YOKSULLUKTA ZİRVEDEYİZ

Abone Ol

Acı ama gerçek…

Türkiye bir kez daha Avrupa’da birinci.
Ama bu birincilik bir başarı değil…

Yoksullukta zirve.

+++

Eurostat verileri net:

Nüfusun yüzde 29,8’i
yoksulluk ya da sosyal dışlanma riski altında.

25 milyondan fazla insan.

Bu artık istatistik değil…
Bu bir ülkenin gerçeği.

+++

Ama mesele sadece rakam değil.

Soralım.

Bu tablo nasıl oluştu?

+++

Bir ülke…

Bir günde yoksullaşmaz.
Bir yılda çökmez.

Bu bir süreçtir.
Bu bir tercihtir.
Bu bir yönetim meselesidir.

+++

Türkiye yaklaşık çeyrek asırdır aynı siyasi anlayış tarafından yönetiliyor.

Bu süre içinde;

Ekonomi yönetildi…
Bütçe yapıldı…
Kaynaklar dağıtıldı…
Politikalar belirlendi…

Yani bugün yaşanan tablonun sorumluluğu başkasına devredilemez.

+++

Bugün:

İşsizlik milyonları bulmuşsa…
Gençler umudunu yitirmişse…
Emekliler geçinemiyorsa…
Çalışan aç kalıyorsa…

Bunun adı “kader” değildir.

Bu, yönetim tercihidir.

Yönetim böyle istediği için insanlarımız yoksuldur ve her geçen gün daha da yoksullaşmaktadır.

+++

Resmi işsiz 2,8 milyon deniyor…
Ama gerçek tablo 12,8 milyon.

Gençler iş bulamıyor…
Bulsa aldıkları maaşla geçinemiyor.

+++

Açlık sınırı 34 bin 587 TL.
Asgari ücret 28 bin 75 TL

Yani çalışan…

Daha baştan ekside.

+++

Yoksulluk sınırı 112 bin 661 TL

Dört asgari ücret!

Peki kaç kişi bu gelire sahip?

Cevap ortada…

+++

16,9 milyon emekli…

Bir ömür çalışmış insanlar…

Emeklilerimizin durumu göz yaşartıyor. Çocuklarından destek olmasa, ek iş yapmasalar açlıktan ölecekler.

+++

Ve tüm bunların üzerine bir de gerçek var:

Bir asgari ücretli her ay
eksi 2 bin 217 TL ile yaşıyor.

Yani sistem…

İnsanı yaşatmak için değil,
borçlandırmak için işliyor.

+++

Şimdi soruyorum, yanıt bekliyorum.

25 yıldır ülkeyi yöneten bir irade varsa…

Başarı varsa sahiplenilir,
başarısızlık kime aittir?

+++

Ekonomi kötü ise…
Yoksulluk artıyorsa…
İşsizlik büyüyorsa…

Sorumluluk da nettir.

+++

Hiç kimse çıkıp da
“Bu tabloyu biz yapmadık” diyemez.

Çünkü kararları alan da…
uygulayan da… Yöneten de bellidir.

+++

Yoksulluk sadece bir sonuç değildir.

Yoksulluk;

Yanlış politikaların,
yanlış önceliklerin,
yanlış yönetimin sonucudur.

Ve en tehlikelisi…

Yoksulluk artık geçici değil…

Kalıcı hale geliyor.

+++

Bir ülke düşünün.

Çalışanı aç…
Emeklisi yoksul…
Genci umutsuz…

Ve hala sorumluluk konuşulmuyor.

Başka konularda ülke gündemi yaratılıyor ve boş gündemler üzerinde tepiniliyor.

+++

Oysa demokrasi tam da bunun için vardır.

Hesap sormak için.

Çünkü unutmayalım.

Yetki varsa, sorumluluk da vardır.

Ve bu tablo…

Ne tesadüftür,
ne kader…

Bir yönetim tercihinin sonucudur.

Ve bu yönetim bir enkaz yaratarak ve bir enkaz mirası ile iktidardan gidecek ama bu tabloyu düzeltmek için çok fedakarlıklar gerekecek.