Son Mühür/ Beste Temel- Son Mühür TV ekranlarında yayınlanan, Tunç Erciyas’ın hazırlayıp sunduğu Sıcak Bakış programına konuk olan TİTAR Tarım Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Doğan, Türkiye’deki tarım, hayvancılık ve zeytincilik sektörüne dair çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Türkiye'nin mevcut potansiyelini değerlendiren Doğan, iklim krizinden maliyet artışlarına, Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki tarım politikalarından teknolojik dönüşüme kadar birçok kritik başlıkta çözüm önerilerini paylaştı.

Zeytin Üreticisi karamsar: Coğrafi koşullar hasadı zorlaştırıyor

Zeytin sektöründeki güncel durumu değerlendiren Mehmet Doğan, bu yıl rekoltenin yüksek olmasına rağmen randıman ve sofralık ürün kalitesinde sorunlar yaşandığını ifade etti. Meyvenin daldaki yoğunluğundan dolayı tanelerin küçük kaldığına dikkat çeken Doğan, engebeli arazi yapısının mekanizasyona imkân tanımadığını vurguladı. İspanya ve İtalya gibi ülkelerin düz topografyaları sayesinde makineli hasat ile maliyetlerini düşürdüğünü belirten Doğan, Türkiye’de ise topografik engeller ve yüksek işçilik maliyetleri nedeniyle ürünün dalında kalma riskiyle karşı karşıya olduğunu söyledi.

Üreticinin moralinin bozuk olduğunu aktaran Doğan, ihracat koşullarının iyileştirilmesi ve maliyetlerin düşürülmesi için devletin acilen devreye girmesi gerektiğinin altını çizdi. Sırıkla çırpma gibi geleneksel yöntemlerin ağaca zarar verdiğini de ekleyen Doğan, zeytinyağının Anadolu’ya yeterince tanıtılamadığını, bu noktada devlet politikaları ile medyanın ortak hareket etmesi gerektiğini kaydetti.

Maden yasası ve ağaç taşıma riskleri

Programda son zamanlarda tartışılan Maden Yasası’na da değinildi. Yaşlı zeytin ağaçlarının sökülüp başka bölgelere nakledilmesinin ciddi riskler taşıdığını belirten Doğan, bu süreçte en azy yüzde40 oranında zayiat verildiğini dile getirdi. Yıllarca bulunduğu toprağın iklimine, nemine ve element yapısına alışmış bir ağacın yeni yerinde aynı verimi veremeyeceğini vurgulayan TİTAR Tarım Yönetim Kurulu Başkanı, madenciliğin ülke ekonomisi için gerekli olduğunu ancak elde edilen kârın bozulan tarım arazilerini geri kazandırmaya yetmeyeceğini, bu nedenle kararların çok tedbirli alınması gerektiğini savundu.

"Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki planlı tarım modelini hatırlamalıyız"

Sunucu Tunç Erciyas’ın küresel krizler ve iklim değişikliği karşısında "Cumhuriyet'in ilk yıllarındaki tarım politikalarına dönmeli miyiz?" sorusunu yanıtlayan Mehmet Doğan, Türkiye’nin toprak ve su kaynakları açısından bu potansiyele sahip olduğunu belirtti. İlk yıllarda örnek projelerle makineleşmenin ve verimli ırkların (Montofon, Simental) ülkeye kazandırıldığını hatırlatan Doğan, günümüzde de genç nüfusun tarıma kazandırılması, ekonomik teşviklerin artırılması ve modern yöntemlerin entegre edildiği bütüncül bir paketin uygulanmasıyla eski başarının yakalanabileceğini söyledi.

İlaç kullanımı, topraksız tarım ve gıda güvenliği

Piyasadaki denetimsiz "organik" söylemlerine eleştiri getiren Doğan, şalvarla satış yapmanın tek başına bir ürünün organik olduğu anlamına gelmeyeceğini, sıkı bir denetim mekanizmasının şart olduğunu ifade etti. 85 milyonu aşkın nüfusun tamamen organik tarımla beslenmesinin mümkün olmadığını belirten Doğan; ata tohumundan vazgeçilmesi ve hibrit tohumlarla birlikte tarım ilaçlarının zorunlu hale geldiği bir ekosisteme girildiğini aktardı. İklim ve toprak koşullarının değişmesi nedeniyle tarımın aşırı hava olaylarına karşı korunması gerektiğini söyleyen Doğan, örtü altı ve topraksız tarım yatırımlarının artırılması, bütçeden tarıma ciddi bir pay ayrılarak sık denetimler yapılması gerektiğini vurguladı.

Hayvancılıkta yem bağımlılığı ve şap salgını alarmı

Tarım ve hayvancılığın birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini belirten Doğan, ithal yemle hayvancılık yapmanın sürdürülebilir olmadığını söyledi. Bölgesel ürün planlamasına geçilmesi gerektiğine dikkat çeken Doğan, Ege’de su kaynaklarını tüketen mısır üretimi ve büyükbaş hayvancılık yerine, coğrafyaya uygun ve verimlilik odaklı modellere yönelmenin önemine değindi.

Son dönemde hayvancılık sektörünü vuran şap hastalığına da değinen Doğan, Cumhuriyet’in ilk yıllarında kurulan Şap Enstitüsü’nün geçmişte büyük kayıpları önlediğini, ancak son dönemde mutasyona uğrayan yeni varyantlara karşı aşı üretiminde ve aşılamada geç kalındığını belirtti. Irak ve Ürdün gibi komşu ülkelerden geçen salgın nedeniyle süt üretiminde yüzde 15’lere varan düşüşler yaşandığını ve ciddi hayvan kayıpları olduğunu sözlerine ekledi.

TİTAR Tarım: Avrupa standardında sürdürülebilir üretim

Kendi girişimcilik hikâyesinden ve TİTAR Tarım bünyesindeki örnek modelden de bahseden Mehmet Doğan, Avrupa’da gördüğü tarım imkânlarını Türkiye’de hayata geçirdiklerini söyledi. Çiftliklerinde zeytin, süt ve zeytinyağı üretimini entegre bir şekilde yaptıklarını belirten Doğan; kendi elektriklerini ürettiklerini, yağmur suyu hasadı yaparak yeraltı sularını beslediklerini aktardı.

Mustafa Kemal Atatürk’ün 1937 yılında yaptığı konuşmadaki "Köylüyü toprağında tutma ve toprak reformu" vizyonuna atıfta bulunan Doğan, genç nüfusun toprağa yönlendirildiği, üretim gücünün artırıldığı bir tarım politikasıyla Türkiye’nin geleceğe çok daha güvenle bakacağını belirterek sözlerini tamamladı.

Muhabir: Beste Temel