Son Mühür- YENİ Parti İstanbul Milletvekili Gökhan Günaydın, bir dizi ziyaret ve programa katılmak üzere bugün İzmir’e geldi. Günaydın, sabah saatlerinde partisinin Gaziemir İlçe Başkanlığı’nı ziyaret etti. Günaydın’ı Gaziemir’de, YENİ Parti İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, Gaziemir İlçe Başkanı Çağrı Şırlancı, Gaziemir Belediye Başkanı Ünal Işık ve partililer karşıladı.

İlçe başkanlığındaki programının ardından Günaydın, Gaziemir Belediye Başkanı Ünal Işık’ı makamında ziyaret edecek.

Güç: Umudu İzmir'de arttırmak için buluşma gerçekleştireceğiz

Gaziemir'in değerli bir ilçe olduğunu ifade eden YENİ Parti İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, "Gaziemir, İzmir'in değerli bir ilçesi. 30 Ağustos Zafer Bayramı'nın yaklaştığı şu günlerde gençlik kollarımızın bir etkinliği olacak. Umudun taşındığı dönemde, Genel Başkanımız Özgür Özel'in de umudu taşıdığı bir dönemde, biz de umudu arttırmak için İzmir'de buluşma gerçekleştireceğiz" dedi.

Işık: CHP'nin kurumsal kimliğiyle asla bir sorunumuz yok

CHP'nin kurumsal kimliğiyle sorunlarının olmadığını söyleyen Gaziemir Belediye Başkanı Ünal Işık, "Biz yeni bir partiyiz. Adımız, düşüncelerimiz yeni ama yüz yıllık bir birikile hareket eden ve bilincinde olan bir partiyiz. Toplumla siyasetin arasına giren kara kedilerden kurtulmak için bu yolu açtık. Toplum içerisinde projelerimizle, düşüncelerimizle ve yüz yıllık birikimimizle devam edeceğiz. CHP'nin kurumsal kimliğiyle asla bir sorunumuz yok. Hedef iktidar, biz bu iktidara giden yolda bize kurulan tuzakları aşmak için mücadelemizi vereceğiz, başaracağız" diye konuştu.

Günaydın: Muhtemelen 600 bin üyesi olan bir siyasi partiyiz

600 bin üyesi olan bir siyasi parti olduklarını söyleyen YENİ Parti Grup başkanvekili Gökhan Günaydın açıklamaları şu şekilde;

Gaziemir’de yeni tesis için düğmeye basıldı! Fırınlar 1150 dereceye çıkacak
Gaziemir’de yeni tesis için düğmeye basıldı! Fırınlar 1150 dereceye çıkacak
İçeriği Görüntüle

"Bugün İzmir'de İzmir'e yakışan bir şekilde, zafer haftası için buluşma yapmaya geldik. İlçe başkanımız Gaziemir'de de program kurduk. Bugün 27 Ağustos, bundan 1 ay önce CHP'ye mutlak butlan kararı geldi. Türkiye'de 31 Mart 2024 yılından bu yana oy oranı yüksek olan ve iktidarı değiştirmesine kesin gözüyle bakılan çınarımıza kumpas kuruldu. 24 Mayıs'ta bu memleketin en köklü partisine polis biber gazı, plastik mermi ile girdi. Bu olay Türkiye'de değil dünya siyasetinde de utanç günüdür. Bunun altında kalınmadı. Genel Başkanımız, Genel Merkez'den çıkıp meclise kadar yürümesine, Ankaralı'ların da eşlik etmesiyle başlayan süreç. Yurttaşa ne istediği sorduk, 2 ay sonra 24 Temmuz günü partimizi kurduk. YENİ Parti 1 aylık bir parti. Bu kaos ortamında 1 aylık bir parti. 1 ay içerisinde çoğu şeyi başlatamadık. Bağış işlemleri bürokratik engellemeler nedeniyle son 15 gün içerisinde başlayabildi. Bir gün önce 503 bin üyemiz vardı. 26 Ağustos itibariyle o sayının çok daha yukarı gittiğiniz düşünüyorum. Muhtemelen 600 bin üyesi olan bir siyasi partiyiz. Bir kaç ayı bulmaz, 1 milyonu geçerdik diye umuyordum, zaman benden daha hızlı akıyor. Çok yakın zamanda 1 milyonu aştığımızı göreceğiz."

