YOKSUL ÇOCUKLAR

Pazaryerinde küçük bir çocuk…

Abone Ol

Elinde birkaç şişe su.
“Su var… soğuk su…” diye dolaşıyor tezgahların arasında.

Kazandığı üç beş lirayı akşam annesine götürmek için.

Bir düdük sesi duyuldu mu kalbi hızlanıyor.
Zabıta geliyor.

Çocuk koşmaya başlıyor.

Elindeki su şişeleri sallanıyor, nefesi kesiliyor. Koşarken aslında yalnız zabıtadan kaçmıyor.

Yoksulluktan da kaçıyor.

*

Bazen de stadyumda görürsünüz onu.

Kafasında kocaman bir tepsi…
İçinde simitler.

Tribünlerin arasında dolaşır.

Seyirciler maça bakar.
Gol bekler.

O ise hayatın peşindedir.

Durmadan bağırır:

“Gevrek… sıcak taze gevrek…”

Tribünler ayağa kalkıp “Gol!” diye bağırırken onun aklından geçen tek şey şudur:

“Bugün kaç simit satabilirim?”

Çünkü o çocuk için skor tabelası değil, eve götüreceği para önemlidir.

*

Ama bu yalnız bir çocuğun öyküsü değildir.

Bu, büyük bir gerçeğin küçük bir fotoğrafıdır.

Bugün dünyada yaklaşık 600 milyon çocuk yoksulluk içinde yaşıyor.

Türkiye’de ise yoksul çocuk sayısı 7 milyona ulaştı.

Daha da acısı…

Okul dışında kalan çocuk sayısı son bir yılda yüzde 38 arttı.

Yoksulluk çocukları eğitimden koparıyor.

Oyuncakların, kitapların, okul sıralarının olması gereken yaşta
çalışmak zorunda bırakıyor.

Uzmanların verdiği rakam daha da düşündürücü:

Ailesi yoksul olan çocukların önemli bir kısmı büyüdüğünde de yoksulluktan kurtulamıyor.

Her dört kişiden biri yetişkin olduğunda da yoksulluk içinde yaşamaya devam ediyor.

Yani yoksulluk yalnız bugünün değil,
geleceğin de mirası oluyor.

Mersin Sosyal Politikalar Ofisi Genel Koordinatörü Hacer Foggo çok doğru bir cümle kuruyor:

“Yoksulluk insanın elinden onurlu ve özgür bir yaşam hakkını alır.”

Derin yoksulluk demek;

Her sabah uyanınca
“Bugün ne yiyeceğim?” diye düşünmek demektir.

Çocuğunun beslenme çantasına ne koyacağını bilememek demektir.

Bazen çocuğuna içirecek sütü bulamamak demektir.

Bazen eczaneden alman gereken ilacı alamamak demektir.

*

Bugün Türkiye’de 7 milyon çocuk yoksulluk içinde büyüyor.

Ama bu rakamların her biri aslında bir sayı değil.

Bir hayat.

Bir çocuk.

Bir yarım kalmış çocukluk.

Ve unutmayalım…

Bir ülkede çocuklar yoksulluk içinde büyüyorsa o ülkenin geleceği de yoksullaşır.

Çocuklar sadaka istemez.

Acınmak istemez.

Onlar yalnızca şunu ister:

Adalet.

Eşitlik.

Ve çocuk gibi yaşayabilecekleri bir hayat.