Bir bakış, bir anlık göz teması, hiçbir anlam yüklenmemesi gereken bir refleks bir başkası için bahaneye dönüşebiliyor. Ve o bahane, bir insanın canına mal olabiliyor.
Yan baktın denilerek yaralanabiliyorsun.
Yan baktın denilerek öldürülebiliyorsun.
Yan baktın denilerek birinin Azrail’i olunabiliyor.
Üstelik bu tablo sadece çocuklar için geçerli değil. Büyükler için de konuşuyoruz bunu, yıllardır konuşuyoruz. Şiddeti, cinneti, kaybolan hayatları… Ama son zamanlarda bazı isimler var ki, bu karanlığın ortasında hepimizin yüreğine ayrı bir ağırlık bırakıyor.
“Suça sürüklenen çocuk”
Geçtiğimiz günlerde Mattia Ahmet Minguzzi’nin canice hayattan koparılışının birinci yıl dönümüydü. İstanbul’da, Salı Pazarı’nda, arkadaşlarıyla alışveriş yaparken suça sürüklenen çocuklar tarafından hayattan koparılmıştı.
Evet, bu ülkede şiddet hep vardı. Kadın, erkek, çocuk, yaşlı… Ama Mattia Ahmet Minguzzi’nin öldürülmesi, birçok kişi için “artık buradan sonra bir şeyler değişir” duygusunu uyandırmıştı. Belki bir ders çıkarılır, belki bir dur denir, belki bir yerden başlanır diye düşünmüştük.
Olmadı
24 Ocak 2026’da bu acının birinci yılı yaklaşırken, henüz yas bile soğumamışken, 14 Ocak 2026 tarihinde Atlas Çağlayan öldürüldü. Daha reşit bile değildi. Hayatının baharındaydı.
O da “yan baktın” denilerek hayattan koparıldı. Ve insan ister istemez şunu soruyor: Bir insanı öldürmek için nasıl bir bahanen olabilir?
Yan baktı.
Hakaret etti.
Vurdu.
Bilmiyorum…
Bir insanı hayattan koparmanın bahanesi olabilir mi? Bence olamaz. Hiçbir şey olamaz. Bugün “yan baktın” diyerek birini bıçaklayanların sayısı ürkütücü biçimde arttı. Oysa bu sayının sıfır olması gerekirdi. Bir tane bile fazla. Ama artık “fazla” kelimesi yetmiyor, haddinden fazla.
Ve biz sadece haber olanları biliyoruz. Adını bilmediğimiz, yerini bilmediğimiz, kamuoyuna hiç yansımayan kim bilir kaç olay var. Kaç aile sessizce yas tutuyor, kaç anne-baba adını bir daha duyamayacağımız çocuklarını toprağa verdi?
Yetmedi mi?
Her gün “o onu öldürdü”,
“bu bunu darp etti”,
“şiddet uyguladı”,
“kaçırdı”,
“hakaret etti”…
Artık hiçbir şiddet haberini görmek istemiyorum. Duymak istemiyorum. Buna alışmak istemiyorum. Artık son olsun ve bitsin. Daha fazla kayıp vermeyelim.nDaha fazla ismi ezberlemek zorunda kalmayalım. Tekrar görüşünceye dek hoşça kalın…