"An itibariyle 500 milyon liraya yaklaşan bir bağış toplandı"

"Bir başka güzel şey, bu üye profiline baktığımızda yüzde 70'inin Cumhuriyet Halk Partisi'nden bize gelen klasik sosyal demokrat, Atatürkçü seçmen olduğunu gösteriyor. Ama %30'unun da daha evvel bir siyasal partiye üye olmamış, ilk kez bir üyelik yapan, dolayısıyla Türkiye'nin karşı karşıya bulunduğu kaotik ortamdan kurtulabilmesi için taşın altına elini koyan yurttaşlarımız olduğunu gösteriyor ki bu bizim için çok büyük bir mutluluk. Evet üye sayısını söyledim. Peki şunu ifade edelim, hep bize dediler ya paranız yok ne yapacaksınız? Evet gerçekten genel merkezimiz yok, ilçe binalarımız yok, otobüsümüz yok, paramız da yok. Ne yapacağız? Arkadaşlar biz otobüslerin üzerinden çok konuşmalar yaptık. Ama bütün samimiyetimle söyleyeyim ki, eğer bir sokağın başında bir bank bulmuşsanız, o bankın üstüne çıkabilmişseniz ve yurttaş da sizi o sevgisiyle sarıp sarmalamışsa, bir bank 50 tane otobüs ediyor. Bunu samimiyetle ifade etmek isterim. Bundan büyük bir mutluluk duyduk. An itibariyle 500 milyon liraya yaklaşan bir bağış toplandı. Şöyle olur, böyle olur, bağış toplayamazsınız diyenlere vatandaş bir yanıt verdi. Burada da küçük bir anekdotu paylaşayım. Tokat'ın Çevrecik kasabası var, bir ara seçim, o nedenle gittik. Hemen butlan kararının arkasını izleyen günlerdeydi. Vatandaşın bir tanesi geldi yanıma, cama vurdu ve dedi ki 'bak, paramız yok diye üzülmeyin, paramız yok diye bir adım geri atmayın, sizin için tosun besliyorum ben' dedi."

"Aylığı 20 bin liradan 23 bin 552 liraya çıkarttılar. Lütfettiler"

Arkadaşlar Anadolu'da, bu memleket için, Cumhuriyet için tosun besleyenler kaldığı müddetçe hiç kimse bu ülkeye yan gözle bakamaz, hiç kimse cumhuriyeti yıkamaz. Herkes bundan emin olsun. Yine büyük bir mutlulukla ifade edeyim ki, her türlü engellemeye ve tehdide rağmen 244 belediye başkanımız bizimle beraberdir. Meclis üyelerimiz bizimle beraberdir, geriye kalan arkadaşlarımızla da yollarımız beraber akmaya devam etmektedir. Çünkü bu yol cumhuriyetin yoludur, bu yol demokrasinin yoludur. Şimdi, konuşmamın son bölümünde yaşadığımız ortama ilişkin bazı değerlendirmeleri yapmak isterim. Ne istiyoruz biz? Ne istediğimizi iyi tanımlamamız lazım. Türkiye dünyanın 17. büyük ekonomisi. Yani ürettiği gayrisafi yurt içi hasıla itibariyle son derece büyük bir ekonomi. Ama bu memlekette 30 milyon insan, en az 30 milyon insan açlık sınırının altında yaşıyor. Arkadaşlar asgari ücret 28.000 lira. 1 Ocak'tan bu yana bu rakamda, oysa satın alma gücü çoktan 23.000 liraya düşmüş durumda. Buna karşılık açlık ücreti 35-36 bin lira. Demek ki 10 milyon asgari ücretli açlık sınırının altında ve giderek kötüleşerek yaşıyor. 17 milyon emekli var burada, bu memlekette. Bu 17 milyon emeklinin 5,5 milyonu en az emekli maaşı alıyor. Beyefendiler lütfettiler, o en az maaşı, aylığı 20 bin liradan 23 bin 552 liraya çıkarttılar. Lütfettiler. Peki en az emekli aylığı 23.552 lira da ortalaması çok mu farklı? Eskiden ortalamayla en az arasında ciddi bir fark vardı, şimdi ortalaması da zaten 25-26 bin lira. Dolayısıyla 17 milyon emeklinin neredeyse %85'i, 90'ı açlık sınırının altında. Uyguladıkları ekonomik program, 'faiz sebep enflasyon sonuçtur' diyerek olmayan bir teoriyi bu memlekete dayatarak, bu memlekette faizi, bu memlekette enflasyonu, bu memlekette kuru eş zamanlı olarak zıplatmayı başarabilmiş bir ordu var karşımızda. Her ne kadar suçu Nebati'ye atsalar da, her ne kadar suçu Mehmet Şimşek'e atsalar da bu işin mimarı Recep Tayyip Erdoğan'dır. Gözlerime bak diyerek Nebati'yi geldi oraya oturtturdu. Nebati bir alay konusu oldu. Sonra gönderdiler, Mehmet Şimşek'i getirdiler. İrrasyonel politikaları değiştireceğiz diyerek kendinden evvelki politikaları rasyonel olarak ilan etti. Zaten Erdoğan da Mehmet Şimşek'i zamanında Halk Bankası'nı dolandıranlar arasında saymıştı. Şimdi seçime birkaç ay kala Mehmet Şimşek'i kovacak ve sanki halktan ve milletten bir görüntü vermeye çalışacak. Bunların tamamı bu ülkenin ekonomik olarak iflasının görüntüleri. Üzülerek söylüyorum, arkadaşlar artık üreten sektörler bu memlekette kalamıyor. Türkiye'nin en köklü sektörü olan tekstil Mısır'a gitmek zorunda kalıyor. Çünkü bu maliyetlerle üretim yapamıyor, yaptığı bu üretim maliyeti ve aşırı değerli kur nedeniyle yaptığı üretimi de ihraç edemiyor. Bu nedenle Mısır'a gidiyor. Otomotiv yan sanayi Fas'a gidiyor. Türkiye'deki geniş tanımlı işsiz miktarı, rakamı 12 milyonu aşmış durumda. Demek ki ekonomi adına vadedebileceğimiz herhangi bir olumlu şey, söyleyebilecekleri olumlu bir şey kalmamış."

