Georg Nagel kimdir sorusu, açıklanan kararın ardından arama motorlarında fırtına gibi esmeye başladı. Ödülü meslektaşları Peter Hegemann ve Karl Deisseroth ile bölüşen Alman araştırmacı, adını tıp tarihine altın harflerle kazıdı.
Yıllar süren sabırlı mesai nihayet taçlandı. Su yosunlarının ışığa verdiği gizemli tepkiyi insan beyninin labirentlerine taşıyan bu dev keşif, karanlıkta kalan sinir hastalıklarına yepyeni bir pencere açtı.
Georg Nagel hangi buluşuyla Nobel kürsüsüne çıktı?
Alman araştırmacı Georg Nagel, mikroskobik su yosunlarında yakaladığı kanalrodopsin proteinlerini hücrelerin emrine verip ışıkla çalışan biyolojik anahtarlar üreterek Nobel ödülünü kucakladı. Geliştirilen bu yöntem, beyindeki sinir tellerini adeta elektrik düğmesi gibi anında yakıp söndürmeye imkân tanıdı.
Keşif tesadüf değildi. Mavi ışık parladığı anda hücre kapıları ardına kadar açıldı ve tıp insanları düşüncelerin biyolojik rotasını adım adım takip etme şansı buldu.
Laboratuvardan zirveye uzanan akademik yolculuk
Almanya'nın Weingarten kasabasında 1953 yılında dünyaya gelen 73 yaşındaki Georg Nagel, biyoloji defterini ilk olarak Konstanz Üniversitesinde açtı. Gençlik yıllarından bu yana hücre zarlarına kafayı takan hekim, kıtalar arası bir kariyer inşa etti.
| Bilim insanı | Çalıştığı üniversite | İmzası olan alan |
|---|---|---|
| Georg Nagel | Würzburg Üniversitesi | Hücre fizyolojisi ve kanalrodopsin |
| Peter Hegemann | Humboldt Üniversitesi | Işığa duyarlı proteinler |
| Karl Deisseroth | Stanford Üniversitesi | Sinir ağlarını yöneten optogenetik |
Yale ve Rockefeller kürsülerinde ter döktükten sonra Max Planck Enstitüsünün yolunu tuttu. Uzun yıllardır Würzburg Üniversitesinde tezgâhın başında duran kıdemli hoca, bilgi birikimini genç nesillere aktarmaya devam ediyor.

Işıkla kontrol edilen hücrelerin geleceğe mirası
Stockholm jürisi, 11 milyon İsveç kronluk dev ödülü üç ortak arasında paylaştırdı. Optogenetik adı verilen bu çığır açıcı saha, laboratuvar duvarlarını çoktan aştı.
Parkinson ve sara gibi illetlerle boğuşan hastalar için umut ışığı yandı. Artık hekimler körleşen gözleri yeniden canlandırmak ve kalp ritmini ışıkla düzene sokmak için canla başla çalışıyor.




