savunmanın bağımsızlığını aşan uygulamalar siyasaldır. Bunun karşısında mesleğin ve meslektaşın sorunlarına karşı itiraz edilmemek istenmektedir. Meslektaşın derdiyle hukuk devleti arasında tercih yapamayız. Biz avukatlar bu ülkenin yurttaşıyız, yaşadığımız sorunlar yurttaşın sorunlarından farksız değildir. Siz buna ‘Siyaset yapmak’ diyorsanız kusura bakmayın biz bu siyaseti yapmaya devam edeceğiz. “İzmir Barosu var” demek için adayım. Sorumluluğun bedeli olduğunu biliyorum. O adım geldiğinde bir adım geri atmamak için sizden yetki istiyorum.”
Çolak: Çağdaş Grup artık yoruldu, beşinci dönem fazla

Halkın Kurtuluş Partisi İzmir İl Başkanı ‘bağımsız aday’ Avukat Tacettin Çolak, “Ülkemiz kötüye gidiyor. Benim bile hakkımda disiplin soruşturması açılması için tutanak tutuldu. TCK 299 yargılamalarında ne savunmaların sözü ne de savunmanın savunması dinleniyor. ‘Bu bir siyasi davadır’ denildiğinde adamlar üzerimize geliyor. Dolayısıyla baro bunlara önlem almalı. Ülkedeki ekonomik felaket insanları canından bezdirir hale geldi. İnsanlar işsizlikten inim inim inliyor. Çağdaş Grup yoruldu, artık beşinci dönem fazla. İdeolojik anlamda yoruldular, tavanla taban arasında kopukluklar var. 2 milyon TL meselesi bugüne kadar niye beklendi? Burada denetim sorumluluğu var. Baroda bir yönetim zafiyeti var” diye konuştu.
Sökmen: Adaletin meşalesini yakanların mirasçısıyız

Son olarak kürsüye çıkan Cumhuriyetçi Avukatlar Grubu Başkan Adayı Serhat Sökmen, “Aydınlığın, özgürlüğün, demokrasinin ve Cumhuriyetin kalesi olan İzmir'de. İzmir Barosu Genel Kurulu'nda bulunmak sadece bir mesleki görev değil; tarihsel bir sorumluluktur. Bizler, bu topraklarda adalet meşalesini yakanların mirasçılarıyız. Duruşumuz nettir, çizgimiz bellidir! Cumhuriyetçi Avukatlar Grubu olarak bizim temel ilkemiz; Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ilke ve devrimleridir, tam bağımsız yargı idealidir ve hukukun üstünlüğüdür. Ancak ne yazık ki bugün, çatısı altında bulunmaktan gurur duyduğumuz İzmir Baromuz, asli görevinden, kuruluş felsefesinden ve meslektaşın öz sorunlarından tamamen koparılmış durumdadır. Mevcut baro yönetimi çıkmış, her fırsatta "Biat etmeyeceğiz, boyun eğmeyeceğiz" diyor. Kendilerine hatırlatmak isterim: Avukat zaten biat etmez, boyun eğmez! Cübbemizde cep de yok, düğme de! Biat etmemek bir ayrıcalık veya vaat değil, mesleğimizin karakteridir! Siz slogan atmayı bırakın da asli görevinizi yapın! Baronun asli görevi slogan atmak değil; meslektaşı ekonomik kriz karşısında biat etmek zorunda bırakmamaktır! Genç avukatın toplumda boynunu eğdirmemektir” dedi.
“İzmir Barosu marjinal grupların slogan alanı mıdır?”
“Baro ideolojik şov sahası değil; adliyede, karakolda, tapuda, haciz mahallinde ve sahada ezilen avukatın arkasında çelik gibi durma yeridir” mesajı veren Sökmen, “Meslektaşın itibarını, hakkını ve ekmeğini koruma yeridir! Ne yazık ki baromuz, marjinal grupların söylemlerine teslim edilmiş; meslektaşlarımızın sorunları görmezden gelindiği için baro ile meslektaş arasındaki bağ kopmuş, irtibat tamamen kesilmiştir. Soruyorum sizlere: İzmir Barosu marjinal grupların slogan alanı mıdır, yoksa 14 bini aşkın avukatın bağımsız ve tarafsız evi midir? Biz buraya baromuzu, siyasi grupların konferans verme yeri değil yeniden avukatın evi yapmaya, kaybettiğimiz o saygınlığı, gücü ve meslektaş irtibatını İzmir Barosu'na tekrar kazandırmaya geldik! Çağdaş Avukatlar Grubu yönetimi, yıllardır "seffaflık", "hukuka saygı" ve "demokrasi" söylemlerinin arkasına saklanarak baroyu yönettiğini iddia ediyor. Fakat gerçeğin böyle mevcut olmadığını en iyi sizler biliyorsunuz” ifadelerini kullandı.
Rüzgarın kendilerinden yana estiğinin altını çizen Sökmen, “Ancak bu rüzgar tesadüf değildir! Yarın sandık başına gideceğiz. Gelin, İzmir Barosu'nu yeniden hepimizin güvenli kalesi yapalım! Mesleğimizin itibarını birlikte koruyalım! Gelin, kurucusu olduğumuz Genç Avukatlar Meclisi'ni yeniden açalım!” diye konuştu.