"Artık birilerinin bizlere bağırmasından bıktık usandık"

"Adaletin altını çizelim ve şunu söylemekle yetinelim. Türkiye'de adalete güveniyor musunuz sorusuna yüzde 18 evet diye cevap veriyor. Yani AK Parti ve MHP'ye oy veren yurttaşların da önemli bir kısmı adalete güvenmiyor. Zaten orta yerde güvenilebilecek bir adaletin kalmadığı ortada. Böyle bir tabloda Türkiye geleceğini kaybediyor. Bir de gençlere ilişkin bazı şeyler söyleyeyim. 10 gence soruyorsunuz, imkanınız olsa yurt dışına gider misiniz? Annesi babası ister yeni partili, ister CHP'li, ister AK Partili, ister MHP'li, ister DEM'li, ister DEVA'lı ne olursa olsun, 10 çocuktan 9'u fırsatımı bulsam derhal yurt dışına giderim diyor. Biz nasıl bir memleket haline geldik ki arkadaşlar? Üniversiteye gidemiyorlar, yurt bulamıyorlar, burs bulamıyorlar, mezuniyetlerinde mülakatlarda eleniyorlar. Bırakın ev almayı, bir ev kiralayamıyorlar, onun ücretini ödeyemiyorlar, evlenemiyorlar. Son 10 yıl içerisinde Türkiye'de evlenme sayısı düşüyor, boşanma sayısı füze gibi artıyor. Nüfusun artmasına rağmen evlenme sayısının artmaması ve tersine düşmesi bu memleketin yaşadığı o derin bunalımı çok açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Şimdi gelelim yeni partinin durumuna. Arkadaşlar biz iki şeyi beraber götürüyoruz: 1. İnşa, 2. İtiraz. İtiraz ediyoruz çünkü bu ülke hepimizin ülkesi ve artık yaşanacak hali kalmadı. Ancak itirazımıza 'evet' deyip arkamıza gelen, yanımıza gelen yurttaşın bizden bir başka beklentisi var: 'Arkadaş, artık bana durumu saptayan cümleler kurmaktan vazgeç. Artık bana bu memleketi nasıl düzelteceğimizi anlat.' Demek ki bizim yeni derdimiz artık inşa etmek. Adaleti yeniden tesis etmek. Adeta çarkları kırılmış olan sanayiyi, traktörü devrilmiş olan tarımı yeniden ayağa kaldırmak. İnsanları üretir kılmak. Ve elbette bunun yanında barışı, sevgiyi, demokrasiyi bu memlekete egemen kılmak. Artık birilerinin bizlere bağırmasından bıktık usandık arkadaşlar. Artık kendi küçücük kariyer planı için yurttaşı bölen anlayıştan bıktık usandık arkadaş. Biz 86 milyon yurttaş, bu memlekette, hemen yanı başımızdaki Avrupa'da olduğu gibi yarınına güvenle bakan, herhangi bir endişesi olmadan çocuklarını büyütebilen, refahtan pay alan bir memleket yaratmak istiyoruz. Yeni parti bunu yapacak. Önüne engel çıkarttılar bugüne kadar. Yapmadıkları kalmadı, bundan sonra da yapacaklar. Bir yokuşun ortasına kadar tırmandık. Daha önümüzde bu yokuşun en az yarısı var. Bütün halkımıza dönelim ve şu güvenceyi verelim: Hangi engeli çıkartırlarsa, hangi kumpası kurarlarsa kursunlar, yeni parti bunların tamamını aşacaktır, aşmak kudretindedir. Peki gücümüz ne? Neye güveniyoruz? Bir tane gücümüz var, o da milletin kendisidir."

