Son Mühür- Türkiye’de son günlerde gündemden düşmeyen fon skandalında her geçen gün yeni ayrıntılar ve mağdurlar ortaya çıkarken, benzer bir olayın 25 yıl önce de yaşandığı hatırlatılıyor. İhlas Finans skandalında parasını kaybeden çok sayıda kişi, aradan geçen çeyrek asra rağmen alacaklarını hâlâ tahsil edemedi. Faizsiz bankacılık tarihinde yaşanan en büyük çöküşlerden biri olarak hafızalara kazınan İhlas Finans, 10 Şubat 2001’de faaliyetlerini durdurdu. Aradan 25 yıl geçmesine rağmen tasfiye süreci tamamlanamazken, mağdurların alacaklarına ilişkin belirsizlik devam ediyor.
İzmirli 4 mağdur yaşadıkları sıkıntıyı anlattı.
"2002'den beri bekliyoruz"
Babasının yaşadığı hak kaybını aramaya devam eden bir mağdur, "Benim de babamın parası vardı 20 bin. Finans iflas etti dediler. Sonra vereceğiz dediler. Biz birkaç avukat arkadaşla falan da görüştük. 'TMSF el koymuş' dedi. 'Verilecek' dedi 'bu para' dedi. Ama 22 seneden beri bekliyoruz. 10.000 Dolar, 20.000 Mark. O zamanki Mark vardı; 20.000 Mark, 10.000 Dolar babamın... Babamın parasıydı ancak babam da öldü, vefat etti. O öldü, ona rağmen daha parasını alamadı. 2002'den beri bekliyoruz. Biz ulaştık. Hükümetten.'5 sene izin aldı' diyorlardı. 5 sene sonra bitiyordu, 'Bir daha 5 sene izin aldı' diyorlardı. İhlas Finans hükümetten süre talep etmiş. Avukatla ‘bekleyeceksin' dedi. 5 sene sonra bir daha, 5 sene süre daha istemişler. Böyle böyle 25 sene oldu. Aslında oyalandığımızı düşünüyoruz” dedi.

Uğurlu: TMSF el koymuş İhlas Finans'a
54 yaşında olan mağdur Turhan Uğurlu, "Benim de 10.000 civarında Mark, yine 9.000 civarında Amerikan Doları eşimin adına yatırmıştım askere gitmeden önce. Ve o tarihten 2001'deki krizden dolayı burayı tasfiye ettiler. TMSF el koymuş İhlas Finans'a. O gün biz avukata da başvurduk, maalesef bir netice alamadık. Ödeme planı sunmuştu Tasfiye Kurulu, '5 yıl içerisinde hiç kimseye borcumuz kalmayacak' diye. İlk evvela devlete ait olan borçlar peyderpey yayınlanıyordu. Sonra çalışanların özlük hakları, cari hesaplar, sonra kar ve zarar ödemeleri. Benim şahsi hesabım kar ve zarardır, katılma hesabıdır. Zaten oradaki Tasfiye Kurulunun sunduğu planda o günkü yatırılmış olan paralar ne olursa olsun devalüasyona karşı erimemek için Amerikan Dolarına çevrilmişti. Yani bütün mudilerin paraları. İşte bir de teklif süreç içerisinde devre mülk teklif ettiler. Kia motor ya da ev aletleri... Ama piyasa değeri, güncel değeri 2 liralık şeyi bize 5 liraya sunuyorlardı. Yani kısacası yine bizim paramızla ödemiş olacaklardı ve üstüne de yine bizden para alacaklardı. Ve o günün şartlarında, yani 2001'den sonraki krizde, yani 2002-2004 arası mesela ben bu parayla rahat bir müstakil ev alabiliyordum" dedi.