"600 bin üyemiz var"

"Partimizi kurduk. Arkadaşlar, söyledim 600 bin üyemiz var. Bugüne kadar ilçe başkanlığı, il başkanlığı, genel başkanlığı ben delegeyle değil de üyeyle seçeceğim diyebilen bir siyasal parti oldu mu bu memlekette? Biz şimdi diyoruz kardeşim. 600 bin adam mı, 600 bin insan gelsin genel başkanı oylasın. Özgür, özel, genel başkanımız çok başarıyla götürüyor, o özgüvenle kendisini ortaya koyar, bir başka aday da çıkabilir, ama üyenin dediği olacak. İl başkanlığında ve ilçe başkanlığında da bu olacak. Peki niye takvimi 26 Ağustos'a kadar üye yapımına ilişkin bir dar takvimde tuttuk? Bunu yapmak zorundayız çünkü 12 Eylül'de ilçe başkanlıklarının, 18 Ekim'de il başkanlıklarının seçimleri yapılacak. Halk seçimleri, üye seçimleri. Sonra kongrelerimizi yapacağız, arkasından kurultayımızı yapacağız. Kurultayı yaptıktan sonra 6 ay sayacağız, o 6 ay sonra Siyasi Partiler Kanunu'na göre yeni parti seçime girebilecek duruma gelecek. Başka bir deyişle, biz partimizi Nisan 2027'de seçime girebilecek noktaya getirmek için var gücümüzle çalışıyoruz. Bunu yaparken de parti içi demokrasiyi ihmal etmeden yapıyoruz. Aklınıza şu soru gelebilir: Daha erken ve baskın bir seçim olursa? Arkadaşlar yarın yapsınlar. Bizim hiç kimseden korkumuz yok. Yeni parti var, yedek parti var, dost parti var. Sokaklar, mahalleler var, milletin iradesi var. Biz gücümüzle beraber dışarıdayız."

"Bizim kimseyle özel bir kavgamız yok"

"Şimdi son sözlerimi ifade edeyim. Sayın Genel Başkanımız Artvin'de ve Trabzon'daydı, yarın Kocaeli'nde olacak, sabah ona eşlik edeceğim Kocaeli'nde. Arkasından ertesi gün Kayseri'de olacak. Gördüğünüz gibi her gün bir yerdeyiz. Ben de Rize'yi ve Artvin'i yaptıktan sonra Tokat, Kayseri yaptım, İstanbul, Ankara, bugün İzmir'deyiz. Yarın dediğim gibi Kocaeli ve Sakarya'yı yapacağız. Hani bize diyorlardı ya, dışarıya çıkamayacaksınız, halkın yüzüne bakamayacaksınız. Ben de söyleyeyim size: Allah kimseyi yanında 3000 polis olmadan dışarıya çıkamayan siyasetçi konumuna düşürmesin. Yeni parti memleketimizin geleceğidir. Sevgili belediye başkanımız ve ilçe başkanımız da ifade ettiler. Bizim kimseyle özel bir kavgamız yok. Ahmet'le Mehmet'le uğraşıyor falan değiliz. Biz yolumuza bakıyoruz. O yolda karşımızda Cumhur İttifakı'nın bloğu var. Bu bloğu, AK Parti-MHP bloğunu bu memlekette iktidardan indirmedikten sonra bu ülkeye barış da gelmez, demokrasi de gelmez. Bunu yapabilecek tek adres yeni partidir."

Muhabir: Emine Kulak